Deniz Kızları ile Okuma Etkinlikleri || Gece ile Şafak-Fatma Erdek || Yazarın Diğer Kitapları


Selamlar, etkinliğimizin 3. gününde yine ben :)
Aslında bu etkinliğe özel ilk vlogumu çekmek istiyordum ama hadi itiraf edeyim, cesaret edemedim :) O yüzden yazıyla idare ediverin :P
Söz konusu sevdiğim yazarlar ve sevdiğim kitaplar olduğunda benim çenemin bağı bildiğiniz çözülüyor ve bazen spoilerin dozunu da kaçırabiliyorum.
O yüzden baştan uyarayım, bu post çenemin düştüğü o yazılardan biri olacak ve spoiler sevmiyorsanız lütfen okumaya devam etmeyin. Ben uyardım, demedi demeyin :)))

Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir.

Aşk; herkesin yüreğindeki boşluğa göre şekillenen, herkesi farklı bir yerden vuran, herkesi başka bir iman ve ibadetle dolduran, öylesine sınırsız ve öylesine belirsiz bir kavramdı ki.
Aşk bir evrendi. Sonsuzluğun içinde, milyarlarca tür barındıran, kimi ateşten, kimi ışıktan, kimi dumandan, kimi yeşilden, kimi beyazdan, kimi sudan, kimi topraktan...
Milyonlarca farklı yıldız, canlı, cansız ve bilinmezden oluşan evren kadar zengin... Milyonlarca şarkıya, şiire ilham olacak kadar bereketli...
Kimine umut getirecek kadar parlak. Kimini umutsuzluğa mahkûm edecek kadar karanlık. İşte bu kadar değişken, bu kadar tanımsız bir şeydi aşk...
Bir tek, tarafları net ve değişmezdi. Bir "seven" bir de "sevgili..."
Yusuf ve Yesra... İki kardeş...Tek can... Ve onları ayıran babaları... Küçük Yusuf'u tarikatın emrine gönderirken, gencecik Yesra'yı yaşlı tarikat liderine eş olarak verir.
Sonra...
Sonrası mücadeleci Yusuf'un tarikattan kaçışı ve Barlas oluşu. Hayatı keşfi . Mucizelerin ona getirdiği hayatının melekleri Nesil ve Ekin. İç içe geçmiş, soluk soluğa okunan bir adamın iki hayat mücadelesi. Yesra ve Yusuf'un yürek burkan, sarsan hikâyesiyle irkilecek, Nesil ve Barlas'ın aşklarıyla yaşamın ne denli bir mucize olduğuna tanıklık edeceksiniz...
(Tanıtım Bülteninden)

Benim Fatma Erdek'le tanışıklığım Samsun'da kitapçı rafında bir kitabın dikkatimi çekmesiyle başladı.
"Hafif acılar konuşabilir; ama derin acılar dilsizdir..."
Kapağına konuk ettiği bu cümle can evimden vurdu. Ve Melekler Zamanı o cümleyle kitaplığımdaki yerini aldı. Kitabın detaylı yorumunu merak ederseniz buyrun: TIKK
Kitabı okuduğumdaysa... Bu nasıl anlatılır bilmiyorum inanın. Melekler Zamanı'nın bende yeri her daim başka olacak buna eminim. 
Yusuf, Yesra, Barlas, Nesil... Ve minik mucize Ekin... 
Öyle başarılı bir ilk kitap ki, okuyanı tek kelimeyle mest ediyor. Yazara göre Melekler Zamanı onun kalfalık eseri... Ama emin olun okuduğunuzda 'Bu kalfalık eseriyse ustalık eseri nasıl olur ki?' diyorsunuz. Aranızda hâlâ Melekler Zamanı okumayan varsa hemen bir tane edinin, benden söylemesi.

Hemen ardından Kara Kış Beyaz Düş geldi... 

"O gece Selim'in gözlerinde, inanmak istemediğim gerçeği okumuştum. Bütün varlığıyla doğrusöylüyordu. Bana karşı hissettiği yasak aşk, onun kıblesi olmuştu. Bu aşka ibadet ediyordu. Söyleyeceğim, yapacağım hiçbir şey bunu değiştiremezdi. Yaşamaya ya daölmeye, aldırmıyordu." Annesinin mutluluğu için, iki ateş arasında kalmış bir genç kız... Ortak bir kaderi paylaşan, iki yaralı yürek...
(Tanıtım Bülteninden)
"İsimler değişir. Yüzler, tenler, renkler, yerler değişir. Ancak sonlar ve sonlara giden
yollar asla değişmez. Gün gelir, iki kadın, tıpkı kumaş ile astar gibi aynı kalıp üzerine, aynı makasla biçilir. Tıpkı Akgül ve benim gibi... Bir elbisenin birbiri üzerine geçmiş iki parçasıydık biz. Akgül kumaşıydı bu elbisenin, görünen yüzüydü. Bense gizli yanı, astarıydım..."
Akgül ve Zeynep...
İki yaralı yürek... Bu kitap... Nasıl söylesem, insanın boğazına kocaman bir yumru düğümleyip bırakıyor. Öyle bıçak sırtı bir konuyu, öyle ustalıkla işleyip, insanın yüreğine dokunuyor ki yazar büyüsüne kapılmamak, etkileyen her satırda takdir etmemek mümkün değil.
Fatma Erdek, yazdığı karakterlere kelimeleriyle ruh üflüyor. Hayat veriyor. Tek bir an okuru 'Acaba' ile sorgulatmıyor.
Öyle bir dram kalemi var ki, yazdıkları okuru baymak bir yana satırları su gibi içiriyor. Ben kalemine bu denli dram yakışan başka bir yazar tanımıyorum.
İtiraf ediyorum, benim için Fatma Erdek dramları bambaşka bir yerde ve hep orada kalacaklar.

İşte tam da bu beklentiyle yazarın 3. kitabını beklerken ve yine dram okuyacağımı umarken bu kez de Erken Rüya Zamanlar'la karşımıza çıktı Fatma Erdek...

Yarım kalan aşklar, tamamlanmamış cümleler gibidir. Bir hıçkırığa düğümlenmiş itiraflar,bastırılmak zorunda kalınan hevesler, gönderilmemiş, hatta kaleme dahi alınmamış, yürekten yüreğe yazılan mektuplar, saklanmış duygular, beklenmedik bir veda, zor anlar, zor yıllar…
Ayrılık…
Oysa, söylenecek ve yaşanacak ne çok şey vardı daha. Aradan geçen yıllar, onların aşklarını güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştı. Birbirini kıyamete kadar sevmek için yaratılmış olan Eser ve Nehir için de, cümle tamamlanmamıştı henüz.
Sağ elimle kalbimin üzerine dokundum. Sanki gerçekten de var olan bir yaraya değiyordum. Yavaşça, usulca, aşkla… Ah, kalbim! Bedenimin en iflah olmaz, en söz dinlemez, en laf anlamaz yeriydi. Başkasına dilsizdi, kördü, sağırdı. Sadece Eser oturmuştu oraya ve bir dağ kadar yüksek, bir dağ kadar ağırdı.
Sen hep oradaydın Nehir. Gittim sandığında bile ben seni bırakmadım. Yumdum avuçlarımı, sakladım sıcaklığını… Kader bu, biliyorum. Bu, elinde değil insanın. Sevdaların her biri birbirinden farklı. İçerikleri, derinlikleri, hissetme şiddetiyle doğru orantılı. Benimki bir depremdi, bir iç sarsıntısı. Bir vurgun, bir kalp yarılması. Seni gördüğüm gün başladı. Her yaşımda, her yılımda azalır sandım, umdum ama olmadı.
(Tanıtım Bülteninden)
Tabi tembel ben bu kitabı okudum; ama yorum giremedim.
Her ne kadar Melekler  Zamanı'nda aşk vardıysa da bence dram yönü daha ağırdı. Ve o kitapta verilmek istenen mesaj bambaşkaydı. Keza Kara Kış Beyaz Düş... Orada anlatılan konunun yanında aşkın esamesi bile okunmazdı. Ama Erken Rüya Zamanlar... İşte bu tam bir aşk kitabıydı.
Yazar adeta 'Gelin bir de benden okuyun aşk romanı nasıl olur...' demiş. Öyle bir erkek karakter yaratmış ki... Eser bir erkeğin nasıl sevmesi gerektiğinin en güzel örneği gibi...
Yıllara meydan okuyan, eskimeyen, yitmeyen, tükenmeyen ömürlük bir sevdayı Eser'le Nehir'de ete kemiğe bürüyüp, okurun beğenisine sunmuş.
Eee, efendim bize de okumak düştü.
Dilerim asla Fatma Erdek kaleminden mahrum kalmayız :)
Yazarımızın ilhamı daim olsun, mürekkebi hiç tükenmesin. O yazsın, biz de hep okuyalım :))

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI