Wattpad, Hikayeler ve Hikayeciler-1 (Burcu Demet Peker)

Sesi soluğu kesilmiş blogger döndü :) Güzel bir kitap incelemesiyle dönmek isterdim; ama şu sıra pek de randımanlı bir okuma süreci geçirdiğimden emin değilim. Elimde günlerdir sürünen iki kitap var ve bir süre daha sürünmeye devam edecekler belli ki... Halbuki kitaplar bildiğim en iyi sığınaklardır; ama onlarla bile haşır neşir değiliz şu sıra... Ben de baktım ki blogdan uzak kalıyorum, ki bu hiç arzu etmediğim bir şey; çünkü blogumu seviyorum, dedim ki en iyisi sizlere takip ettiğim birkaç güzel insanla tanıştırayım :)



Wattpad aslında benim ön yargıyla yaklaştığım bir oluşumdu. Buna sebep de tahmin edebileceğiniz üzere 'amatör' olarak bile adlandıramayacağım ergenler... Bir ara üye olmama rağmen okuduğum facialardan sonra kendime uzak durmayı salık vermiştim. Gelin görün ki yazdıklarını yakından takip ettiğim birkaç kişi Wattpad'e taşınınca bu macerayı tekrar başlatmak da farz oldu :) Amatör hikaye sitelerinden tanıdığım, kaldı ki 'amatör' sıfatını utandırırcasına kalemi kuvvetli bu birkaç kişiyi sizlerle tanıştırmasam da olmaz dedim :) Eminim aranızda benim gibi güzel yazılan her şeye zaafı olan bir çok insan vardır...

Her ne kadar bir yıl öncesine kadar amatör kalemleri daha çok okuyor olsam da, bir kaç sebep yüzünden kaleminden emin olduğum ve gerçekten okumaktan zevk aldığım kişileri takip ediyorum artık. İşte bugün de elimden geldiğince onlardan birini tanıtmaya çalışacağım.

Bizim Hikayelerimiz'e ilk üye olduğum zamanlarda tanışma fırsatı buldum ben Burcu Demet Peker'le :) Benim Demet Ablam... Kalemiyle bir kez tanışıp bir daha okumaktan kopamadığım nadir insanlardan ve benim yazma konusunda kendime örnek aldığım bir kalem. O kadar harika betimlemeleri, öyle güzel bir anlatımı vardır ki onun anlattığı dünya hemen beliriverir gözlerinizin önünde.

Okumaya başladığım ilk hikayesi Nefha'ydı... Sonra maalesef yarım kaldı, neyse ki şu  günlerde devam ediyor yeniden :) Sonra Tahir'le Zühre'si, okurken gülümsemekten kendimi alamadığım Cambaz'ı, Hırçın'ı, Sahra'sı, Mum'u, daha nicesi... Bir de son başladığı Düğüm'ü...

Bu bahsettiğim hikayelerin hepsinde farklı bir tarz deneyip; dramdan, romantik komediye, fantastiğe... pek çok tür deneyip hepsini de başaran nadir insanlardandır :) Hemen merak edenler için Wattpad linkini vereyim, BUYURUN!!!

Birkaç alıntı okumak da istersiniz belki :)

Karanlığın göbeğinde, ayaktaydı ve zifiri körlüğünün içinde sadece dörtnala koşan atın toynaklarının havayı döven o ritmik sesi vardı. Tek gerçekliğini oluşturan o ses, bedenini bir sarmal gibi sarıyor; kulaklarını , zihnini kendisinden başka bir şey kalmayana dek dolduruyordu. Neredeydi? Neden buradaydı? Bilmiyordu genç adam. Tek bildiği ona doğru koşan atı beklediğiydi. Binyıllardır beklemişti sanki,… Ve şimdi, sonunda, bulmuştu onu. Karanlığın içinde… Başlangıcı, sonu olan bu sonsuz siyahın yüreğinde beklediği ona geliyordu sonunda. O hep beklemişti.Bıkmadan, usanmadan beklediğini biliyordu genç adam. Dününü, yarınını bilmediği bu yerde bile, gerçekliğe tutunan son ipiymişçesine biliyordu. Hep buradaydı o, karanlıkta, ayakta… Beklemişti. Sonsuzun tükendiği, zamanın dolduğu, başka bir ana, yeni bir başlangıca açılan bu eşikte,onu beklemişti…
Ve bekleyişin sonundaydı artık…
Bekledi, bekledi, hep yapageldiği gibi, sabırla… Karanlık usulca çekilmeye başlayarak, aydınlığı davet ettiğinde , gözbebeklerine vuran ilk ışık huzmesiyle birlikte, şaşkınlıkla irkildi genç adam. Hemen sonra , çılgınlığa sürükleyen bir heyecanla,sesin kaynağını aramaya başladı gözleri. İlk önce bulutlar çaldı belirmeye başlayan kızıldan. Parlak, ışıklı maviyi ararken, tondan tona, renkten renge dolandı durdu gökyüzü… Avare bir gezgin gibi. Sonunda güneş parlak bir alatop gibi bulutların arasında kendisini göstermeye başladığında, gördü onu.

Ufku boylu boyunca kat eden dağ sırasının arasından nazlanarak süzülen güneşin içinde, ufacık, karanlık bir noktaydı ilk başta. Işık göğü sardıkça büyüyen, her geçen an biraz daha atlı ve binicisinin silüetine giyinen noktayı izlemeye başladı büyülenmişçesine. Vuslattı bu. Başka ne olabilirdi ki zaten? Hep beklenenin, geldiği , belirsizliğin bir şekle giyindiği ana ulanacak başka hangi kelime böylesine güzel anlatabilirdi yaşanan zamanı?

Havaya sızan yosun kokusunu, kapalı camların ardından bile alabiliyordu, Rüzgar. Yosun kokusunun kaynağı karanlık sular , abanoz saçlı hırçın bir gelin edasıyla sahilde köpürüyor, sevdalısına cefa ediyordu, adeta. Bitmek bilmez ,ebedi bir sevişmeydi, Karadeniz ve kayalık kıyılarının raksı. Karadeniz’in öfkesi karanlık , sevdası alacalıydı. Hiçbir zaman mahcup , sessiz bir kadın olmayacaktı, o. Hırçın dalgalı mavileriyle yârin bağrını delip geçecek, öfkesiyle sahillerini dövmeye devam edecekti, her daim… Ve sonunda hiddeti durulup , geceyi karşıladığında, günün fırçası dalgalarını alacalı gün batımlarının ebrusuna boyarken, o, sevdasını pençe pençe kendi renklerine sarıp, koynuna uzanacaktı.

Bunlar Nefha'dandı :) Ne demek istediğimi bu satırlar anlatabilmiştir büyük ihtimalle :)
Bir de Düğüm'den biraz okutayım size iyice emin olun :)

Hayatta bazı anlar vardır. O anın içine savrulan fanilere sorsanız, evrenin, sadece ve sadece bu an için var olduğunu söyleyeceklerdir size, inanın bana.

O an öyle bir andır ki… İlk insan bu an için yaratılmış, hayat bu an için evrilmiştir. O an herkesindir. Herkes öyle ya da böyle, eninde sonunda o anın içine düşer ve hayatı, yolu, aniden karşısına çıkan o sapağa dönmesiyle değişiverir.

O an geldiğinde kimimiz mutlulukla gülümsüyor oluruz, kimimiz hüzünle hıçkırmaya başlar. O an herkesi aynı keskin mutluluk duygusuyla bulmaz. Ne yazık ki, bu böyledir.
Buğu ise... O, sadece tek kaşını kaldırarak karşısındaki adama bakmıştı. İleride onu tanıdıkça anlayacaksınız, o tek kaşın kalkması bile ciddi anlamda önemli. Hey!”Altı üstü bir kaş kaldırma, ne kadar önemli bir tepki olabilir ki? ” demeyin. Bir tepki sonuçta değil mi?
Neyse ne diyorduk?
Kapısı çalınmadan, aniden, savrulurcasına açılıp, iki insan irisi, azman da diyebilirsiniz, eli silahlı adam içeri daldığında, Buğu makyajını siliyordu. Daha doğrusu, yüz temizleme sütünü kalın bir tabaka halinde yüzüne yaymış, onu temizlemeye çalışıyordu.

Gizem kadını Dilâ, konser biter bitmez biriyle görüşmesi gerektiğini söyleyerek ortadan kaybolmuş olmasa, o da çoktan çıkmış olacaktı aslında. Ancak, Dila Hanım, Allah bilir yine hangi esrarengiz işini halletmek için ,”Çantama göz kulak ol,” diyerek öyle bir fırlamıştı ki, kalakalmıştı olduğu yerde. Bir an ardından koşturup, çantasını yanına almasını söylemeyi düşünse de, ona yetişmeye çalışmanın nafile bir çaba olacağının farkında olması nedeniyle vazgeçmiş, sakince beklemeye karar vermişti, hatta üstünü bile giyinmemiş, bornozuyla oturmaya devam etmişti. Zaten, en iyi koşullarda bile, kendisininkilerden onar santim uzun bacakları olan Dila'ya yetişmesi pek de mümkün olmazdı açıkçası.
Kısacası, geride kalmıştı. Nokta. Geçen zaman içinde, makyaja çok da alışık olmayan cildi kaşınmaya başladığı için, evdeki el yapımı özel sabunu yerine, kokoş Dilâ 'nın, milyon çeşit ve elbette son derece pahalı kozmetiği arasından, uygun olduğunu tahmin ettiği losyonu seçmiş, sonrasında resmen yüzüne boca etmişti. Eh, sakin bir karakteri vardı, ama bu intikam almayacağını göstermezdi. Sonuçta, Buğu da bir insan, yani hemen hemen… Ve dostlar, sonunda, işte bu noktada, bizim Buğu’nun o anına geri dönüyoruz. Hayatının değiştiği o anına...

Hadi bakalım :) Benden şimdilik bu kadar, sonra bu konuyu tekrar açıcam beklemede kalın :)

2 yorum :

  1. Ya 1D ci ergenler ve birkac kasinti, zorlama yazilar yazan edebiyat ogretmenin haricinde kimseye rastlayamadim ben.fikir harika,app guzel,arayuz,tasarim sahane.Ama icerik berbat.İpini koparan dolmus yas ortalamasi 15 .Kucuk olduguna bakmayin o yaslarina ragmen mide bulandiracak seviyede erotik hikayeler yazacak kadar da curetkarlar.Benim wattpad de adim serikurban,kullanma amacim ise canim sikildikca bi kac ergeni yazilarinin ilk paragrafinda 5-10 hata bulmak.Onlarin o isyankar savunmalarini okuyup hem stres atmak hem de ergen psikolojisi uzerine inceleme yapma firsati bulmak.Yaziniz gayet hos bu arada tebrik ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne desem bilemedim şimdi :) ama başarılı amatörlere rastladım ben hepsini harcamamak lazım :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI