Tutku Oyunları-Aleatha Romig || Kitap Yorumu ve Alıntılar

Kitabın Yazarı: Aleatha Romig
Orjinal Adı: Consequences
Seri Adı: Consequences #1
Çeviren: Gizem Yeşildal
Yayınevi: Arkadya Bitter
Kitap Türü: Yetişkin, Gerilim
Yayınlandığı Yıl: 2015
Sayfa Sayısı: 639
ARKA KAPAK
Aşk, günahlarla yoğrulmuş bir oyunu bozabilir mi?
Claire Nichols, kusursuz hayatların, büyülü masalların ardında en kötü kâbusların yaşanabileceğinden habersizdi. Ta ki onunla tanışana kadar; Anthony Rawlings. Zorba, acımasız, gözü kara. Fakat aynı zamanda da zengin, kibar, güçlü ve nefesleri kesecek kadar yakışıklı.
Parıltılı yaşamların gürültüsünden uzak, sıradan bir barmen olan Claire, onun tatlı tuzağına düştüğünde ise artık her şey için çok geçti. Nefretin bile çekici geldiği bu dünyada, tutku ve şehvet dolu bir oyunun en önemli parçasıydı artık.
Bu oyunun sınırları yok ama kuralları var. Hayatta kalmaksa ancak bu kurallarla mümkün.
Selamlar ve de güzel bir haftasonundan günaydınlar!!!
Umarım keyfi bol bir haftasonuna başlarsınız.
Malumunuz Deniz Kızları olarak bu sefer Arkadya Bitter'in yeni bebeği Tutku Oyunları'nı konuk ettik. Eğer hazırsanız kemerinizi bağlayın ve yoruma geçelim :)
Neresinden başlasam acaba? Öncelikle elimden geldiğince spoiler vermemeye çalışacağım; çünkü kitabı okurken netteki bir yorumdan çok çok ağır spoilerler yedim. Tavsiyem bu tarz yorumlardan kitabı okumadan uzak durmanız :) Ha okuduktan sonra yorumları okuyup dedikodu yapmak serbest tabi :) Ne diyordum? Hah, evet; kitap!
Bitter etiketini görünce ve bu kadar sansasyonel bilgi dönünce ortalıkta, insan erotik bir romance okuyacağını sanıyor. Eh, başta ben de öyle sandım :)  Ama arkadaşlar, bu kitap bir erotik romance değil! Hatta yazar bu tür sahneleri o kadar üstü kapalı geçmiş ki, kitabı okurken ne kadar yalnış bir önyargıya kapıldığınızı hemen anlıyorsunuz. Ha, diceksiniz ki o zaman +18'lik kısmı ne? İşte o kısım bolca şiddet içermesinde. Kitap fiziksel ve psikolojik şiddet içeriyor. Bilin ve ona göre okuma kararı alın. Hadi konuya azıcık göz atalım:
Claire 26 yaşında bir meteoroloji uzmanıdır. İşine aşık olsa da çalıştığı şirketin el değiştirmesi sonucu işsiz kalır ve borçlarını ödemek için bir barda barmenlik yapmaya başlar. Claire'ın son derece sıradan ve kendi rutinini oturtmuş bir hayatı vardır. Ta ki Anthony'le tanışana dek!
Kitap Claire'ın tanımadığı bir odada gözlerini açışıyla başlıyor. Kızımız son derece bitap durumda. Ve önceki gecenin anılarını anımsayınca durumun ne kadar da vahim olduğunu fark ediyor. Bara gelen gizemli adam, Anthony tarafından bir nevi alı konulmuş durumda. Sebebi ise ne olduğunu önemsemeden imzaladığı bar peçetesi. Anthony'e göre bu peçete bir anlaşma! O Claire'ın borçlarını ödeyecek, Claire ise Anthony ne isterse onu yapacak!
Başlarda Claire o odadan kurtulacağını, bu yaşadıklarını geride bırakabileceğini düşünüyor. Ama her küçük isyanında ya da karşı koyuşunda cezalandırılıyor. Cezalar başta fiziksel şiddet gibi görünse de, asıl daha etkili olanlar psikolojik olanlar. Ve inanın bu sayfaları okurken Anthony'i boğmak, öldürmek, parçalamak isteyeceksiniz. Tamam şiddete karşıyız ama, yemin ederim tüm kitap boyunca Anthony'nin ağzına ıslak odunla vurasım geldi!!!
Kitap boyunca Anthony'nin Claire nasıl da baskıladığını okuyoruz. Ve tabi ki beyimiz ne isterse elde ediyor!
Ha, şunu söyleyeyim: İşin içinde başka bir iş var. Bu son sayfalarda netlik kazanıyor. Anthony'nin de kendince hastalıklı nedenleri var. Yeri geliyor, adama da acıyacak gibi oluyorsunuz. Ama sonra, hopppp bir şey oluyor ve tüm iyi duygularınız buhar oluveriyor.
İnkar edemem ben kitap boyunca adam ha aşık oldu, ha aşık olacak diye bekledim. Bir yerde buna inandım da; ama adamın davranışlarında gram değişiklik olmadı.
Anthony nasıl bir karakter bunu biraz daha açmak gerekirse diye not düşeyim:
45 yaşlarında, sıfırdan bir imparatorluk kurmuş, kontrol delisi, görünüşün her şey olduğunu düşünen, baskıcı, kuralcı biri. Empati yoksunu olduğunu söylememe gerek yok sanırım. O kadar katı ve bencil ki... Ha, bir de bu adam, hedefine odaklanmış bir füze gibi. Patladığında kendisinin de yok olacağından habersiz!!!
Yani Anthony, bebeğim, ağzınla kuş tutsan şu saatten sonra gözüme giremezsin!
Belirtmeliyim ki, yazar kesinlikle ve kesinlikle seveceğiniz bir erkek karakter yaratmamış. Ha, yazara sorarsanız Anthony'nin çok seveni varmış, ama ben o sevenlerden bayâ şüpheliyim :)

Claire'ı gelirsek...
Kitap boyunca çokça 'Kızım sen mal mısın?' 'Bu kız acaba neden kaçmayı denemiyor?' 'Nasıl olur da bu adama bir şeyler hissedebilir?' gibi sorularla dolup taşıyorsunuz. Hatta yanında olsanız tutup bir sarsmak istiyorsunuz! Ama şu da var:
Ben bu kızı kavanoza hapsedilmiş çekirgeye benzetiyorum. Bu hikâyeyi bilirsiniz, çekirge kavanoza hapsedildiğinde kavanoz yüksekliğinde zıplamayı öğrenir. Onu kavanozdan çıkarsanız da artık sadece kavanoz yüksekliğinde zıplar. Psikolojide adı bile var: ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK...
Claire bunun en büyük örneği... Kendini korumak adına yaşadığı anı parçalara ayırıyor. Düşünmesinin yaralayacağı konuları öteliyor, görmezden geliyor. Sonuçta ortaya ne kadar yükseğe zıplaması gerektiğini bilen bir çekirge çıkıyor.
Aslında daha bir dünya şey söylemek istiyorum kitapla ilgili...
Ama işte söyleyemiyorum!!!
Yorumun sonlarına geçmeden evvel hemen bir dipnot daha açayım:
Arkadaşlar... Evet, etkinliğin başından beri kitapta şiddet var diyoruz. Tecavüz var, psikolojik baskının en ağır örnekleri var. Ama bu şu demek değil: bu kitap şiddete özendiriyor ve tecavüzü meşru kılıyor. Kesinlikle böyle bir şey yok!
                      
Aksine yazar can yakan bir yerden olaya bakıp, Claire'ın neler hissetmiş olabileceğini ve nasıl böyle bir kadına dönüştüğünü anlatmış.
Ha, şu da var: Biz kitabı okurken bol bol 'Bu kadın bu kitabı nasıl bir kafayla yazmış!!!' dedik.
Ah, Whatsapp konuşmalarımızın dili olsa da anlatsa! Nasıl okuduk bu kitabı, bir görseniz :)
Kitabın o sonu var ya... Bizi bizden aldı!
Bu arada yazarın üslubundan bir parça bahsetmek istiyorum. Çünkü kitap boyunca hep şunu sorguladım: Bu kadın neden bu kadar az betimleme yapmış?
Evet, kitapta şiddet içeren yerlerin betimlemesi yapılmış olsaydı, okumak daha sarsıcı olurdu. Bu açıdan belki bu iyi bir şeydir. Ama dozu bir tık üstte olabilirmiş diye düşünüyorum.
Veee son olarak!
Sevgili Arkadya Bitter'den önemli bir ricam var:
N'olur devam kitaplarını ACELE çıkarın!!! Zira beklemeye gönlümüz el vermeyecek.


Çok konuştum değil mi :)
Ama postu bitirmeden hemen puanımı da söyleyeyim:
Bu kitap 10'den daha azına layık değil :)
Keyifli okumalarınız olsun :)





3 yorum :

  1. Yorumu tekrar tekrar okumayı bırakıp kitabı okuduğum gün de gelecek -.-

    YanıtlaSil
  2. Canım, ben ki ilk kitapta, özellikle finalde Tony'i öldürmek istedim. Şüphesiz karşımda olsa, gebertirdim, ama yazar ikinci ve üçüncü kitapta bunu tersine çeviriyor. Claire'i öldürmek, Tony'e sarılmak istiyorsun. O derece allak bullak oldum. Özellikle, üçüncü kitapta Tony yok mu? Allah'ım ağlattı beni pis.

    YanıtlaSil
  3. Sorun bende mi acaba?İlk kitabi okumaya başladığımda sinirden 90. sayfada bıraktım.. Sonra tekrar başladım birşey fark etmemiş bu kadar sıkıcı bi anlatım olamaz diye düşünüyorum.. sonunu okusam birşey fark etmeyecek bıraksam vicdan azabı yordu beni yeminle��

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI