Okuma Etkinliği || Bir Cihan Kafes- İclâl Aydın || Kitap Alıntıları

Her kalp aynı buluşmayla oluşup benzer bir yarayla çürüyor üstelik...
Bir insanın yumruğu kadardır kalbi, derler.
Demek ki kalbin kadar insansın.
Avcunun içine düşen kalp kadar merhametin...
Umutsuzlukla tütsülenmiş bütün kalpleri, kendini kalabalığın içine savurup sağır ve dilsiz olmak isteyenleri, yalnızlığının kuyusunun başından ayrılmadan, durmaksızın kederinin yankısını dinleyenleri görür görmez tanırım.
Çünkü sana bu hikâyeyi anlatmak için uzun bir yoldan geliyorum.
(syf 1-2)
Dakika bir gol bir diyerek başladım ben kitaba... Daha bu satırları okur okumaz koşup elime bir kalem aldım ve iz bırakan satırların altlarını çizmeye başladım. Sonra da kalemi elimden bırakamadım zaten...

Yaşamak dediğin zaten uzun bir uyku…
Bütün bunların hepsi bir rüya zaten
(syf 13)





Ömrüm büyük yanlışlardan örülü bezden kaledir. İhtişamlı gibi görünür uzaktan; lakin ben bilirim ki  sağlam bir kayadan oymadım ben o kaleyi. Taştan yapamadım.
...
Geç kalmak hiçbir şeye benzemez
(syf 124)

Seni düşünmek o kadar güzel ki... Sadece bu bile içimde bir kalbin attığını anımsatıyor bana. Unuttuğum ne çok şeyi anımsattın sen... İyi ki geldin dünyama.
Bazen diyorum ki... Mümkün olsa da bedenimi giyinebilsen, ruhumu kuşanabilsen ve anlayabilsen seni ne kadar çok sevdiğimi. Seni bugün seviyorum ya... Yarın nasıl seveceğim, kim bilir...
...
Gözlerinden öyle akıyordu ki kadri bilinmemişlik... İçimi acıttı kendi kendini teselli bile etmeyişin, edemeyişin...
(syf 138)


Aşk imkansız olursa, acıyla beslenirse aşk oluyor yani öyle mi? Ya ölüm, ya ayrılık yani...
(syf 140)


Ağlıyor ikisi de. Elini uzatıyor Doruk.
Lorin uzanan çamurlu ele bakıyor.
Elin sahibinin gözlerine bakıyor sonra.
Ömrünün en güzel gözleri onlar!
Yorgun, canı acıyor, yaralı, kanıyor...
Düşmanından daha iyi kim anlayabilir ki onu şu anda?
Kendisine uzanan eli tutuyor. Tutunuyor o ele...
Birlikte ayağa kalkıyorlar ve o sırada beklenmedik bir şekilde çekip bıçağını Lorin'in göğsüne saplıyor Doruk ağlayarak.
"Üzgünüm, çok özür dilerim! Aşk bu! Kazanmak için oynamıyorum!"
Lorin göğsünden bıçaklandığı için değil, bir kez daha Doruk'a inandığı için, sevmeye devam ettiği için, bir kez daha elini ona uzattığı için ölmeli artık!
Göğsüne saplı bıçağı çekip çıkarıyor. Doruk'un gözlerinden dökülen yaşlara bakıyor.
"Biliyorum," diyor. "Aşk bu! Ölmek için oynanır. Ama sen ölmeden ben ölmeyeceğim!"
Yıldırımlar düşüyor dünyaya.
Sonra uzun bir sessizlik... Upuzun bir sessizlik...
Ter içinde uyanmışım...
(syf 193)



Fırtına herkesin başında eser ama sadece bazılarının çiçekleri dökülür
( syf 203)





Ama içimdeki değersizlik duygusunu onaracak hiçbir şey yok bu hayatta. Sanki annem beni kırbaçlamış kırbaçlamış, sonra da elime vermiş o kırbacı. Artık onun bir şey yapmasına gerek kalmadan, ben kendi kendime acı çektirir olmuşum. Yalnızlığımın, sevgisizliğimin ucu bucağı yoktu anlayacağın... Hiçbir zaman sağlam bir özgüven dikemedim içimde
(syf 226)


Her an gidebilirdin. Bir başkası seni benden alabilirdi. Ama almamalıydı... O kadar canın yanmalıydı ki, değil bir başkasına gitmeye, yaşamaya bile dermanın kalmamalıydı. Eğer benim çürük yanıma şahit olduysan sen de çürümeliydin. Eşit olmalıydık, anlıyor musun? O yüzden ne kadar çok kadın beni isterse kendimi senden o kadar koruyabileceğime inandım. Seni de inandırdım buna.
...
Ah biriciğim! Seni senden uzakta ne kadar sevdiğimi vallahi bilmiyorsun. Sen aslında bana neler ettiğini hiç bilmiyorsun.
...
Seni soldurursam benim olursun sanmıştım, ama benden gidebileceğini düşünmemiştim.
(syf 258-259)


Bir yara gibi... Hafızasının derin bir kesiğe acemi biri tarafından atılmış çirkin bir dikiş izi gibi... Evet, çirkin bir yara iziydi Doruk artık.
(syf 291)



Sakın bana ağlama deme! En beklemediğim günde bir başkasına gittiği, bir başkasıyla seviştiği için ağlamıyorum. İhanet böyle bir şey değil.
İhanet ne biliyor musun?
...
İşte hala o çok üzüldüğüm, geleceğin güzel olacağına söz verdiğim, iyi ahlaklı, hiç yalan söylememiş, sevilmek ve güvenmekten başka hiçbir şey istemeyen, hiç güneş yüzü göstermediğim, kırık çocukluğumu göstermiştim ben ona. Sakladığım o küçük kızı, en değerli parçalarımı, en korunmasız yanımı göstermiştim ben sevdiğim adama. Anılarımın en acılı yarasını kazıyıp girmişti içeri.
O kimsesiz çocuğu sevmişti benimle birlikte.
...
Sonra o yaranın üzerine yuva yaptı. Dikiş attı. Oraya yerleşti... Etimin üzerine yerleşti...
...
O yaradan çıktı ve ona emanet ettiğim o küçük kız var ya... Onu tokatladı sanki! Bunu affedemiyorum.
...
Elindeki kırıklarla bile bile yaktı canımı. Her birini tek tek batırdı etime. O yüzden şimdi bana, güçlü ol demesin hiç kimse!
Olamam! Olamam şimdi!
Şimdi bir adama güvenip sevdiğim, inandığım için, insan olduğum için yasımı tutmak istiyorum...
(syf 297-298)


Mustafa Hoca, 'Kimse yalnız değil.' derdi. 'Kendi kendine yetmeyi beceren insanlık mertebesinde rütbe alır.'derdi.
...
Nefsin susarsa ruhun konuşur derdi Mustafa Hoca. Sen susarsan ruhun harekete geçer, Allah yolunda giden herkes Allah'ın evliyasıdır. Haklılığını savunmak için anlamayana karşı sen boşuna konuşma. Haklılık bile şahit ister. Savundukça söz verirsin müfteriye. Pür-i pak haklıysan eğer, zaman zaten şahit duracaktır sana
(syf 320)
****
Allah günahta ısrarı ve isyanı sevmez. Israrlı mutsuzluk günahtır... isyandır...şeytanın nereden nasıl geleceğini bilemezsin.. kılık değiştirir...sen dua et kuzum...Allah dua eden kulunu güçsüz yalnız bırakmaz.. geçsin artık bitirmeyi bilin kederinizi...
(syf 321)



bir cihan kafes işte...geldin...kondun. kırıldı kanadın, yoruldun. nefesin bitti, gözünü yumdun. hepsi bu....
(syf 324)
***
Birinin ömrüne şahit olmaya gör...Taşa kazımak istersin kimi sözlerini...Ki kalsın, en çok o yaşasın diye... 





Daha bir sürü altı çizili cümle var kitapta; ama sanırım bu kadarı yeterli :)
Keyifli okumalarınız olsun:)





6 yorum :

  1. Aslında pek sevmiyordum bu tarz kitapları çok vıcık vıcık olduğunu düşünüyordum ama itiraf etmek gerekirse gerçekten etkileyici satırlar. cümlelerin ahengine bayıldım. okumakta fayda var. Yazınız için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  2. yok yok kesinlikle vıcık vıcık bir kitap değil :) Eğer fırsatınız olursa okumanızı öneririm

    YanıtlaSil
  3. Şöyle bir baktım da bilgi verdiğiniz kitaplara, hepsi popüler değil mi? Yani bu sözü elbet çok duymuşsunuzdur ama popüler kitaplar daha fazla gibi göründü gözüme. Yanılıyor olabilirim ama yine de görünce gözlerimi kaçırdığım kitapların yorumlarını sizden okumak güzelmiş. Sevdim bunu, takipteyim :)

    YanıtlaSil
  4. yoruma ne tarafından baksam bilemedim :) Popüler kitaplar okuyorum genelde evet; son çıkanlar, bestseller diye bilinenler falan :) Bakın bakalım belki fikriniz değişir zamanla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım göreceğiz :)
      Aslında ben daha çok özel edebiyatla ilgilenmeyi seviyorum. Yani büyük bir kitleye seslenen ve bunu da istediği için yapan cümleler değil de daha küçük ve bunu seven kitleye seslenen anlatımı seviyorum. Anlatabildim mi bilmiyorum ama öyle işte... :)

      Sil
    2. anlıyorum tabi ki... Arada ben de denk geliyorum öyle kitaplara. Ama dediğiniz gibi çok nadir rastlanıyor öyle kitap ve yazarlara; çünkü yayınevleri daha çok bestseller basıyorlar. Gerçi ben hayal kırıklığına uğratanları da söylüyorum, o açıdan rahatım :)
      Genelde 'mutlu yaşayıp mutlu öldüler' tarzı çerezlik kitaplarda değil ama dramlarda rastlıyorum o dediğiniz 'özel' olma durumuna :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI