Gecenin Ardından Gün Doğar-Anna McPartlin || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Anna McPatlin
Orjinal Adı: Pack Up The Moon
Çeviren:  Nur Eren
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitap Türü:  Dram,Aile,Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2014
Sayfa Sayısı: 416
ARKA KAPAK
Gecenin Ardından Gün Doğar
Ölümün ardından yaşam doğar
En karanlık zamanlarında etrafına bak
Çünkü hiçbir zaman yalnız değilsin Seviliyorsun
Kıyısında acının ve mutluluğun taşlarını biriktiren bir nehirdir hayat…
Hayata dair umut ışığını yitiren genç bir kadın…
Ve onu bir an olsun yalnız bırakmayan vefakâr dostları…
Emma için gelecek belirsizliklerle doludur. Trajik bir vedanın, yeni başlangıçlar için ona yol gösteren bir rehbere dönüşebileceği aklının ucundan bile geçmezken, hayat onu şaşırtmaya devam etmektedir. Tabii en yakınındaki insanları da.
Mutluluğun elinden kayıp gittiğine ve onu bir daha bulamayacağına inanan Emma'nın yeniden gülümseyebilmesinin acı tatlı hikâyesinde kendinizden çok şey bulacaksınız.
"Aşk, dostluk, ölüm ve yaşam gibi hayata dair pek çok konuyu merkezine almayı başarabilmiş, samimi ve duygu yüklü bir roman."
-Publishers Weekly-
"Ölüm kadar gerçek, hayat kadar yaşanası bir hikâye."
-Booklist-
"Bu roman sizi bazen ağlatacak bazen de öylesine güldürecek ki ağlamayı unutacaksınız. Okurken hüzünlü kahkahalar atarsanız şaşırmayın."
-Amazon-
"Keder ve mutluluk gibi birbirine zıt iki duygu kusursuz bir mizahi anlatımla bir araya getirilmiş. Anna Mcpartlin'in üslubu için ne desek az."
-Romantic Times-
(Tanıtım Bülteninden)
Gecenin ardından gün doğar kapattığımda üzerine çok fazla şey söyleyebileceğim kitaplardan biri oldu. Konuşmaya başlamadan önce kitaptan bahsetmek istiyorum.

Emma hayatında her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü bir anda çok büyük bir kayıpla yüzleşmek zorunda kalır. 16 yaşından beri beraber olduğu erkek arkadaşı John’u kaybeder. John’un ölümü Emma için pek çok yeni duyguya gebedir. Bunların başında da suçluluk duygusu gelir. Kitabın gerisi ne diyecek olursanız, genç bir kadının bu acıyla baş edip hayata yeniden tutunması derim. Yazar öylesine abartıdan uzak, yakınınızda birinin hayatından bir kesit gibi anlatmış ki kitabı gerçekliğini de duyuları da sorgulamadan sayfalara kapılıp gidiyorsunuz.

Kalabalık bir arkadaş grubunun tüm desteği ve dostlukların koruyup kollayan ılıklığını tüm samimiyetiyle sayfalarda bulmak mümkün. Ve elbette yeni bir aşkla gelen yeni bir başlangıcın büyüsünü de…

Yeni aşk demişken… Spoiler olup olmayacağından emin değilim. O yüzden bu noktadan sonra yorumu okumaya devam edecekseniz benden günah gitti :)

John’un öldüğü geceden itibaren arkadaş grubunun sevimli Sean’ında bir şeyler olduğunun farkında aslında okuyucu. Emma ile aralarındaki elektriği kitap boyunca hissettirip bir yerde de bağlamış zaten yazar. Ama bunu cidden çok naif bir şekilde yapmış. Olaylar o kadar olağan seyrinde ilerliyor ki kızdığınız tek bir karakter bile olmuyor. Kitabın ortalarında acaba Sean-Emma olayı fazla mı uzatılmış acaba diye düşünmüş olsam da son sayfayı kapattığımda öyle olmadığına emin oldum.

Ve Noel’den bahsetmezsem çatlarım :)

Emma’nın hippi anne-babasına inat rahip olmayı seçmiş aklı başında ağabeyi Noel… Bir kere hemen belirteyim okurken öyle bir ağabeye sahip olmayı diledim ben. En azından herkesin hayatında böyle bir dostu olmalı :)

Rahiplerin kendilerini Tanrıya adayışları ve dünyevi aşktan kendilerini soyutlamaları Noel’in başından geçen bir olayla öyle güzel sorgulanmış ki yazarı takdir ettim. Ciddi manada karakterlerin özenle kurgulandığını düşünüyorum.

Gördüğünüz üzere yayınevi orijinal görsellerden birini tercih etmiş. Ben görsellerinin hepsini beğendim yayınevinin tercihi de haliyle beğenimi kazandı :)

Yani arkadaşlar demem o ki ‘Her gecenin bir sabahı vardır’ sözünü doğrulatan, yürek ısıtan, keyifli bir kitap okudum. 
Kitaba puanım 8…
Keyifli okumalarınız olsun:)


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI