Yağmur Yağarken-Lisa De Jong || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Lisa De Jong
Orjinal Adı: When It Rains
Çeviren: Duygu Yücel
Yayınevi: GO! Kitap
Kitap Türü: Aşk, Romantik, Dram
Yayınlandığı Yıl: 2015
Sayfa Sayısı:  400
ARKA KAPAK
Hayatım bir gecede sonsuza dek değişti.
Beau benim ilk aşkımdı. Sonra her şey altüst oldu. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Ona nedenini söyleyebilsem keşke. Ama söyleyemem. Hiç kimseye söyleyemem. Ona ne kadar ihtiyacım olduğunun farkında bile değilmişim. Ta ki gidişiyle yapayalnız kalana kadar.
Sonra Asher Hunt çıkageldi. Büyüleyici bakışları ve muzip gülümsemesiyle... Herkes ondan uzak durmamı söylüyordu. Oysa onun tek yaptığı beni esir alan acılarımı dindirmekti.
Ben, kaderimin o yağmurlu gecede mühürlendiğini sanıyordum ama Asher bana bunun sadece yeni bir başlangıç olduğunu gösterdi. Beni kurtardı. Bana yeniden umut verdi. Ama şimdi hayatım bir sır yüzünden bir kez daha altüst olmak üzere…
(Tanıtım Bülteninden)
Selamlar herkese!!!
Nasılsınız? Umarım keyfiniz yerindedir ve hayat bugünlerde sizin için çok çok güzel ilerliyordur.
Malumunuz, çok sık post giremeyeşimden anlaşılacağı üzere ben şu ara çok çok çok yoğunum. Detaylar hakkında ayrı bir postta iç dökerim :)
Son zamanlarda epey kitap okudum. Bunlardan biri de GO! Kitap etiketiyle raflarda yerini alan, new adult türünde yazılmış Yağmur Yağarken oldu.

Öncelikle eğer new adult zevk alarak okuduğunuz bir türse, bu kitap tam da aradığınız kitap benden söylemesi.
Otuzlarıma sayılı yıllar kalmışken, tahmin edilebileceği gibi new adult zaman zaman beni sıkan bir tür. Ama çok şükür ki bu kitap öyle olmadı. Çünkü ben tam bir DRAM delisiyim!
Hemen kitaptan bahsedeyim sizlere...
Kate, birkaç yıl öncesine kadar dışa dönük, eğlenceli, geleceğe dair hayalleri ve umutları olan bir genç kızdır. Beş yaşından beri tanıdığı Beau'ya âşıktır ve hayat onun için pek çok yaşıtı kadar sıradandır. Ta ki yağmurlu bir akşama kadar.
Arkadaşıyla birlikte bir maç sonrası partisine katıldığında ve okulun yakışıklı ve popüler futbolcusu Drew ona ilgi gösterdiğinde, bu ilgi Kate'in hoşuna gider. Ta ki işlerin rengi değişene kadar.
O yağmurlu akşam, Kate'in hayatını geri dönülemez şekilde değiştirir. Genç kızı öyle büyük bir karanlığa hapseder ki, iki uzun yıl boyunca Kate o karanlıkta kendi sesini bile duyamaz.
Burada hemen bir parantez açmak istiyorum. Yaşanan bu olayın ne olduğunu az çok tahmin etmişsinizdir. Kızımız tecavüze uğruyor. Ülkemizde de, ne yazık ki kanayan bir yara olan tecavüz şüphesiz ki bir kadının yaşayabileceği en ağır ve zor şeylerden biri. Bu Kate için de kolay olmuyor. Genç kız yaşananlardan kendini sorumlu tutmanın yanı sıra, kendini yaşayabileceği hiçbir güzel şeye layık görmüyor. Ve hayatındaki insanları kendinden uzak tutarak, kendisi için güvenli bir kabuk örüyor. O kabuğun içinde yaşamak, KAte için pek çok şeyle yüzleşmekten ve başa çıkmaktan daha kolay. Uğrunda kaybedecekleri olsa da... Çünkü KAte'e göre o zaten her şeyini kaybetti. Ta ki Asher Hunt, çalıştığı restoranın kapısından içeri girene dek.
Evet işte burası tam da iç geçirmemiz gereken yer... Asher sadece o kapıdan içeri girmekle kalmayıp kızımızın hayatına da giriyor. Ve Kate, iki sene sonra tekrardan nefes almaya başlıyor. Yavaş yavaş... İşte Asher'ın yaptığı tam olarak bu. KAte'in sınırlarını aşama aşama zorlayarak genç kızı çekildiği kabuktan dışarı çıkarıyor. Aslına bakarsanız Kate'in kendini yeniden bulmasını sağlıyor. Ya da şöyle söyleyelim: Kate'in, devam edebilmesi için, ne kadar güçlü olduğunu keşfetmesini sağlıyor. Ve böylelikle kitabı okuyan herkes gibi Asher benim de kahramanım oldu.
Ama her şey bu kadarla kalsa kitapta keşfedecek ya da bizi şaşırtacak bir şeyler kalmazdı değil mi? Asher'ın da o kasabaya kapanmasının bir nedeni var. Sakladığı, açıklayamadığı sırları...
Size şu kadarını söyleyeyim: Kitabın son 100 sayfasını falan metrobüste okudum ve ağlamamak için çenemi sıkmaktan tüm kaslarım acıdı. Belirli aralıklarla kafamı kaldırıp derin nefes almam ve gözlerime biriken yaşları dağıtmam gerekti.
Tamam ben iflah olmaz bir romantiğim; orası artık tartışmaya kapalı biliyoruz da, kitap sahiden çok hüzünlü ve de duygu yüklü.
Kurguyla ya da kitabın gidişiyle ilgili sizlere başka bir şey söylemeyeceğim. Sadece şunu eklemek istiyorum:
Yazarın ilişkilere baktığı yerde ruh ikizi ve gerçek aşk kavramlarını irdeleyişi var. Kitabı okurken içime sinmeyen tek nokta bu kısım oldu. Teze itiraz ettiğimden değil. Sadece bu tezini destekleyecek, okurun inancını pekiştirecek biraz daha sayfa kaleme alsaymış kitap çok daha mükemmel olurmuş.
Yine de kitap çok güzeldi. Hatta benim GO'dan okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim. Kesinlikle tavsiyemdir.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI