Wattpad, Hikayeler ve Hikayeciler-4 (Burcu G. Yıldız)

Unuttum gitti bu postları... Halbuki tavsiye edeceğim yazarlar var hala. Onlardan biri de Burcu... Facebook kullananlar için Burcu'nun Hikayeleri sayfasından tanıdık, Wattpad'de burcununhikayeleri nickli Çilek Mevsimi'nin güzel yazarı :)

Aslında bizim Burcu'yla tanışıklığımız epey uzun. Hikaye forumlarından biliyoruz birbirimizi; ama ben bir türlü fırsat bulup da okuyamamıştım onun hikayelerini. Ta ki Çilek Mevsimi'ne başlayana kadar... Evvela hikayenin adı dikkatimi çekince bir de yeni başladığını fark edince hemen başlamıştım hikayeye. Yalan olmasın ilk dört veya beş bölümü yayınlanmıştı o zaman. Tabi bir solukta okudum hepsini ve o günden sonra da okumaya devam ettim :) Tabi sınav dönemi araya girince son birkaç bölümü kaçırmış olabilirim laf aramızda ama okuyacağım bir ara :) Yirmi üç bölüm yayınlandı bildiğim kadarıyla.

Neyse efendim ben hemen hikayeden bahsetmeye devam edeyim. Son dönemde ister profesyonel manada basılmış kurgularda olsun ister amatör hikayelerde alışık olduğumuz -odun- erkek modelimiz yok bu hikayede. Aksine Yağız pek aşık ve de kızamadığınız bir karakter. Yani elbette yaptığı hatalar var, zaten kurgunun iskeletini de Yağız'ın bir hatası oluşturuyor ama nedenlerini bildiğinizden kızamıyorsunuz karaktere. Burcu'nun kelimeleri su gibi akıp gidiyor ve dolu dolu bir aşk hikayesi okuyorsunuz.
Yazarın pek çok kurgusu var aslında; bitmiş, devam eden... Ama ben henüz sadece Çilek Mevsimi'ni okuyabildim, Bir Günah Gibi'si de okuma listemde :)
Birkaç alıntı paylaşayım da fikir edinin kalemi hakkında, belki okumak istersiniz :

Adamı kapıda en güzel gülümseyişi ile karşıladı. Yağız ise onun sabahın bu saatinde bile bir bahar kadar taze oluşuna hala inanamıyordu. Sabahları bir kez bile çirkin olduğu olmuyor muydu bu kızın? Ya da huysuz... Acaba ilk uyandığında nasıl oluyordu. Uykudan uyanıklığa geçişteki o ilk hareketleri, mavi gözlerinin ağır ağır açılışı, gözyüzünün en parlak halini andıran mavilerinin uyku mahmuru bakışları... Düşüncelerinin çok fena, çok çok fena noktalara kaydığını fark etmesi bir kaç saniyesini almıştı. Günler geçtikçe aklına da engel olamaz hale gelmişti. İlk zamanlar kalbine söz geçiren o mantıklı tarafı, şimdi kalbiyle el ele vermiş hatta sarmaş dolaş bir halde aynı yoldan yürüyordu. Yağız buna bir dur demeliydi. Ama nasıl yapacağı konusunda bir fikri yoktu. Her sabah buraya gelmemek üzere uyanıyor, ama yine kendisini otelden çıkmış kafenin yoluna rotasını çevirmiş halde buluyordu. Evet Yağız tam da o klişe tabirlerden biriyle eş değer bir ruh hali içindeydi. Ergen delikanlılara dönmüştü. Gerçi hayatının o döneminde bile bedeni ve ruhu bu kadar bağımsız hareket etmemişti. Ne yapacaktı şimdi Yağız? Genç kızın gülümseyen yüzüne bir kez daha baktı. Lanet olsun! Umrunda bile değildi. Ne olacaksa olsundu. Bu sefer de kendini Mira ile geçirdiği anların büyüsüne teslim edebilirdi. Şimdilik...

Unutmadan... Hikayede bir Erim paşa var ki... Tam yemelik :) Çok güzel bebek tasvirleri var Burcu'nun, Erim sanki gözünüzün önünde gibi hissediyorsunuz okurken.

Erim’i yatağa, Mira’nın yanına bıraktı ve Erim ortalarında kalacak şekilde yataktaki yerini aldı. Minik oğlu annesini görmesiyle etrafa gülücükler saçmaya başlamış, onu özlediğini anlatmaya koyulmuştu bile. Minik pembe dudaklarından çıkan agular Yağız’ın kulaklarına çalınan en tatlı ses, annesinin yanağına değdirdiği yumuk eller, sürekli çırpınıp duran, üzerindeki badinin açıkta bıraktığı tombul bacaklar şimdiye dek gördüğü en güzel görüntüydü. Oğlu ellerini annesinin yanağına dokundurmaya devam ederken ve Mira o yumuk boğumlu elleri öpücüklere boğarken, küçük Erim ağzına sokup ıslatamadığı ellerinin eksikliğini hissetmiş olmalıydı. Nitekim küçük ağzına sokmaya çalıştığı, aynı miniklikteki köfte ayakların başka bir açıklaması olamazdı.


Ayaklarını ağzına sokup, minicik ayak başparmağını emmeye başladığında Mira’nın dudaklarından dökülen kahkaha Yağız’ı mutluluk diyarına hapsetmeye, onun gülüşünden, onun mutluluğundan başka her şeyi bertaraf etmeye yeterliydi.


“Oğlum… Sen çok mu acıktın böyle? Daha yeni yemedin mi mamanı?”


Oğlu yemek kelimesinin anlamını biliyormuşçasına genç kadının ellerini ağzına sokmaya çalıştı. Gerçekten acıkmış olmalıydı.
Uzun lafın kısası hikaye okumaya meraklıysanız bir göz atın derim :) Keyifli okumalarınız olsun :)

2 yorum :

  1. Erim'e bittim yalnız :)

    YanıtlaSil
  2. keske wattpadta benim gibi erkekler olsa.belki cogu yazar profesyonel olmayabilir ama yinede guzel kitaplar yazıyorlar.kızlar ise hep aşk a dayalı kitaplar yazıyor bide erkek yazarlar var cok guzel kitap yazmıs icinde ask yok diye okunmuyor wattpadın coguda kız :D

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI