Küçük Bir Hayal Kur-Susan Elizabeth Phillips || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Susan Elizabeth Phillips

Orjinal Adı: Dream a Little Dream
Seri Adı: Chicago Stars Serisi #4
Çeviren: İpek Hüyüklü
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Türü: Günümüz Aşk, Yetişkin Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 448
ARKA KAPAK 

Bir anne çocuğu için her şeye göğüs gerebilir: geçmişin acı verici anılarına, aşağılanmaya. Peki aşkından vazgeçebilir mi? Rachel Stone kötü anılarla ayrıldığı kasabasına, bozuk arabasıyla ve beş parasız geri döner. Üstelik bu kez yanında oğlu da vardır. Ama kötü şöhrete sahip bu inatçı genç dul, bir savaşçı olmayı öğrenmiştir… ve oğlunu korumak için her şeyi yapmaya hazırdır Tek isteği yalnız kalmak olan Gabe Bonner, hayatına ansızın giren bu güzel yabancıdan hoşlanmaz ama huysuz ve başını derde sokma konusunda oldukça yetenekli kadın, belki de Gabe'i aşka inandırabilecek tek kişidir. Duygularını yitirmiş bir adamın, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir kadınla buluştuğu Salvation, Kuzey Carolina'ya hoş geldiniz… Burada hayaller gerçeğe dönüşüyor!
"Sıcak ve eğlenceli bir hikâye."
-Los Angeles Times-
"Yazarın şimdiye kadarki en iyi kitaplarından biri…"
-Detroit Free Press-


(Tanıtım Bülteninden)

Yine bennnnnn !!!
Chicago Stars Serisi'nin 4. kitabını okuyamamak bana hep dert olmuştu. Meğer hakkım varmış... Kitabı o kadar beğendim, o kadar beğendim ki asla tam olarak neler hissettirdiğini anlatamam. Ve SEP bir kez daha kalbimi çalmakla kalmadı, baş köşeye yerleşti diyebilirim. Nasıl bir kalemdir bu, cidden hayranım.
Uyutmayan öksürük nöbetlerim sağolsunlar kitaba dün gece bu vesileyle başladım ve 448 sayfa kitabı ayraçsız birkaç saatte bitirip sabahladım. O kadar güzel, o denli akıcı ve de öyle dokunaklıydı ki...
Önce kitaptan bahsedeyim biraz sonra ayılıp bayılayım.
Rachel; çok hoş anılarla ayrılmadığı kasabaya 3 yıl sonra beş yaşındaki oğluyla dönmek zorunda kalır. Bu zorunlu dönüşün kasaba halkının pek hoşuna gitmeyeceğinin farkında olsa da genç kadının başka çaresi yoktur. Oğlu Edward yeni ağır bir zatürre atlatmış, kalacak yerlerini ve işini kaybetmiştir, üstelik cebinde de sadece dokuz doları vardır.
Külüstür arabası kasabanın girişinde son nefesini verdiğinde Rachel'in son ihtiyacı olan şey aynı zamanda ev olarak da kullandıkları bu arabanın da elinden kayıp gitmesidir. Ama anlaşılacağı üzere hayat Rachel'e pek de şefkatli davranmıyor. Kasabada onu tanıyan hiç kimsenin ona iş vermeyeceğinin farkında olan Rachel tam da arabasının bozulduğu yerdeki yerel, eski açık hava sinemasının afişine asılmış eleman ilanına dört elle sarılır. Tabi hesaba katmadığı mekanın sahibi, kaba, sinir bozucu, buz gibi sert ve katı Gabe'dir. Ama Rachel öyle çaresizdir ki bu iş için her şeyi yapmaya göze almıştır.

Gabe'in ise kendi şeytanları vardır. Karısı ve oğlunu kaybettikten sonra kendini her şeye kapatmış, sert bir kabuğun ardına gizlenmiştir. Gabe'in istediği son şey hayatına teklifsizce dalacak, arzulayacağı bir genç kadın ve ona oğlunu anımsatacak ürkek bir oğlan çocuğudur. Tabi tahmin edersiniz ki kaderin kendi planları var!!! İyi ki de var...

Burdan sonrasında SPOİLER in dozunu kaçırabilirim bilginiz olsun ona göre okuyun. Yani demek istiyorum ki bolca SPOİLER VAR!!!
Kocasının başına açtığı işlerden sonra o kadar zor günler geçirir ki Rachel, oğluyla hayatta kalabilmesi ciddi manada bir mucize. O kadar fedakar bir anne ki o, oğlu için tüm ihtiyaçlarını görmezden geliyor. Yemeyi bile... Kadının o fakirliği ve seçeneksizliğini öyle bir anlatmış ki yazar. İçinizde öyle bir yere dokunuyor ki o hal... Tek elbiseyle idare edişi, yırtık ayakkabılarının o içler acısı hali. Ama tüm bunlara rağmen şikayet etmeyişi... Bayılana kadar aç gezen bir kadından bahsediyoruz... Ah Rachel ya sen nasıl bir kadındın öyle... Tamam SEP'in güçlü kadın karakterlerine aşinayız ama Rachel bambaşkaydı. Bir de yine SEP'in Balayı'ndaki Honey'i bana bu kadar dokunmuştu.
Vee Edward... Allah'ım o kadar tatlı bir çocuk ki. VE okurken içinizde öyle bir yere dokunuyor ki emin olun tutup sarıp sarmalamak istiyorsunuz. Yaşadıkları zor şartlar onu yaşından daha olgun bir çocuğa dönüştürmüş, fazlasıyla uysal, içe dönük. Yani size şunu söyleyeyim garibim çocuğumun hali herkese dokundu bir Gabe'e dokunamadı.
Gabe demişken... O kadar katılığına ve bazen sinir bozucu olmasına rağmen adama hiç kızamadım. Rachel'e yemek yedirebilmek için giriştiği o gayret... Edward'ın gözlerinin içine uzun uzun bakamayışı, çocuğa her bakışında ister istemez onu oğluyla kıyaslayışı... Upuzun bir süre Gabe Edward'ı hep oğlunun gölgesinde gördü. Bu da haliyle çocuğa sempati beslemesine engel oldu. Ama yine de o kadar yüce gönüllü bir adam ki çocuğun isteğine kulak verip ona ilk kez Chip diye seslenen de yine o oldu. Gabe'in Edward'ı kabullenemeyişi kitaba öyle bir gerçekçilik katmıştı ki işte bu dedim. Veee adamın gözlerindeki o gölge kalkıp Chip'e ilk kez gerçek anlamda baktığında ve çocuğun o naifliğini gördüğünde... Gabe boğazıma koca bir yumru bıraktı inanın. Hele Chip'in gitmemek için 'Muş Gibi' oyunu... Gabe'den korkmasına rağmen 'beni seviyormuş gibi bile yapamaz mısın?' deyişi... Ah çocuk, ah... Bu kitabın pek çok yerinde ağladım itiraf ediyorum. SEP benim yüreğime dokunuyor ne yapayım...

Bu arada Gabe serinin üçüncü kitabından hatırlayacağımız Cal'ın kardeşi. Ve haliyle kitapta Cal ve Jane'e de rastlıyoruz. Üstelik güzeller güzeli kızlarıyla...
Bir de bu Bonner kardeşlerin en küçüğü Ethan var ki kendisi haşarı bir papaz. Onun Kristy ile olan ilişkisi ise ayrı bir gülümseme kaynağı. Evet SEP klasiği kitaplardaki ikinci çiftler... Bu sefer de piyango Ethan ve Kristy'e vurmuştu ve ben tabi ki Kristy'e bayıldım.
Ha bu arada 3. kitapta Cal'u çok çok sevmeme rağmen bu kitapta Rachel'e yaklaşımından dolayı adamdan nefret ettim. Jane kafasını kırsa 'OH!' diyecektim :)) Neyse neyse neticede her şey tatlıya bağlandı.


Fark edileceği üzere orijinal kapak kullanılmamış. İyi de olmuş... Ben Türkiye edisyonunun kapağını çok beğendim. 
Veee ne diyordum... Bu seride okumadığım bir tek 7. kitap kaldı. Eee, o da henüz dilimize çevrilmedi. Bir an evvel çevrilse de okusak. Ama ben o arada seriye baştan başlayabilirim. 

Kitaba puanım 10 !!!
Keyifli okumalarınız olsun :)


4 yorum :

  1. upsss geçmiş olsuunn... bu arada o nasıl bir yorum girişiydi öyle yaa heycan yaptım kalbim küt küt attı ve gözlerim beni yanıltmıyorsa kitaba 10 puan gelmiş *.* demek ki benim de SEP okuma zamanım gelmiş de geçiyor ellerine sağlıık <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheheh :) Heyecan yapmışım ya onu hissettin demek ki :P
      Münevver sana inanamıyorum henüz SEP okumadın mı o.OOOOOO
      İlk fırsatta Balayı'nı al ve ondan başla kuzum. Kesinlikle pişman olmayacaksın

      Sil
    2. ya ama bende Balayı vardı da ben onu okumadan hediye ettim.... cigerim yanıyor itfaiye çağırıınn :'( Fuara artık pegasus müptelasıyım :'(

      Sil
    3. Yaaa biz buna ön yargı diyoruz :P Pegasus kitapları çok pahalı ne yazık ki. Ben hep netten sipariş verdim bu seriyi

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI