Ah Be Sevgilim-Seda Özay || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Seda Özay
Yayınevi: Postiga Yayınları
Kitap Türü: Dram, Aşk 
Yayınlandığı Yıl: 2014 
Sayfa Sayısı: 173
ARKA KAPAK 
Günahını kabul ediyorum bu aşkın.
Benimle ol, bedeli neyse benim olsun.
Ah Be Sevgilim
"Ve insan hep kaybettiğini özlüyor."
"İçimden sen geçiyorsun. Geçip gidiyorsun, bitmiyorsun. Bitiyorsun, gitmiyorsun..." gibi cümleleri binlerce okur tarafından çeşitli platformlarda sürekli tekrarlanan, Benzeme Kimse Sana ve Bir Daha Yüzümü Görmeyeceksin'in yazarı Seda Özay'dan!
Aşkın sadece bir şarkı olması lazımdır belki... birbirini seven iki kalbe ihtiyaç duyması saçmadır belki de kim bilir. Aşk, hayatın tam ortasına nasıl yerleşir sırrı çözülemedi. Ama Seda Özay, âşık kalplerin gizlice fısıldadığı ve çekinmeyip çığlık çığlığa bağırdığı cümleleriyle aşkın tam ortasında!
Bir kadının, yazgısını yansıtan şarkıların yankısıyla hazırladığı sarhoş içkilerin hayatla alayı. Kendine çıkan kestirme yolları her koşulda bulabilen Jülide Hanım... Geçmişinin değiştiremeyeceği kadar geride kaldığını anlayıp geleceğinin peşine düşerek yeniden hayat kurma heyecanıyla ilk adım çabalamaları gibi içini coşturan Gaye... Ve kendi ruhundan kopup Araf'ta sallandığının farkında bile olmayan, bu yüzden de ayağına gelen şansı teperek kendini sonsuz karanlıkta ezilmeye mahkûm eden Verda...
Üç kadının kesişen ve birbirini değiştiren hayatları, her birine farklı bir yüzünü göstermiş olan aşk.
Okuduğunuz her satır, hayatınızın bir anına değecek ve artık siz de bir Seda Özay okuru olacaksınız.
Kitabı yorumlamaya neresinden başlasam inanın bilmiyorum. Çünkü kendi adıma fazlasıyla etkilendiğim ve hem bir an önce bitirmeye çabaladığım hem de bitmesin istediğim bir kitaptı Ah Be Sevgilim.Malumunuz benim bu sene bir Tüyap İstanbul Fuarı maceram oldu. Kendi adıma bir dünya ilk yaşadım ve çok güzel insanlarla tanıştım. Seda Özay da onlardan biri. Bu kısmı çok uzatmayacağım korkmayın :)
Seda Özay’ın kalemiyle ilk tanışıklığım değil Ah Be Sevgilim. Daha evvel yazarın Bir Daha Yüzümü
Göremeyeceksin isimli kitabını okumuştum ve yine cümlelere vurulmuştum. Evet, bu kitapla emin olduğum bir şey varsa o da Seda Özay bir cümle cambazı.

Satır aralarına öyle cümleler gizlemiş, kelimeleri öyle bir yoğurup biçimlendirmiş ki o satırları altını çizmeden geçemiyorsunuz.

Gelelim Ah Be Sevgilim’in detaylı irdelemesine…

Kitap melankoliyle dolmuş bir fanusun içinde yaşayan, daha doğrusu yaşamayı tercih eden Verda’nın etrafında dönüyor esasında. Ya da en başta öyle görünüyor… Yaşamayı tercih etmek çok doğru bir tabir Verda için. Öylesine melankolik ve tuhaf bir yerden bakıyorki dünyaya çoğu şeyi sorgulamıyor. Şu an yok Verda için... O yaşadığı anı 'geçmiş' olduktan sonra sorgulayanlardan. Ve itinayla kaçındığı, etrafında dolaşıp bir türlü yüzleşmediği tek şey de yine geçmiş dediği.

Anneannesinden kalma köşkün ilk iki katını ve bahçesini keyifli bir kafeye dönüştürmüş, kendisi ise çatı katında yaşayan genç bir kadın Verda. Anneannesi Julide Hanım'ı kaybettikten sonra bir hayli yalnızlaşan yaşamından ilk bakışta pek de şikayetçi görünmüyor. Ama esasına bakarsanız bu sorgulamayışın yanılgısı. 

Ve bir gün kafede unutulmuş eski bir çantayla Verda'nın etrafına ördüğü duvarlar derinden sarsılıyor. 'Adamın Teki'nden Dora'ya yazılmış aşk dolu, imkansız bir aşkın satırları Verda'nın okudukları. Bölüm sonlarında annannesiyle geçmişte yaptığı konuşmalara atıf yapar gibi hayatına giren, aşkı daha iyi anlamasını sağlayan, derinden etkileyen bir dizi mektup bahsi edilen. Ve tabi bir de mektupların hayatına girdiği gün tanıştığı Cihangir var...

Başka ne söylersem söyleyeyim spoiler vermiş olurum ve kitabı okuyacak olursanız büyüsü bozulur. Ama şu kadarını söyleyeyim kitabın son sayfasını kapattığımda 'Nasıl yani ya!' dedim. Öyle muallakta, okuyucuya bırakılmış bir son yazmıştı ki Seda Özay, kısacık bir an bende mi bir sorun var acaba dedim :) 
Şunu söylemeden de edemeyeceğim. 173 sayfalık bir roman Ah Be Sevgilim; ama dolu dolu bir 173 sayfa okuyorsunuz. Dedim ya hem bir an önce sonu gelsin her şey yerli yerine otursun istiyorsunuz, hem de hiç bitmesin, o cümlelerden biraz daha okuyayım diye gözlüyorsunuz. Benim kitabım post-itle kaplandı desem abartmış olmam inanın. Merak edenler instagrama bakabilirler :P 

Benim açımdan yadırgadığım tek nokta şu oldu. Belirli bir yere kadar ilahi bakış açısıyla aktarılıyor kitap. Ama bir yerden sonra az da olsa Verda'nın gözüyle birkaç sayfaya yer verilmiş. Yadırgadım; ama Verda'dan okumak da hoşuma gitmedi değil. Ve söylemeden geçemeyeceğim bir diğer nokta: Mektuplar...
Zaten mektup okumaya bayılıyorum, hele bu mektuplar beni benden aldılar. Çok çok güzel satırlardı. Yasak ve imkansız olanı bu denli duru ve kısa başka biri daha anlatabilir miydi emin değilim.

Velhasıl-ı kelam kitaba puanım 9 :)
Keyifli okumalarınız olsun :)




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI