Delidolu-Beth Reekles || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Beth Reekles
Orjinal Adı: The Kissing Booth
Seri Adı: The Kissing Booth #1
Çeviren: Özge Eldaş
Yayınevi: Pena Yayınları
Kitap Türü: Günümüz Aşk, Yeni Yetişkin
Yayınlandığı Yıl: 2014
Sayfa Sayısı: 360
ARKA KAPAK
Rochelle Evans ….Sevimli, popüler ve delidolu.
Noah Flynn …..Tam bir baş belası, züppenin teki ve bir oyuncu.
Ayrıca Elle'in en yakın arkadaşının abisi.
Elle okulun kermesi için bir öpücük standı kurmaya karar verir ve stantta Noah ile öpüştüğünde hayatı tamamen değişir. Fakat bu sıradışı durum onun için tam bir hayal kırıklığı olacaktır...
2013 yılında, Time dergisinin yayınladığı, isimleri tüm dünyaya yayılan, Dünyanın En Popüler 16 Genci listesinde yer alan ve yazdığı kitaplarla internette tam bir fenomen olan Beth Reekles'ten delidolu bir kitap.
"Romantik bir kitap arıyor ve ne okuyacağınıza henüz karar veremediyseniz, kesinlikle Delidolu'yu okuyun."
-The Guardian-
"Tatlı, romantik ve iyi yazılmış. Kitap,İngiltere'de olduğu kadar Amerika ve Uzakdoğuda'da fırtına gibi esti. Bundan hiç şüphem yok ki Beth Reekles takip edilmesi gereken bir yazar."
-Friday Book Review-

 Bazen kimi kitaplar beni öylesine hayal kırıklığına uğratıyorlar ki kitap hakkında ne yazsam bilemiyorum.
Öncelikle bu kitabı ne kadar merak ettiğimden bahsedeyim. Tanıtımı yayınlandığından kapağı -arkadaşlarımın aksine- sevimli bularak merak etmiştim kitabı. Okuma listeme dahil edip kitabı edinebilmeyi gözlemiştim. Ama beklentimin çok çok altında kalan bir kitap oldu. Pena'dan okuduğum üçüncü kitap. İlk Defa'yı beğenmiş, Seninle'de aradığımı bulamamışken Delidolu çıtayı iyice düşürdü. Kitaba sadece 170 sayfa tahammül edebildim. İlk 100 sayfada ha açıldı, ha açılacak diye bekleyip bir 70 sayfa daha devam ettim. Kaldı ki normalde kitapları yarım bırakmak hiç adetim değildir. O yüzden karakter ve konuya pek değinmeyeceğim.

Wattpad, Hikayeler ve Hikayeciler-4 (Burcu G. Yıldız)

Unuttum gitti bu postları... Halbuki tavsiye edeceğim yazarlar var hala. Onlardan biri de Burcu... Facebook kullananlar için Burcu'nun Hikayeleri sayfasından tanıdık, Wattpad'de burcununhikayeleri nickli Çilek Mevsimi'nin güzel yazarı :)

Aslında bizim Burcu'yla tanışıklığımız epey uzun. Hikaye forumlarından biliyoruz birbirimizi; ama ben bir türlü fırsat bulup da okuyamamıştım onun hikayelerini. Ta ki Çilek Mevsimi'ne başlayana kadar... Evvela hikayenin adı dikkatimi çekince bir de yeni başladığını fark edince hemen başlamıştım hikayeye. Yalan olmasın ilk dört veya beş bölümü yayınlanmıştı o zaman. Tabi bir solukta okudum hepsini ve o günden sonra da okumaya devam ettim :) Tabi sınav dönemi araya girince son birkaç bölümü kaçırmış olabilirim laf aramızda ama okuyacağım bir ara :) Yirmi üç bölüm yayınlandı bildiğim kadarıyla.

Lanet İşleyiciler: Beyaz Kedi-Holly Black || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Holly Black 
Orjinal Adı: The Curse Workers/The White Cat
Seri Adı: Lanet İşleyiciler Serisi #1
Çeviren: Yiğit Değer Bengi
Yayınevi: Dex Yayınları
Kitap Türü: Fantastik, Gençlik, 
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 296
ARKA KAPAK
Bazı insanlar, sadece genetik yolla kazanılan bir yeteneğe sahip: tek bir dokunuşla duygularınızla, anılarınızla oynayabiliyor, size şans verebiliyor, sizi öldürebiliyorlar ve buna Lanet İşleyiciliği deniyor. Lanet İşleyiciliği tehlikeli olduğu için bu kişiler toplumdan dışlanmışlar, en ağır işlerde çalıştırılıyor ya da yasadışı yollara zorlanıyorlar. Üstelik büyülü dokunuşlarının kontrol altında tutulabilmesi için daima eldiven giymek zorundalar.

Malumunuz bu kitabı D&R indiriminden almıştım. Seri kitabı olduğundan okuyup okumamakta tereddüt etsem de sonra dayanamayıp başladım ve defalarca keşke başlamasaydım dedim. Nedenlerine daha sonra değineceğim evvela kitabın konusundan bahsedeyim.
Kitabın arka kapağında tanımlanan lanet işleyicilerle tanışın. Cassel lanet işleyicilikleriyle ünlü Zacharov Ailesi'nin bu özelliğe sahip olmayan tek üyesi. Annesi , babası, ağabeyleri, dedesi... Hepsi farklı yeteneklere sahip lanet işleyiciler, Cassel hariç. Ya da o öyle zannediyor...

Yeni Kitaplar

Her yeni kitap postu girdiğimde kendimi bayramlıklarına aşık çocuklar gibi hissediyorum :) Benim de en en büyük tutkum kitaplar ama ne yapayım :)

Efendim bu güzel 4 kitap bana çok çok kıymetli bir dostumun hediyesi. Huzurlarınızda teşekkür etmiş olayım :) Hem acayip mahcup edip hem de bir o kadar mutlu etti kendisi beni :)
Dördü de fazlasıyla merak ettiğim kitaplardı.
Viyana Valsi ve Yabancı Evin Tanıdık Odaları ciltli baskılarıyla insanın gönlünü hemen çalıveriyorlar. Papatya Falı'nı hiç söylemiyorum, Rachel Gibson hayranları zaten bekliyorduk yeni kitabı.
Nemesis'in kitap kapaklarının tasarımını İlknur Muştu yapıyor bilmem biliyor musunuz, ki zaten hemen fark ediliyor bu detay :)

Ayda Bir Kez Bayılmak Adettendir

Bülent Ersoy bayıldığında çok dalga geçmiştim, eee Allah'ın sopası yok tabi başıma geldi :) Aman durun, tabi ki Diva gibi etkileyici bir performans sergileyemedim ben. Yani öyle ağır çekimde düştüm mü bilemiyorum, uyandığımda sol tarafımdaki ağrıya bakılırsa bildiğin hönk diye falan çakılmış  olmam lazım :) Hah, durun asıl bomba: postanenin ortasındaaa! Üstelik bu ilk de değil!!!
Başımdaki yorgun kalabalık, ki bunların yaşlı teyzeler ve amcalardan oluştuğunu söylememe lüzum yok sanırım, yüzüme diye hedef almış ama tutturamamış su... ahahahh :) Şaka bir yana dışarıdan bakınca eğlenceliydi :)
Ama postanedeki memur bile kanıksamış olacak ki düşüp düşüp bayılmamı 'Siz bir doktora görünün' demeden geçemedi :)
Eee tabi o kadar takas yapıyorum ki artık akraba gibi olduk memurlarla, tanıyorlar haliyle. Bi de geçen ay da aynı sahne vukuu bulduğundan... İnandırıcılığımı kaybedeceğim diye korkuyorum ey ahali :)
Tamam zevzekliği bıraktım, asıl konuya geliyorum: Ben niye bayılıyorum ki ya ???

Gece Geçen Gemiler- Beatrice Harraden || Kitap Yorumu

Eser Adı: Gece Geçen Gemiler
Yazar adı :Beatrice Harraden
Orijinal adı : Ships That Pass in the Night
Çevirmen Adı : Nil Çelebi
Yayınevi : Altın Bilek Yayınları 
Türü : Edebiyat, Aşk
Basım Tarihi: Nisan 2014 
Sayfa Sayısı: 158
ARKA KAPAK
Zihninizin derinliklerinde biriken umutsuzluğu, bir yaşama amacına nasıl dönüştürürsünüz?
Bernardine…
Yüreğine savrulan gözyaşlarının boğuculuğuna direnen Bernardine…
Umudunu, yaşama dair her şeyini savaşa kurban edecek olan ve yaşam savaşına, tepesinden cennete baktığı bir hastanenin bahçesinde, karanlık koridorlarında, müşahede odalarında devam edecek olan Bernardine…
Tepeden gördüğü körfeze gelen gemilerde umudunu, yaşamının geri kalanını bulmayı ümitle bekleyen, bekledikçe içinde büyüyen hastalığın, kurtuluşunun tek yolu olduğunu bilen Bernardine…
Bernardine sizi duygular arasında bir serüvene ve umudun gücünü hissetmeye davet ediyor…
Bu kitabı asla unutmayacaksınız…
“Kalbinizi esir alacak sıra dışı bir aşk hikâyesi...”
Boston Globe
“Okurken, yanınızda sarılacağınız biri olmasını arzu edeceğiniz kadar gerçek bir dram; derin bir aşkın tanığı olamaya hazır mısınız?”
Melissa McMagreth – The Shire Magazine
“Ruh, pişmanlığın farkına vardığında ne olur?.. Yaşamın bu denli büyük bir umutsuzlukla sınanmasından doğan bir büyü var bu kitapta… Ve büyücü bize hep aynı şeyi fısıldıyor: Umudunuza sahip çıkın.”
Roth Camnridge – London Reviewer of Literature
Dün gece başlayıp bugün sabah bitirdim Gece Geçen Gemiler'i... Yorumdan önce bir parça kendime gelmem gerekti; zira kitap beni çok etkiledi.

Daha kitabın tanıtım bültenini okur okumaz okuma listeme dahil etmiştim. Arka kapağı süsleyen 
“Ruh, pişmanlığın farkına vardığında ne olur?.. Yaşamın bu denli büyük bir umutsuzlukla sınanmasından doğan bir büyü var bu kitapta… Ve büyücü bize hep aynı şeyi fısıldıyor: Umudunuza sahip çıkın.”
ifadesi o denli yerinde bir tespit ki canı gönülden katılıyorum bu tespiti yapana. Şu dakika olmuş hem kitap hakkında söyleyecek bir dünya lafım var hem de hangi kelimelerle söylesem bilemiyorum. Önce konusundan bahsedeyim isterseniz:

RKBT 1. Gün || S*ktirgitli Aşklar-Funda Mentaloğlu || Alıntı ve Çekiliş


Herkese selamlar,
S*ktirgitli Aşklar turumuzun üçüncü gününde alıntılarla geldim :)
Umarım kitap hakkında fikir edinmenize yardımcı olabiliriz :)
Kitabı okurken Funda karakteri bana Betty Boop'u anımsattı nedendir bilinmez. O yüzden alıntılarda kullandım:) Umarım hoşunuza gider :)

Uzaklarda Üç Mevsim-Sema Bekmez || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Sema Bekmez

Yayınevi: Yakın Plan Yayınları
Kitap Türü: Roman, Dram
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 170
ARKA KAPAK
Yaşlı doktorun geçmişindeki büyük sır; beklenmedik bir rastlantı ile yeniden hayatını etkilemiş, ruhunu tutsak eden anılarını tekrar canlandırmıştır.
İşte yine aynı kadın, bütün canlılığı ile karşısında duruyordu. Tıpkı geçmişten çıkıp gelmiş bir hayal gibiydi. Aynı ifadeyi, aynı inceliği belirgin bir şekilde üzerinde taşıyordu. Ona bakarken, bir ara zaman kavramını yitirdiğini hissetti. Heyecanla; "Neler oluyor?" diye düşündü. "Hayat bana nasıl bir oyun oynuyor?"
Sema Bekmez'in kaleminden, bir solukta okunacak bir roman.

Bazen "Bu blogu iyi ki açmışım" diyorum.  Öyle güzel insanlar tanıdım ki bu sayede saymakla bitmez. Ortak zevkleri paylaşmanın vesile olduğu çok güzel bağlar kurdum burası sayesinde. İşte o güzel insanlardan biri de Sema Hanım oldu.

Kitaplığımın Yenileri

Hazır elim değmişken bugün yazabildiğim kadar post yazayım dedim :) Efendim malumunuz bahar geldi kitap siteleri peş peşe indirim yapmaya başladılar. Hele D&R nin bu ay öyle kampanyaları vardı ki çalışıyor olsam büyük ihtimalle maaşı oraya gömerdim :)

Sevgili Meltem bana link atıp "Koş bak D&R indirim yapmış!!!" dediğimde göreceğim tabloyu hayal dahi etmemiştim. Tabi çoğunuz ne demek istediğimi biliyorsunuzdur, görmüşsünüzdür. Daha evvel pahalı pahalı aldığım kitapları 9.90 a görmek pek iç açıcı olmasa da almak istediğim pek çok kitap yine o fiyattan etiketlenmişti. Ama tabi ortada büyük bir sorun vardı: BU KİTAPLAR NEYLE ALINACAKTI???

Evet, bu sahiden esaslı bir soru :) Neyse efendim kendimi gaza getirip bakmak da parayla değil ya aldatmacasına sığındım çoğu kadın gibi. Başta cidden o psikolojiyle kendime hayali bir sepet yaptım. 25 kitapçık mini minnacık bir şeydi. Sonra da onları eleye eleye 7 kitap sipariş ettim. Aman aramızda kalsın annemin haberi yok :)

Son Sevgili-Nora Roberts || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Nora Roberts

Orjinal Adı: The Last Boyfriend
Seri Adı: Inn BoonsBoro Serisi #2
Çeviren: Deniz Güçlü
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü: Günümüz Aşk, Aile
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 391
ARKA KAPAK
Ortak bir geçmiş, yeni bir başlangıç ve ömür boyu sürecek bir aşk hakkında yepyeni bir roman. New York Times çoksatan yazarı Nora Roberts, yaşadıkları kasabaya sıcak ve sevimli bir otel inşa eden Montgomery kardeşlerle -Beckett, Ryder ve Owen- sizleri tanıştırıyor.
Owen, Montgomery ailesinin organizatörü, ailenin inşaat şirketini demir yumrukla yöneten idarecisidir - vebir hesap tablosundan bile daha az esnektir. Kardeşleri onun liste yapma huyundan yaka silkseler de BoonsBoro Oteli tam planlandığı vakitte açılacaktır. Owen’ın planlarında öngöremediği tek şey ise Avery McTavish’tir...
Avery’nin popüler pizza mekânı otelin tam karşısında olduğundan, genç kadın otelin yenileme çalışmalarını oldukça yakından takip eder – ve Owen’ı bir kez daha takdir eder. Owen çocukken onun ilk sevgilisi olduğundan, aslında Avery’nin aklından çıkmamıştır. Ancak ona karşı hissettiği çekim pek de masumane değildir.
Avery ve Owen ilişkilerini yeni bir boyuta tedbirli bir biçimde taşırken, otelin açılması da Boonsboro kasabası halkına kutlama yapmak için bir neden verir. Fakat Owen’ın daha yapması gereken çok şey vardır. Avery’nin etrafına ördüğü duvarları yıkmak sandığından daha uzun sürecektir – ve bu olurken Avery ilk sevgilisinin son sevgilisi olacağını anlayacaktır...

Ben döndüm ey ahali :) Dün akşam ancak dönebildim evcağazıma ve nihayet bugün sınavların ortasında kaşla göz arasında bitirdiğim kitabı yorumlayayım dedim. Ama postu yazmadan evvel ne göreyim ben bu serinin ilk kitabını okumuş ama yorumlamamışım. Üzüldüm valla...

Neyse gelelim kitaba: İlk kitapta malumunuz Claire ve Montgomery kardeşlerin en küçüğü Beckett'ın aşklarını okumuştuk. Kasabadaki otelin elden geçirilişi ve karakterlere aşinayız zaten. Ha derseniz ki ben ilk kitabı okumadım, lütfen kitabı okuyup öyle gelin :D Bu seri birbiriyle ilişkili çünkü :)
İlk kitaptan ortanca kardeş Owen'ı ve kasabanın İtalyan restoranının sahibesi Avery'i biliyoruz. İşte Son Sevgili bu ikilimizin aşklarını, otelin açılışını ve ilk kitaptan tanıdığımız hayalet Lizzie'yi anlatıyor. Bu arada üçüncü kitabın da alt yapısını hazırlayıp ağırdan bir Hope-Ryder yakınlaşmasının da sinyallerini veriyor yazar.

Renkli Kalemler Blog Tur'dayım


Şimdi postu görünce 'Ne alaka???' falan diyebilirsiniz :)
Hemen belirteyim efendim;
Kitap İklimi Pınar'la konuşurken laf lafı aştı ve Pınar tur düşünür müsün diyince ben de kabul ediverdim :)
Bakalım, umarım elime yüzüme bulaştırmam tur işini :)
Yani demem o ki RKBT'nin bir sonraki turunda birlikteyiz :)

Fangirl Mevzusu ve Düstur-Bu Bir Tür İç Dökme Seansıdır :)

Bu başlık da neyin nesi diyebilirsiniz... Hemen belirteyim bu yazıyı yazmaya bir blogger'ın postunun altına yapılan destursuz yorumlardan ve bir yazarın bugün fark ettiğim bir durum güncellemesinden sonra karar verdim. Gülüp geçebilirdim; güldüm, orası ayrı da geçemedim ne yazık ki...
Ülkemizde tanınmış pek çok yayınevinin basım önceliği çeviri kitaplar malumunuz... Hal böyle olunca da Türk yazarların işi epey zorlu. İlk kitapların basım süreçlerine değinmiyorum bile. Ne yazık ki yazarların önünde meşakkatli, uzun beklemelerle dolu çetin bir yol var. Bu açıdan bakıldığında yazan, uğraşıp yazdığını bastıran herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Rabb'im hiçbirinin emeğini boşa çıkarmasın.

Blogu takip ediyorsanız eğer benim Türk yazar ön yargım olmadığını bilirsiniz. Hatta çok da hevesle okurum, takip etmeye çalışırım. Çok beğenerek okuduğum yazarlar da vardır. Ama belki bu bir marazdır bilmiyorum-her konuda geçerli- hiçbir şeyi 'fan'ı olacak kadar tutkuyla sevemedim ben. Kaldı ki bir yazarı sevmekle okuduğun kitabı sevmek arasında da fark var bence. Tam da bu noktada bir kitabı 'Beğenmedim' demek neden rahatsız ediyor birilerini anlamakta zorlanıyorum. Okuduğum kitabı yazarına göre değerlendirmiyorum ben arkadaşlar... Eğer dikkat ederseniz her daim objektifliğimi korumaya çalışıp dürüst yorumlar yapmaya özen gösteriyorum. Ve bir kitabı okurken de birden fazla kriterle değerlendiriyorum:

Bir Daha Yüzümü Görmeyeceksin-Seda Özay || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Seda Özay
Yayınevi: Önce Kitap

Kitap Türü: Deneme

Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 184
ARKA KAPAK
Şarkılar ona bir başka!
Seda Özay, şarkı sözlerinde kaybolan bir yazar.
Bazen bir anda döktü sözcüklerini ortaya, kendimizi toplayamadık.
Bazen günleri geçti kelimelerin, duyguların, notaların arasında…
Her durumda şarkılar bahane oldu, hüzün oldu, ayrılık oldu, aşk oldu, hayat oldu:
Ve şarkılardan yazılanlar bir araya gelip kitap oldu.
Her yazının altından melodiler duyacaksınız okurken,
belki de çok sevdiğiniz bir şarkıcının feryadını… Şaşırmayın!
Okuma süreci uzun süren bir kitap oldu Seda Özay'ın  Bir Daha Yüzümü Görmeyeceksin'i. Kitabın ufak ufak denemelerden oluştuğunu biliyordum; o yüzden geçen dönem son sınavlarıma gidip gelirken yol arkadaşı oldu bana. Sonra kitabın ortalarına falan geldiğimde aşk üzerine tek kelimeye tahammül edemeyeceğim bir sürece girince kapatılıp bir kenara konuldu kitapcağız :) Ama okuduğum kadarını beğendiğimden göz önünden ayırmadım kitabı. Bir de altını çizdiğim cümleler bir yere yazılacaktı. Haliyle geçen hafta tekrardan elime aldım kitabı ve ders aralarında ufak ufak okuyuverdim.

Berrin-Ercan Akarsu || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Ercan Akarsu
Yayınevi: Kanes Yayınları

Kitap Türü: Dram, Psikolojik kurgu

Yayınlandığı Yıl: 2012

Sayfa Sayısı: 192
ARKA KAPAK

Her fırsatta geçmişinden bir parça ile yüzleşmeye mecbur edilişine inat, yarına kapı aralamayı düşledi Berrin. Bilinçüstüne kayıtsız kalıp, bilinçaltında bir türlü çürütemediği geçmişi ile cezalandırdı kendisini.
Bunu yaparken de bütün masumiyetini alaşağı etti. Geceyi ortasından ikiye, belki de daha fazla parçaya bölen ilişkilere teslim etti benliğini.Kitabın başında minicik bir kız çocuğu, sonra soğukkanlı bir katil, ardından ruh sağlığını yitirmiş ve dünya ile iletişimini kesmiş bir kadına dönüşüm.
Berrinin geçirdiği evrimi itina ile sergileyen yazar, hiçbir mesaj kaygısı taşımıyor.
Her şeyi kendi dokusunda irdelememiz gerektiği manasına gelen, unutulmaz doneler iliştiriyor zihinlere. Bir erkeğin kaleminden, bir kadın yaşamının damıtıldığı kitap...
Bilinen paradokslarla, bilinmeyen denklemleri izaha cesaret ediyor.
Esasında ara sınav haftam bitene kadar kitap okumaya ara vermeyi düşünüyordum ama ders arasında biraz biraz okuyup zihnimi dağıtıyorum, iyi oluyor. Bu kadar ince bir kitabı 3 günde bitirdiğim düşünülürse ciddi manada ara vermiş sayılırım aslında :) Neyse efendim ben geleyim esas mevzuya.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI