Fırsatçı-Tarryn Fisher || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Tarryn Fisher

Orjinal Adı: The Opportunist
Seri Adı: Love Me with Lies #1
Çeviren: Meltem Türkmen
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Kitap Türü: Günümüz Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 316
ARKA KAPAK 
Kalbini sadece bir kez verebilirsin; ondan sonraki her şey ilk aşkının peşinden gelir.
Her fırsattan istifade etmesiyle bilinen sivri dilli Olivia Kaspen, akılsızca çekip gitmesine izin verdiği eski erkek arkadaşı Caleb Drake ile şans eseri karşılaşınca kendisini ilk aşkıyla ikinci bir şans isterken bulur.

Caleb'ın hafızasını kaybettiğini öğrenen Olivia, onu geri kazanmak için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermelidir. Ancak gerçek kimliğini ve kötü geçmişlerini gizli tutmaya çalışan Olivia'nın en büyük engeli Caleb'ın kurnaz yeni kız arkadaşı, Leah Smith'tir.
Böylece bu iki hırslı kadın arasında kendilerini hatırlamayan bir adamı elde etmek için girdikleri vahşi bir mücadele başlar. Ama çok geçmeden Olivia, bir zamanlar kendisinin olanı almak için savaşırken yalanlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Peki, aşk her şeyi affeder mi?



Bu kadar methini duyup okumayı bu denli geciktirdiğim başka bir seri var mı acaba? Ama kitaba başlar başlamaz geciktirmemden nasıl pişman olduğumu anlatamam size.

Aybiş Fırsatçı ve Tehlikeli Kızıl’la beni şımartınca acayip sevinmiştim. Taşınma telaşı falan geçince yarattığım ilk fırsatta aldım serinin ilk kitabı Fırsatçı’yı elime. Bir kere güzel yorumlardan dolayı beklentim yükselmişti ve hayal kırıklığına uğramayı göze almıştım; ama kitap beni öyle şaşırttı ki. Daha evvel karakterin tüm yanlışlarına rağmen bir karakteri bu kadar sevmiş miydim inanın bilmiyorum. Sempati beslemek değil bu, bildiğiniz sevdim yani Olivia’yı. Ve yazarı acayip kıskandım… Öyle objektif olmuş ki karakterleri yaratırken, özellikle sevdirmek gibi bir gayreti olmadığından mı bu kadar başarılı iş çıkarmış inanın anlamadım.
Neyse konuyu dağıtmadan kitaptan bahsedeyim ve yine uyarıyorum: Seriyi okumadıysanız, okumayı düşünüyorsanız lütfen yoruma devam etmeyin. Kaptırıp yorumlayacağım çünkü :)

Okulun popüler basketçisi Caleb Olivia’yı ilk kez gördüğünde genç kız yağan yağmura sinirlenmiş, altına sindiği ağaca pis bakışlar atmaktadır. Ve hiç beklemediği anda tüm cazibesiyle Caleb karşısına dikilip kızgınlığının nedenini sorar. Hem de aynen şu cümlelerle:
“Ağaca neden kızgınsın?”
Hemen ardından da ekler:
“Sadece bir soru sordum Gün Işığım, hemen saldırma!”
Bu öyle bir ilk karşılaşma ki o gün kesişen yolları her birbirlerinden uzağa savrulduklarını düşündüklerinde bir kez daha birbirlerine çıkaracak onları. (Tabi ben seriyi okudum bunu söylemek kolay (: )
O günkü karşılaşmalarında Olivia tam bir buz prenses edasıyla Caleb’i püskürtür. Kadınların etrafında pervane oluşuna alışmış oğlumuz için bu alışılmamış bir durum ve elbette reddedilmek Olivia’yı daha çok düşünmesine sebep oluyor. Ve her ne kadar detay vermek için ölüp bitsem de şu kadarını söylemekle yetiniyorum ki kızımızı bir randevu için ikna ediyor. Böylelikle bir adım ileri iki adım geri ritminde bir ilişkinin temelleri atılmış oluyor. Ve yıllar sonra Olivia Caleb’i tekrar gördüğünde yüzleşmekten korktuğu, kabul etmek istemediği gerçekle bir kez daha yüzleşiyor. Caleb’i unutamamıştır… Ayrılıkları ne kadar kötü olursa olsun, Caleb’i ne kadar incitmiş olursa olsun adamı gördüğü kitapçı vitrininin önünden ayrılamıyor genç kadın. Ve içindeki sese kulak tıkayamayıp içeri giriyor. Caleb’le yüz yüze geldiğinde hiç beklemediği bir şeyle karşılaşıyor: Caleb hafızasını kaybetmiş ve Olivia’yı –haliyle geçmişte yaşadıklarını- hatırlamıyor. Ve kızımız buna can simidi gibi sarılıyor. Tekrardan adı konulmamış şekilde görüşmeye başladıklarında ufacık(!) bir sorunları var: Her ne kadar hatırlamasa da Caleb’in hayatında yeni biri var. Bir kızıl… Leah… Ki bu ismi aklınızda tutun, bu kadından daha çok bahsedeceğiz, tabii serinin ikinci kitabında :)
Neyse efendim… Fırsatçı’da Caleb-Olivia-Leah karmaşasını Olivia’nın gözünden okuyup, yine geçmişe giderek Olivia ve Caleb’in nasıl tanıştıklarını öğreniyoruz. Zaman atlamalarıyla falan uzun bir süreci anlatmış esasında yazar. Ama her bir sayfayı merakla ve hevesle çevireceğinizi garanti ederim.
En başta söylediğim gibi Olivia’yı tüm kusurlarına, Caleb’e olan takıntısına, bu takıntı için kötü bir insan olmayı göze alışına, korkularının dönüştürdüğü saldırgan kadına rağmen çok çok sevdim. Hırçınlığının, aksiliğinin sebeplerini bir yerlere bağladığından ve bunu uzatmadan okuyucuya verebildiğinden yazarı cidden kutlamak lazım. İyimserlik timsali bir kadın değil Olivia, belki de bu yüzden daha ulaşılır, daha gerçekçi bir karakter. Yaptığı yanlışları aklamaya çalışmadan olduğu gibi vermiş yazar. Yani beğenimi daha nasıl anlatayım ki :)
Kitabın sonu öyle bir yerde bitiyor ki resmen ‘Hadi ordan!’ dedirtti. Zaten seri olduğunu söylemiştim. Benim size tavsiyem üç kitabı da edinip öyle okumaya başlayın :)

Normalde Aspendos kapaklarını sıkıntılı bulsam da Fırsatçı’nın kapağı göz kırpıyor bence okuyucuya. Tabi modelin yüzünü saymazsak :) Bu denli yüz hatları belirgin görselleri pek sevmiyorum. Karakteri zihinde canlandırmayı zorlaştırıyorlar bence. Beynimdeki Olivia’yla görseldeki kadının alakaları yok mesela.
Diğer yandan çeviri… Çok kötü olmamakla beraber mükemmel de değildi. Yine de kitap okuyucuyu öyle çekiyor ki içine olumsuzluklar pek göze çarpmıyor.

Kitaba puanım 9…

Keyifli okumalarınız olsun :)

6 yorum :

  1. off yorumu okurken bile yine tüylerim diken diken oldu. Bu seri ben de neden böyle bi etki bıraktı bilmiyorum ama top 5 seri sıralamamda yer alıyo... Çoook seviyorum.. <3 :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zaten aklımı çelenlerden biri sensin Beyza :D çok da iyi yaptın valla
      Öperim :*

      Sil
  2. kızlar 220 ile 229 arasındaki sayfalar boş mu ? orjinal kitap elimeki amabu kadar boşlukta tedirgin etti açıkcası :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bakıp dönüyorum hemen size

      Sil
    2. evet bir yanlışlık yok o arada zaman atlaması var :)

      Sil
  3. teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI