Ölüme 5 Kala-Mark Billingham || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Mark Billingham
Orjinal Adı: The Dying Hours 
Seri Adı: Dedektif Tom Thorne Serisi #11 
Çeviren: Burak Şenel 
Yayınevi: Orkinos Yayınları 
Kitap Türü: Polisiye, Gerilim 
Yayınlandığı Yıl: 2014 
Sayfa Sayısı: 464 
ARKA KAPAK


Aslında bir ritmi var şey gibi adını siz getirin ağaç kakan ya da ona benzer bir şey gibi. Tak tak tak 
Belki de tik tik tik tıpkı saat gibi Ölüme götüren usul usul yaklaşan bir ses. Terry Mercelın otuz yıllık öfkesine bedel olan seri cinayetler ve insanın kanını donduran soğukkanlılık Her şey büyük planın bir parçası gibi ilerliyor. 
Ölüme 5 Kala romanıyla İngilterenin sisli caddeleri suç dolu mahalleleri ve cinayet sahneleri ile çözülmesi gereken bir bilmecenin tam içindesiniz 
Polisiye gerilimde diğer bir nokta önemli karakterler tarafından hayat verilmiş ve mizahla birbirine bağlanmış olmasıdır. Bu tam da öyle bir kitaptır.-Sunday Mirror 
Ölüme Beş Kala romanı ölçülü bir şekilde melankolik bir ruh halini göstermektedir. Onun yazıları yıllar geçtikçe olgunlaştı. Yakın zamanda yaratılmış olan Thorne okuyucuyu sadece Londradaki hayatla değil yaşlanma ve emeklilik umuduyla da karşı karşıya bırakır. - James Kidd The Independent


Firari blogger döndü!!! Yani en azından döndü sayılır :)
Meraklıları için söyleyeyim final sınavları için ortadan bir süre kaybolmuştum. Sınavlardan kurtulur kurtulmaz da evime dönerken seyahat arkadaşı oldu bu kitap bana. Kitabı merak edenler için lafı daha fazla uzatmadan kitap hakkında gevezelik etmeye devam edeyim :)

Seni İzliyorum'un ardından ikinci kitapları Ölüme 5 Kala ile okuyucu karşısına çıktı yeniden Orkinos Yayınları. Ve gönül rahatlığıyla söylüyorum ki, bu kez çok çok daha iyi ve kaliteli bir kitabı Türk okuyucuya kazandırıp, yeni bir yazarla tanıştırıyorlar bizleri. 

İlk kitaplarında yetişkin okuyucu kitlesini hedefleyip erotik türde bir romanı yayınlamayı tercih etseler de ikinci kitapları polisiye severlerin gönlünü çelecek cinsten. Evet efendim, Mark Billingham'a ve Tom Thorne Serisi'ne merhaba deyin! 


Tom Thorne, orta yaşlarını süren, işine tutkuyla bağlı bir polis. Ünvanının 'Dedektif Komiser' olduğu günlerin özlemini çeken bir polis memuru o üstelik. Çünkü bir önceki görevinde ortaya çıkan durum polis camiasında pek de hoş karşılanmamış ve de bir nevi ceza olarak ünvanındaki 'Dediktif'i kaybetmiş Tom. Böylelikle üniformaya geri dönüp sadece bir 'Komiser' olarak mesleğine devam etmek zorunda bırakılmış. 


Hal böyle olunca içinde bulunduğu durumdan pek de hoşnut olmadığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Yeni rütbesini tam olarak hazmedememesinin yanında bir de meslektaşlarının pek de yardımı dokunmayan tutumları hayatı daha da çekilmez hale getiriyor Tom Thorne için. 

Yine böyle bir görev sırasındayken sıradan bir intihar vakası olarak adlandırılan bir olayda görünenin çok daha fazlası olduğu hissine kapılıyor karakterimiz. Sıradan bir akşam gibi tüm hazırlıklarını yapıp, birbirlerinin kollarında uykuya dalar gibi sarmaş dolaş intihar eden yaşlı bir çiftin ölümü Tom'u ikna etmeye yetmiyor. Elle tutulur bir delili olmasa da olay intihar olamayacak kadar şüpheli görünüyor karakterimize. Şüphelerini dillendirdiğindeyse aldığı tepki alaycılıktan ve alttan alta aşağılanmadan öteye gitmiyor. Böylelikle tek başına bir soruşturma yürütmeye başlıyor Tom Thorne, üstelik izinsiz bir soruşturma. 
Olaya benzer başka intihar vakalarına da rastlayan karakterimiz birkaç dostunun da yardımıyla araştırmalarını derinleştirdiğinde yanılmadığını da kolayca anlıyor. 

Kitabın konusu hakkında bu kadarcık bir bilgilendirmenin yeteceğini umuyorum; çünkü söz konusu polisiye, gerilim kitaplarıysa spoilere girmeyen yorumlar yapmak ziyadesiyle güç :) Bu yüzden hemen konusunun dışında gözüme çarpan detaylar hakkında bilgilendireyim sizleri. 
Öncelikle 464 sayfa boyunca katilin kim olduğunu aratmıyor yazar sizlere. Bu gizem ilk 100-150 sayfada çözülüyor. Esas mesele katilin hangi amaçla, neden bu cinayetleri işlediği. Katil ve kurbanlar arasındaki bağ, bir sonraki kurbanın belirsizliği falan derken sürekli merak edeceğiniz bir şeyler vermiş yazar. Bu da sayfaları sıkılmadan çevirdiğiniz anlamına geliyor elbette. 

Bir de yazarın katil ve kurban seçimindeki farklılık da taktire şayandı. Yani yetmiş yaş ve üzeri seri katillere ve kurbanlara her daim rastlanmıyor malum :)

Diğer yandan kitabın başlı başına türünden ayıran bir özelliği de var bana kalırsa. Bu esasında daha çok yazardan kaynaklanıyor. Yazar derinlikli bir karakter incelemesi sunuyor aynı zamanda okuyucuya. Yani bu bağlamda kitabın kesinlikle psikolojik bir yanı da var. Yer yer kitabı ağırlaştırmışsa da bu durum yazarın ustalığından kesinlikle şüphe ettirmiyor. Yani evet, polisiye bir kitapta fazlasıyla melankolik bir atmosferin içindeki karakterler okuyorsunuz. Ama kesinlikle karakteriniz havada kalmıyor... Bunu da her kitapta bulmak mümkün olmuyor. Bu tarz yerleri okurken yazardan bir dram okumak ya da tamamen psikolojik bir şeyler okumak nasıl olurdu diye düşünmeden de edemedim. Keşke bunu tecrübe etmek mümkün olabilseydi...

Ve hemen yeri gelmişken belirteyim: Kitap künyesinde belirttiğim gibi bu kitap serinin on birinci kitabı. Keşke yayın evi seriyi sıralı bassaymış. Kitaplardaki olaylar birbirinden bağımsız olduğundan bu durum okumayı pek de sekteye uğratmayacak gibi dursa da karakteri ve çevresindekilerle ilişkilerini anlamlandırmada okuyana fayda sağlayabilirmiş. Çünkü kitapta o kadar çok yardımcı karakter vardı ki; kim kimdi ancak ilk 100 sayfadan sonra oturuyor. Bir de üzerine karakterlerin soy isimlerinin kullanılıyor olması durumu eklenince o ilk 100 sayfada cinsiyetleri bile oturtamamış halde okuyorsunuz. Hal böyle olunca yardımcı karakterleri serinin diğer kitaplarında görüp görmediğimizi merak ettim. Belki sıralı bir okuma daha aşina kılabilirdi bizi. 


Görüldüğü gibi yayınevi orjinal kapak kullanmamış; ama bu durum için kim onları suçlayabilir ki... 
Kesinlikle kitabın Türkiye kapağı çok daha iyi olmuş. Ki bu noktada belirteyim kapak tasarımı İlknur Muştu'ya ait. Kendisini son derece başarılı bulduğumu bir kez daha söylememe gerek yok sanırım :)

Hazır kapaktan bahsediyorken hemen belirteyim; ayraçlar kapaktan bağımsız sayfa içinde yer alıyorlar. Benim gibi ayraç koparmaya kıyamayanlar için iyi mi kötü mü karar veremedim :) Ama sanırım ne zamandır ilk kez bir ayracı tam da görevi için kullandım :) 


Tüm bunların dışında çeviri için de birkaç kelam edeyim... Belirtmeliyim ki başarılı bir çeviriydi. 
Anlatım zamanındaki karmaşa diyeceğim şimdi, postları takip edenler gülecekler :) Ama evet bu kitapta da vardı... Yine de şu kısımdan emin olamadım: Bu karmaşa çeviriden mi kaynaklanıyordu yoksa yazardan mı? Bana ikincisi gibi geldi; çünkü çevirmenin kitap için fazlasıyla titizlendiği belliydi. 

Bir de yazarın uzun cümleleri konusunda sizleri uyarmam gerek :) Bakın mesela, bu kitabın ikinci cümlesi:

"Doğru web sitesini bulmuştu nihayet; yaşamaya değer bir şeye sahip olma ve profesyonel yardım gibi bir şey arama konusunda onca yapmacık zırvalığın arasından güçlükle ilerlemiş ve bilmesi gerekeni gerçekten gösteren bir site bulmuştu bulmasına, ama tek cevaplamadıkları soru kendisininkiydi. "

Evet, yazar uzun cümleleri seviyor :) 


Bu arada fark ettim ki uzun zaman olmuş ben polisiye okumayalı. O açıdan Ölüme 5 Kala'yı okuma listeme almam çok isabetli bir karar oldu. Ki, kitap da sağ olsun hayal kırıklığına uğratmadı. Kitabı kapayıp post için biraz araştırma yapmak için yazarın ismini bir Google'da arattım ki ne göreyim! On parmağında on marifet bir yazara karşı karşıyayız. Kendileri yazar olmanın dışında senaristlik, komedyenlik ve oyunculuk yapmış bir zat-ı muhteremler. Kameralara bu denli yakın işler yapmışken kitaplarından bazılarının birkaç bölümlük dizi yapıldığının haberini vermem sizleri çok şaşırtmasa gerek. 






Dedektif Tom Thorne Serisi

1. Sleepyhead - Diziye uyarlanmış2. Scaredy Cat - 2003 Sherlock Ödülü3. Lazybones - 2005 Theakston’s Old Peculier Yılın En İyi Polisiye Ödülü4. The Burning Girl5. Lifeless - 2006 British Book Ödüllerinde Yılın En İyi Polisiye Adayı6. Buried
7. Death Message - 2009 Theakston’s Old Peculier Yılın En İyi Polisiye Romanı ödülü
8. Bloodline9. From the Dead10. Good as Dead11. The Dying Hours



Kitapta hoşuma giden iki cümleyi de ekleyeyim hemen sizin için.

<<<Komik diye düşünüyor, aşk nasıl da nefretten daha çabuk yitiyor...>>>
    (syf 137)               

<<<Kim zaman ilaçtır dediyse görünüşe göre hiç yaralanmamış... >>>


 (syf 137)                                

Polisiye kitapta bile romantik alıntılar bulmayı bir ben başarabilrdim sanırım :)
Neyse efendim çok konuştum yine :) 
Farkındayım evet :) Hemen puanımı da söyleyip postu bitiriyorum.
Kitaba puanım 7...

Keyifli okumalarınız olsun:)










2 yorum :

  1. Yayınevi güzel bir giriş yaptı, okuyucusu bol olsun. İlknur Muştu ile çalışmaları büyük şans olmuş, benim favori kitap kapağı tasarımcım kendisi :) Acaba neden 11. kitap ile bir giriş yaptılar, bağımsız olması güzel ama keşke 1. den başlasalarmış, kitabı okumadığım için bilmiyorum ama dilerim çok anlaşılmazlık olmuyordur okurken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meltemcim olaylar arasında çok fazla kopukluğa neden olacağını zannetmiyorum ama yardımcı karakterler açısından ve Tom Thorne'u daha incelikli tanımak açısından seri sırasının önemli olacağını düşünüyorum. Mesela kitapta Tom'un kız arkadaşı Helen vardı ve zannederim bir önceki kitapta olan olaylar sırasında tanışmışlar. Bu anlamda okumayı aksatıyor sıralamanın takip edilmeyişi :)

      İlknur hakkındaki düşüncelerinin altına ben de imzamı atarım :) Çok yetenekli bir tasarımcı cidden <3

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI