Yağmur Sonrası-Sarah Jio || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Sarah Joi

Orjinal Adı: The Bungalow

Çeviren: Duygu Parsadan

Yayınevi: Arkadya Yayınları

Kitap Türü: Aşk, Dram
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 347
ARKA KAPAK

II. Dünya Savaşı'nın tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...
Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?
Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adası'ndan adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

1942 yazında, II. Dünya Savaşı'nın en hararetli zamanında Bora Bora Adası'nda görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Green'e karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?

Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jio'dan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. 
"II. Dünya Savaşı'nda Pasifik'in tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."
Kristin Hannah

Şu an kendimle gurur duyuyorum :) Günler sonra nihayet bir kitap bitirebildim... Okumak öyle bir alışkanlık ki bende bir hafta geçip de hala bir kitabı bitiremediğimde kendimle savaşıyorum içten içe. Ha diyeceksiniz ki kitap mı kötüydü; hayır, aksine güzel bir kitap bitirdim. Ama işte şu hiçbir şey yapasınız gelmeyen dönemler var ya onlardan birindeyim sanırım :) Neyse efendim ben hemen kitaba döneyim fazla gevezelik etmeden.
Mart Menekşeleri'ni ne denli keyif alarak okuduğumdan bahsetmiştim sizlere, Yağmur Sonrası'nda da hayal kırıklığına uğratmadı yazar. Üstelik Mart Menekşeleri'yle başarıyla giriş yaptığı kariyerinde Yağmur Sonrası'yla çıtasını yükseltmeyi de başarmış. Bu benim açımdan iyi olmakla beraber yazar açısından riskli bir durum :) Şimdi Böğürtlen Kışı'nı beklentimi yüksek tutarak okuyacağım.

Efendim arka kapaktan da anlaşılacağı üzere hikayemiz 2. Dünya Savaşı sırasında filizlenen buruk bir aşkı
konu alıyor. Henüz yirmi bir yaşındayken, aldığı hemşirelik diplomasıyla ne yapacağına karar verememiş Anne, tam da düğün arifesinde orduya hemşire olarak yazılmaya karar veriyor. Bunda arkadaşı Kitty'nin de etkisi büyük elbette. Anne'e göre daha havai olan Kitty macera arayışıyla giriştiği bu yola arkadaşını da sürüklüyor bir nevi. Tabi Anne'nin yaklaşan düğünü, nişanlısı Gerard ile ilgili duyduğu kuşkular da bu kararda etkili. Çevresindekilerin de etkisiyle Gerard'a karşı hissettiklerinin aşk olup olmadığından emin olmayı diliyor Anne. Ve siz de onunla birlikte içten içe biliyorsunuz ki kızımız nişanlısına aşık değil. 

Böylelikle iki genç kız için yaklaşık bir yıl sürecek ada macerası başlıyor. Bora Bora öyle bir yer ki, en çok da kendi içlerindeki savaşı dışarı vuruyor. Ve Anne aslında hayat hakkında pek de bir şey bilmediğini fark ediyor bu sürede. Hayatı öyle bir dönemeçle sınanıyor ki geri döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, en çok da kalbi...

Ada Anne'i gerçek aşkla, dostluğunun ne kadar sağlam olduğuyla sınarken Kitty'i ise bambaşka şeylerle sınıyor. Ve hemen belirteyim Kitty'i hiç sevmedim, hatta nefret ettim. Bir insan nasıl o denli kötü olabilir? Ve bence yazar Kitty'nin nedenlerini verme konusunda bir parça eksik kalmıştı. Bu anlamda kitabın sonunun hızlı geliştiğine inanıyorum.

Diğer yandan Westry... Genç ve bir parça hayalperest askerimiz. Hayalperest dediysem çok değil, yanlış anlamayın. Hatta bu onu daha romantik göstermiş bile diyebilirim :P
Sahilden birkaç metre uzağa gizlenmiş bungalovu bulup, Anne'le birlikte sahiplendikleri ilk günden biliyorsunuz bu ikilinin aşık olacağını aslında. Yine de kitabın pek çok yerini 'Keşke' demeden okuyamadım...

Ve bir kez daha anladım ki, her ne kadar kabul etmek hoşuma gitmese de, ben umutsuz bir romantiğim. Ve sırf bu yüzden Anne'nin dönüp Gerard'la evlenmesini anlayamadım. Üstelik Westry'yi bu kadar sevmişken... Ve Westry'nin de yıllar boyu hiçbir şey yapmayışını anlamlandıramadım. Tabi bu detaylar kitabı daha da romantik ve dramatik kılmış o ayrı. Ama söz konusu gerçek aşksa sorgulamadan geçemiyor insan...


Sarı amber çiçeği detayı öylesine kitapla bütün ki orjinal kapakta bu detayı taktir etmemek elde değil. Aynı detayı Arkadya da kullanmış olsa da bence orjinal görselde oynama yapmalıymışlar. Kapaktaki ada detayı kitaba son derece uygun çünkü. 

Tüm bunların dışında kitabın çevirisini son derece başarılı buldum. Akıcı ve sürükleyici bir anlatımı vardı.

Gerçek aşk söz konusu olduğunda, hiçbir şey karmaşık değildir.
Ben ona yalnızca bir parçamı verirken, o tüm kalbini bana vererek bütün hayatını bana adamıştı. Benim kalbimdeyse, içinde sönmeyen bir mumun yandığı, kilitli bir oda vardı.
Her ne kadar gönlümden 9 geçse de kitaba puanım 8:)
Keyifli okumalarınız olsun :)

3 yorum :

  1. Arkadya candır, Sarah Jio canandır. :)

    Kitty karakterine bende sinir olmuştum.

    Kitap kapağı, arkadyanın beğenmediğim tek kapağı olarak tarihe geçti diyebilirim. Orjinal kapak çok daha güzel. En azından bir bungalov görseli olabilirdi Türk edisyonunda.

    Not: Spoiler konusunda yine pek formdasın :D :D :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahh :D Ya bu kendimi frenlemiş halim biliyo musun bıraksan neler anlatıcaktım :P
      Kapağı ben de beğenmedim, yani ne alaka o yatak anlamlandıramadım :)
      Veee Kitty'e hiç girmeyeyim!!! Allah böyle insanlardan korusun, resmen kızın hayatını değiştirdi onun kıskançlığı :(

      Sil
  2. Yalniz şu kısımda bir hatan var westry yillar boyunca bir sey yapmamis demissin ya her sene bungalowa gitmis orda da bunu aciklamis zaten mektuplarinda , senin kendi bi hayatın var bunu bolmek istemeyeyim diye ulasmamis. Hastanedeyken yazdiklari mektuplari da zaten kitty engellemis. Ama sonunfa mutlu sona ulasiyorlar ben kitabi baya begendim sahsen :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI