Bridgerton Serisi'ne Genel Bakış ve Yazar Hakkında


Eh malumunuz bu seriyi kafaya koydum şu sıralar :) Bitirmek için ne kadar didindiğimi bir ben bir Allah bilir. Kitapların tümünü bitirmişken seriye genel bir bakış atmakta fayda var diye düşünüyorum. 
Esasında ben seriyi Öpüşünde Saklı'ya kadar okumuştum; ama Biz Evleniyoruz'a başlamadan evvel seriyi baştan okuyup bloga da incelemelerini eklemeye karar verdim. İyi de oldu :)
Seri aynı sırayla basılmadı maalesef Türkiye'de, benim de ilk beş kitabı çok da sıralı okuduğum söylenemez. Bu yüzden seriye yeniden başlamak mantıklı göründü....

Julia Quinn'in okuyucu üstünde rahatlatıcı bir etkisi var. Evet yazar muhteşem kurgularla çıkmıyor belki karşımıza; ama dili kesinlikle çok eğlenceli. Karakterleri son derece zekiler :) Sanırım kitapları bu denli eğlenceli kılan da karakterlerin zeki oluşları...
Bu yazarı okuduğum her defasında acaba historical değil de çik-lit yazsa nasıl olurdu diye merak etmeden duramıyorum mesela. Çik-lit de Sophie Kinsella benim listemde açık ara önde olsa da Julia Quinn'den de bu tarzda bir kitap okumak isterdim.

Neyse neyse... Hemen seriye geri döneyim. İlk kitap yorumumdan sonra seri sıralamasın vermiş olsam da yeniden eklememin kimseye zararı dokunmaz. Hem böylelikle tüm yorumlar toplanmış olur...


(Bağlantılara tıklayarak yorumlara ulaşabilirsiniz)


Nette, özellikle yazarın resmi sayfasında seriyle alakalı çok güzel görseller var. Ben de dayanamayıp bir kaç tanesini paylaştım :)
Kitapları yorumlarken de karakterlerden bahsetmiştim ama hazır genel bakış demişken onlardan yeniden bahsetmesem olmaz.

Edmund Bridgerton; ailemizin babası... Kitapta bu karakteri göremiyor olsak da ismi sık sık geçiyor. 
Kendisi henüz 38 yaşındayken arı sokması sonucu zehirlenerek ölüyor. En küçük Bridgerton Hyacinth babasıyla hiç tanışmamış... 
Özellikle Anthony'nin hikayesi En Çok Beni Sev'de babamız hakkında pek çok özellik öğreniyoruz. Kendisi son derece ilgili bir baba ve karısına aşık, sadık bir adam. 

Violet Bridgerton; ailemiz anaç tavuğu... Seri boyunca bu kadına hayranlığınız her daim taze kalacak emin olun. Kendisi son derece kurnaz ve de akıllı bir kadın. Aynı zamanda çok da iyi kalpli... Ve onun iyiliğini büyüttüğü tüm çocuklarda görmek mümkün.
Esasında dırdırcı bir anne modeli çizse de son derece de anlayışlı bir kadın. Mesela Benedict'in Sophie ile evliliğinin büyük bir skandal olacağını bildiği halde bu evliliğe asla karşı çıkmadı. Çocuklarının mutluluğunu her şeyden üstün tutan sevimli bir kadın anlayacağınız. 
Üstelik Son Söz Aşk'ın kitabında edindiğimiz bilgiye göre kendisi bekarken pek de popüler bir genç hanım değilmiş ve bu yüzden kıyıda köşede kalmış genç hanımlara karşı zaafı var. Bekar oğulları her baloda bu kızların en az bir-iki tanesini dansa kaldırmak zorundalar :)
Eşi öldüğünde en küçük çocuğuna hamile olan annemiz son derece de güçlü bir kadın. 
Bütün ailesini her daim bir arada tutmak onun görevi...

Anthony Bridgerton; en büyük kardeşimiz... O bir Vikont... 18 yaşındayken babasını kaybettiklerinde, bu kayıptan en çok etkilenenlerden biri olmasına rağmen ailesinin de tüm sorumluluğunu üzerine almış biri o. Her ne kadar en büyük kardeş olarak bu onun görevi olsa da Anthony ciddi manada sorumluluk sahibi.
Tabi bu karakterimizin hovarda olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Gerçi tüm Bridgerton erkekleri öyleler...
Kate ile tanıştıklarında Anthony'nin ne kadar kendini beğenmiş ve ukala olduğundan bahsetmeme de gerek yok sanırım.
Neyse netice de o da aşkın yola getirdiklerinden :) Ama yine de söylemeden edemeyeceğim, Anthony benim bu serideki favorim değil...

Kate Bridgerton;  Anthony'nin eşi... Al Anthony'i vur Kate'e, tencere kapak misali ikilimiz. İkisi de ailelerinin büyük çocukları ve kardeşlerine karşı önlenemez bir sorumluluk hissediyorlar. Ama Kate bunun dışında son derece de hazır cevap bir kadın... Anthony'le karşılaşana kadar çevresindeki erkekleri, her ne kadar kızkardeşine talip olsalar da, parmağında çevirmeyi de başarmış; ama Anthony onun için tam da bir meydan okuma oluyor. Kendisi Violet'ten sonraki Bridgerton Vikontesi... 

Benedict Bridgerton; ailemizin iki numarası... Kendisi her ne kadar ünvan sahibi olmasa da o da her şeyiyle bir Bridgerton erkeği. Anthony'nin kibrinden ve Colin'in muzipliğinden nasibini almamış olsa da Benedict kibar ve sakin bir tip. Gerçi onun sakinliği Sophie'yi görene kadardı ya neyse:)
Benedict ailemizin sanatçısı... Son derece yetenekli bir ressam kendileri. Hafızam bu konuda beni yanıltıyor büyük ihtimalle ama resimlerinden biri ya bir müzede ya da büyük bir galeride sergileniyor :) Neticede başarılı yani onu demek istiyorum :)

Sophie Bridgerton; bu kadını nasıl tarif etmeli bilmem ki... Zorlu bir hayatın ardından mutlu olmaktan umudu kestiği bir anda Benedict'le yolları kesişiyor esasında. Ve onlarınki diğer kardeşlerinkinin aksine ilk görüşte aşk! Sophie son derece aklı başında, gururlu ve de prensip sahibi bir kadın. Güzel olduğundan bahsetmeme gerek yok zannederim :) 

Colin Bridgerton... İşte benim favorim burada! Daha ilk kitaptan beri bu böyle hem de... Ha, o bir hovarda değil mi? Hem de en âlâsından... Ama şeytan tüyü var Colin'de :) Kendisi hazır cevap, az biraz dalgacı, son derece muzip ve de cazip ^-^ bir tip :) Rüyalar Gerçek Olsa'ya kadar sinirlendiğini pek görmemiştik ama Penelope onun sinirlerini yormaya yetti de arttı bile :) Ve unutmadan bu beyefendi bir gezgin olmanın yanı sıra yazar da :) İtalya'da bir İngiliz, İskoçya'da bir İngiliz,vs. gibi kitapları var :)

Penelope Bridgerton; işte bu da en sevdiğim gelin... Kim demiş evde kalmış kızların evlenme şansı yoktur diye :) O bunun en açık örneği... On yıldan fazla kimseye çaktırmadan gizli bir yaşam da sürebilmiş üstelik. Kendisi çok meşhur Leydi Whistledown, kolay mı :) Bu hanım kızımız son derece zeki, hazır cevap ve de tuhaf bir mizah anlayışına sahip. Aynı zamanda da kendiyle alay etmesini seviyor. Yıllarca kendi yazdığı köşede, kendine hakaret edişini başka neye yoracaksınız ki :) Fazla olgunlaşmış trunçgil demişti bir defasında kendine :D Tabi dedikodu yazarlığından emekli oldu malumunuz. Emeklilikten sonra bir süre Colin'e editörlük yapsa da kendi romanını yazmanın peşinde. Romanının adı ne mi? Elbette Kız Kurusu :D

Daphne Bridgerton Basset; ailemizin en büyük kızı... Kendinden büyük üç erkek kardeşe sahip olmanın tüm avantaj ve dezavantajlarına sahip kızımız. Erkekler konusunda hem her şeyi bildiğini sanıyor hem de Simon'la yeni tecrübeler ediniyor. Ama tüm bunların dışında o son derece eğlenceli ve de neşeli bir tip.
Ha bir de Hasting Düşes'i... Annesinin izinden gidip çocuklarını alfabetik isimler vermekte de son derece ısrarcı üstelik :)

Simon Basset... Ve işte ilk damadımız. Adamcağız yapayalnız geçen bir çocukluğun ardından kendini Bridgerton ordusunun içinde buluverdi... Yanlış anlamayın, durumdan şikayetçi olduğundan değil elbette :D Daphne'yle evlenmek hayatındaki en büyük kabuslarından biriyle de yüzleşmek gibiydi ve çiftimiz bunu başardılar.

Eloise Bridgerton Crane; bayan sabırsız... Evet evet, onu tanımlayacak tek kelime belki de bu. Kızımız sabırsızın önde gideni, ki ben dokuz aylık olduğundan bile şüpheliyim (Gerçi yazar bu konuda bir şey söylememiş :)) İnatçı, çok konuşan, kafasına koyduğunu mutlaka öğrenen ya da yapan biri Eloise. Tüm bunların yanında doğurmadığı iki çocuğa annelik yapabilecek kadar da sevgi dolu... Ve hemen belirteyim kızlar arasındaki favorim aynı zamanda :) Bu arada kendisi mükemmel bir nişancı, belirtmeden geçemedim :)

Phillip Crane... Bu adamı ne tanımlar diye çok düşündüm açıkçası. Kendisi kesinlikle Londra beyefendileri (ki o tür nasıldır bildiğimden değil :)) gibi biri değil. Eloise'in başta kendini inandırdığı gibi kibar ve nazik bir adam değil Sir Phillip. Aksine katı, bir parça kaba nev-i şahsına münhasır bir beyefendi. Mutsuz bir evliliğin içine sıkışıp kaldıktan sonra, nasıl baş edeceğini bilmediği iki çocukla kalakalmış bir adam. Kendi babasına dönüşmekten korktuğundan çocuklarıyla arasına duvar ören biri o... Ki bu konuda yanıldığını Eloise sayesinde keşfediyor. Sadakati ve gayreti bu karakteri taktir etmeme yeter de artar. Ah bir de o kadar odun olmasa iyi olacaktı :) En azından budama konusunda Bridgerton kadınlarının üzerine kimseyi tanımam :)

Francesca Bridgerton Stirling; bayan sinsi... Tamam belki çok haksızlık ediyorumdur ama ne yapayım sevemedim bu kızı. Bir parça bencil, diğer Bridgerton kızlarının coşkulu neşesine sahip değil. Micheal'i sevdiğini kabul etmesi için adamı kaybedebileceği korkusunu yaşaması gerekti. Allah'tan sonradan aklı başına geldi de zavallı Micheal'ın yüzü güldü :D

Micheal Stirling... Malumunuz kendisi son Kilmartin Kontu... Her ne kadar etrafa NEŞELİ HOVARDA diye nam salmış olsa da onun son derece sevgi dolu bir adam olduğunu okuyanlar biliyorlar. Kuzenine duyduğu bağlılık ve sadakatten dolayı kalbinde taşıdığı aşktan ve kendin utanan bir adam o... Ne kadar kötü olabilir ki... 

Gregory Bridgerton ; ah, okumakta en çok zorlandığım Bridgerton kardeşi... Bana sorarsanız Bridgerton erkeklerinin hiçbiri bunun kadar sığ ve yüzeysel değildi. Adam ense görüp aşık olduğunu sandı daha başka ne diyeyim ki ben! Cık cık cık Gregory, senden olmamış canım :D

Lucy Bridgerton... Yani şimdi bu kızcağız için ne desem ki... Ama kitaptan hoşnut kalmayışım karakterlere de yansıdı sanırım. O yüzden geçiştireyim birazcık mazur görün :)

Hyacinth Bridgerton St. Clair; ailemizin en açık sözlüsü... Kendisi Leydi Danbury'nin minyatürü sayılabilir ve zaten Leydi Danbury kızımızın idolü :) Gerisini siz tahmin edin artık... Hyacinth hazır cevap ve zeki bir genç kız. Hatta o kadar zeki ki sosyetedeki çoğu genç adamın gözünü korkutuyor onun zekası. Çünkü kendisi aptal taklidi yapamayacak kadar da memnun bu özelliğinden. Zeki kadınların pek de revaşta olmadığı bir ortamda bu ne demek az çok tahmin edersiniz :) Ama neyse ki Gareth'la tanıştı da dişine göre birini bulabildi :)

Gareth St. Clair... En az sempati duyduğum damat bu oldu zannederim. Çünkü başlarda son derece içten pazarlıklı ve sinsi buldum kendisini. Ama büyükannesine olan sevgisi ve geçmişinde mazeret kabul edilebilecek olaylar sonucu kızgın da kalamadım ona :D Gerçi hiçbir halükarda susmayan Hyacinth göz önünde bulundurulduğunda genç adam kocaman bir taktiri de hak etmiyor değil :) 



Eee şimdi bir de soy ağacı eklemezsek olmazdı di mi :D
Efenim dediğim gibi görsel yazarın kişisel web sitesinden alınmıştır...Çocuk rekorunu Gregory kırmış durumda, tam dokuz tane :D




Bunlar kitaplarımızın yurt dışı edisyonları... Hep söyledim yine söylüyorum bizdeki edisyonlar çok daha güzeller, her ne kadar Biz Evleniyoruz'un kapak resmi vasat olsa da...

Bir de yazarımızı tanıyalım istiyorum biraz. 


Yazarımızın asıl adı Julie Cotler Pottinger... Kendisi 1970 doğumlu ve Amerika'lı. 
Julia Quinn takma adını tercih etmesinin de çok değişik bir nedeni var: Kitaplarının Amanda Quick kitapları ile aynı raflarda olmasını istemesi... Kadındaki yazar sevgisine bakın :)

Yazarımız eczacılık ve fizyoterapistlik arasında bir seçim yapıp üniversite okumaya karar verdiği sırada ilk iki romanının yayınevi tarafından basılacağını öğrenir (Splendid ve Dancing at Midnight) Böylelikle eczacılık ya da fizyoterapistlik üzerine eğitim alma fikrini bir yana bırakıp kitap yazmaya başlar. Ama bu arada Harward ve Radcliffe Üniversitelerinde tarih ve sanat eğitimi alır. 


Yazarlık kariyeri boyunca dokuz kez New York Times çoksatanlar listesine giren yazar pek çok kez de Rita En İyi Tarihi Roman finalisti olmuş ve 2003 de To Sir Phillip, with Love (Sonsuz Sevgilerimle) kitabıyla A Publishers Weekly Yılın En İyi Kitabı ödülünü almış... Bu arada yazarımızın kitapları tam 13 dile çevrilip yayınlanmış. Şu yazdıklarımı görse Wikipedia ağlardı :) Bilgilerin çoğu oradan alınma bu arada :)


Tablo da Wikipedia'dan alıntıdır :)
YılOrijinal Kitap AdıTürkçe Yayım
1995Splendid
1995Dancing At Midnight
1996Minx
1997Everything And The Moon
1997Brighter Than The Sun
1998To Catch An Heiress
1999How To Marry A MarquisBana Sevdiğini Söyle
2000The Viscount Who Loved MeEn Çok Beni Sev
2000The Duke and IYüreğe Söz Geçmiyor
2001An Offer From A GentlemanSon Söz Aşkın
2002Romancing Mister BridgertonRüyalar Gerçek Olsa
2003"A Tale of Two Sisters" in Where's My Hero?
2003To Sir Phillip, With LoveSonsuz Sevgilerimle
2004When He Was WickedSana Muhtacım
2005It's In His KissÖpüşünde Saklı
2006On the Way to the WeddingBiz Evleniyoruz
2007The Secret Diaries of Miss Miranda CheeverŞahane Bir Kadının Gizli Günlüğü
2008The Lost Duke of WyndhamKayıp Dük
2008Mr. Cavendish, I PresumeHayal Etmediğin Kadar
2009What Happens in London
2010Ten Things I Love About You
2011Just Like Heaven                                        Cennet Gibi
2012A Night Like This

Veee bu gecelik de bizden bu kadar :) Gevezeliğime gösterdiğiniz sabır için müteşekkirim <3


5 yorum :

  1. Böyle gevezeliğe can kurban <3 ellerine sağlık inceleme harika olmuş tam diğer posta yorum atacaktım kii geldi :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımsın kuzucum beğendiysen sıkıntı yok <3

      Sil
  2. Ben bu yazını yeni görüyorum. *-*
    Juliakolik biri olarak BAYILDIM bu yazıya. <3.<3

    Bende istiyorum Çik-lit ya da romantik komedi yazmasını ama maalesef Julia günümüz hikayesi yazmayı düşünmüyormuş. :(

    Ben kitaplarını yeniden okuyup blogta yayınlamayı düşünüyordum,seninde böyle yaptığını görünce yalnız olmadığım için sevindim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Durduğun kabahat Minnn !!! Quinn çevire çevire okunacak bir yazar. Seri dışı yorumlamadığım 3 kitabı daha var. Onları da okuyacağım bir ara :D

      Sil
  3. Gregory ve Lucy pes dedim :D :D yenide bir Bridgerton ailesi oluşturmuşlar resmen geri bir kaç tane damat ve gelin eksik kalmış onlarıda tamamlarlar sanırım :D :D

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI