Katran Karası-Güneş Demirel || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Güneş Demirel
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Kitap Türü: Dram, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 432

ARKA KAPAK

Ben neredeyim, kimim, unutmam an meselesiydi... Kelimelerle tarif edemezdim, kalbim yerinden fırlayıp onun kalbini yakalayacaktı neredeyse... Sevmek ne garip şey... Alıp yüreğime bassam ya da öpsem doyar mıyım?

Hayatı koca bir bilmece olarak görenler için nefes aldığımız her dakika aslında bir sürprize kapı aralar. O sürprizler bazen neşe bazen hüzün getirir bize. Aşk da o sürprizlerden biridir.

Katran karası gecelere yatar, ansızın açan pırıl pırıl güneşli sabahlara uyanır insan. Yağmur'un hayatına basit bir top darbesiyle giren Özgür, kalbi aşkla çarpan bir adamın bir kadının hayatına nasıl sürprizler taşıyabileceğinin kanıtı adeta. Can dostu Suna'nın güvenli limanına sığınmış, kendini 'fazladan' her türlü duyguya çok erken kapamış, gelecekten çok geçmişe bakarak yaşama yanılgısına kapılmış bir kadının adım adım yüzünü nasıl da aşka, sevgiye çevirebileceğini anlatan 'böyle hayatlar da var' dedirten bir roman...


Sınavlardan önce okunmuş; ama yorumlanmak için final haftasının bitmesini beklemiş ilk kitap...
Esasında yorumlayıp yorumlamamak konusunda epey kendimle savaştım ve sonunda yorumlamaya karar verdim.
Yorumdan önce hemen belirteyim söyleyeceklerim tamamen yazarın şahsından bağımsızdır, tamamen kitap için söylenen şeylerdir. Ki Güneş Hanım çok tatlı ve de sempatik biridir, tanıyanlar bilirler.
Ve yine belirteyim "Ben Türk Yazar Okumam" diyen biri olmadım hiçbir zaman. Aksine edebiyatımızda yeni yazarlara çok daha fazla şans tanınması ve daha fazla desteklenmeleri gerektiğini düşünenlerdenim. Ki ilk kitapların bu denli zor yayınlandığı bir ülkede bunu başarabilip devamını getiren insanlar taktiri hak ediyorlar.
Tam da bu noktada devamı gelen bu süreçte yazarların çıtalarını yükseltecek taslakları basmaları gerektiğini düşünüyorum. Maalesef ki Güneş Demirel'i eleştireceğim en büyük nokta tam da burası...



Yazarın yayınlanan 3. kitabı Katran Karası... Ama bunun dışında kaleme aldığı ilk kurgu.
Ve ne yazık ki üzülerek belirtiyorum; keşke yayınlamasaymış demeden edemedim kitabı okurken. Çünkü basılan 3. kitap olmaktan uzak, fazlasıyla amatör bir kitap olmuş. Katran Karası ne yazık ki yayınlanan ilk kitap bile olsaydı benden geçer not alamayacaktı.

Kurgu fazlasıyla eski Türk filmlerini anımsatıyordu, bunun dışında konunun işlenişi de yüzeysel kalmıştı bence. Hani bir Yağmur karakterimiz var ki kızın ne karakterini ne de davranışlarını tutarlı bulamadım kitabın başından sonuna kadar. Yazar fazlasıyla güçlü bir karakter mi yaratmaya çalışmış yoksa zayıflıklarıyla saçmalayan bir kadın mı oluşturmuş son sayfayı kapattığınızda dahi emin olamıyorsunuz.
Özgür Yağmur'a göre bu anlamda daha net bir karakterdi.

Kitapların olmazsa olmazları yardımcı karakterler ise Katran Karası'nda resmen kurtarıcı olmuşlardı.
Suna tüm sempatikliği ve samimiyetiyle daha en başından okuyanın gönlünü fethediyor :)

Yağmur yaşamı boyunca zorluklarla sınanmış bir karakter olsa da benim ondan beklediğim kadar güçlü değildi maalesef. Tam aksine her an yıkılmaya müsait, dokunduğunuz an dağılabilecek ama tüm bunların aksine hassas olmaktan uzak, biraz kendine saplanıp kalmış bir karakterdi. Geçmişine ve kendine yaşadıkları için o kadar acımakla meşguldü ki hani mümkün olsa zaman zaman kızı sarsmak geçti içimden.

Özgür'le yaşadıkları gelgitlerle dolu, istikrarsız aşk okurken kendini epey sorgulattı bana. Gerçek aşk bu mudur diye...
Akıl almaz tesadüfler, inatlaşmalar, gelgitler, ayrılıklar, kazalar, tekrar ayrılıklar, kavuşmalar falan derken kitap bitiverdi.

Söylediğim gibi Suna hariç tüm karakterlerin samimiyetini sorgulayıp durdum. Hele Yağmur'un annesi Seval!
Kadının Yağmur'u yetimhaneye bırakmasını ve sonrasında hiç aramamasını hiçbir haklı bahaneye sığdıramadım.

Yazarın neredeyse tarzı haline gelmiş, iki karakterin birden bakış açısından birinci tekil şahıs anlatım kullanmak. Ki bu benim genellikle eleştirdiğim bir durumdur zaten... Bu kitaptaysa tam Yağmur'un açısından olayı anlamaya çalışırken bir bakıyorsunuz Özgür'ün bakış açısına geçmişsiniz. Bu bahsi geçen bölümlerin her biri iki sayfa kadar gibi düşünün... Tam da bu nedenle anlatım sekteye uğramış bence. Hani ya bölümler daha uzun tutulup tam anlamıyla karakterin duyguları yansıtılmalıymış ya da üçüncü tekil şahıs anlatım tercih edilmeliymiş.

Diğer iki kitaptaki gibi yine anlatım zamanında netlik yoktu. Şimdiki zamanla anlatılan yerlerin ortasında bir bakıyorsunuz -dı'lı, -di'li geçmiş zaman kalıpları var... Bu nokta yazarın gözünden kaçtıysa bile editörün ya da son okumayı yapanın dikkat etmesi gerekirmiş.
Yani editoryal manada da kitap geçer not almaktan uzak.

Güneş Hanım'ın Şimdi Benimsin ile başlayan yazarlık kariyeri bana sorarsanız bu kitapla çıtasını düşürmüş.
Sen Yokken'i de okurken eleştirmiştim, daha iyi bir kitap beklediğimi söylemiştim ama Katran Karası çok daha fazla çekmiş o çizgiyi aşağıya. Tam da bu yüzden bu kurguyu yayınlayarak hata ettiğini düşünüyorum zaten. Keşke eski yazdıklarını yayınlamak yerine yeni kurgular üzerinde çalışsaymış...

Şimdi Benimsin incelememde yazarı nasıl bir hevesle okumaya başladığımı söylemiştim. Sen Yokken'de ise nasıl hayal kırıklığına uğradığımı...
Katran Karası ise tam bir fiyasko oldu maalesf... Ve bunu söylerken inanın çok üzülüyorum...

Basım sırası tam tersine olsaydı bu kadar acımasızca eleştirmezdim, o zaman yükselen bir eğri görürdük çünkü; ama böyle...

Neyse efendim uzun lafın kısası benim kitaba puanım 4...
Keyifli okumalarınız olsun :)

13 yorum :

  1. Yazarın tek kitabını okuyup karar vermek yanlış belki ama ben nedense sevemedim kalemini. Diğer yoruma da baktım -Şimdi Benimsin- hemen hemen aynı noktalara takılmışız ki benim takıldığım yerler biraz daha fazla itiraf etmeliyim, o yüzden başka kitaplarında da hemen hemen aynı düşünürüz zannediyorum. Zaten yazım hataları devam ediyor diye de belirtmişsin. 3. kitap amatörlükten çıkıyor maalesef. Yazar o heyecanla atlıyor desek bile yayınevlerinin bu özensiz işi de bir tuhaf. Gerçi 3 kitaptır aynı eleştiriler varken yazarın yine de dikkatsiz davranması daha da tuhaf :D Demek ki yorumları okumuyor ya da çok takılmıyor.
    Bir de başındaki uyarı çok hoş. Nedense bizde yerli yazara en küçük eleştiri küfür, sanki kişiliğine bir hakaret gibi algılanıyor. Aşacağız inş bunları da :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pınarcım Türk yazara eleştiri konusu trajıkomik aslında biraz :/ Eleştiriyi kaldıramayan tipleri görünce ister istemez uyarı notu düşmeyi farz biliyo insan :D
      Güneş Demirel ilk hikaye forumlarında yazmaya başlamış bir yazar. Bu da ilk kurgusuymuş... Ama o kadar amatördü ki keşke yapmasaymış diyorum yeniden ve yeniden. Ve eleştirdiğin noktalarda o kadar haklısın ki... Kesinlikle düzeltme yok ilk iki kitapta eleştirilen noktalarda :/
      yorumları takıyor mu takmıyor mu bilemedim ben; çünkü pek de eleştiren yorum görmedim. Yazanlar genelde 'muhteşemdi' demişler ... bu pofpoflamanın yazara yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu düşünüyorum. keşke objektif olsalar da böyle yeni yazarlar kendilerini geliştirebilseler...
      Yani demem o ki Şimdi Benimsin en iyi kitabıydı... onu beğenmediysen son ikisini beğenmen çok zor :/ Az çok fikrim var artık senin okuma zevkinden :D

      Sil
    2. Ya ne biliyim ben kitap yazsam sanırım her mecradaki yorumları okur, takip ederdim. Belki yeni fikirler de çıkar, sonuçta bizim için yazılıyor bunlar eleştirilerde göz önüne alınmalı. Ama dediğin çok doğru zaten objektif yorumda pek yok, tek tük. Her yazılan esere -özellikle yerlilere- kutsal muamelesi yapmaktan vazgeçeceğiz inş :D
      Yok yok hiç elime bile almam, hele yorumlarını görünce (:

      Sil
    3. işte bizde ortası yok: Ya Türk yazar okumam deyip kestirip atıyorlar ya da tek laf ettirmiyorlar. Halbuki yazmak dediğin sürekli geliştiğin bir uğraş. Eleştiren yorumların da bu anlamda büyük katkısı var bence. Mesela ben Güneş Demirel'e son okuma yapsam çok fazla şey söylerdim, burada yazamadıklarım da dahil :)

      Yazarın forum geçmişi var. Ben de o ortamı az çok bildiğimden tahmin edebiliyorum. Hikaye forumlarında 'şurası da olmamış' diyen yorum neredeyse bulamazsın. Yorum yapanlar genelde 'çok güzeldi, mükemmeldi, çok iyisin' derler. Nitekim artizanclıp'daki yorumlarda (Güneş Demirel orada Pembey nickiyle yazıyormuş) bu taslak için hep mutlaka basılmalı demişler. Keşke yeni bir kurgu için teşfik etselermiş. Ya da tarzını değiştirmesi yönünde :/ mesela tamamen 3. tekil şahıs anlatım kullansa nasıl olur yazdıkları? Sorular sorular :)

      Ama itiraf edeyim forum geçmişi olan yazarlardan favorim Fatma Erdek :) Okuyana asla amatör olduğunu hissettirmez, kadının kelimeleri akıyor resmen.

      Sil
    4. O okumak istediğim bir yazar ama forum geçmişi olduğunu bilmiyordum. İlk baskısı vardı beğenmişsin onu da okumak lazım o zaman (:

      Sil
    5. kesin oku, pişman olmayacağını garanti ederim :) ama Ephesus baskısı çok kısaltılmış, eğer Papillon'dan çıkan varsa elinde onu oku :)

      Sil
    6. Tabi onu okurum. Zaten diğer yayının kitaplarını okumuyorum. Neyse ki daha önce baskı yapıldı başka bir yayıncı tarafından yoksa deneme fırsatını kaçıracaktım :D

      Sil
    7. ephesus yeni baskıda o kadar kırpmış ki kitabı anlatamam, yan karakterlerin çoğu yok :/ Papillon daha iyi bir tercih olur ;)

      Sil
    8. Aaa o nasıl iş ya. Yazarın nasıl içi elvermiş hayret. Gerçi koca kitabın o kadar sayfaya düşmesinden belliydi. Hem kalın hem de enine boyuna büyük bir kitaptı.

      Sil
    9. inan ben de anlamadım :/ ve kitaba çok yazık olmuş...
      725 sayfaydı yanlış hatırlamıyorsam Papillon Baskısı ve inan boşluk falan yoktu. Ephesus baskısı 500 küsur sayfa... arada 200 sayfalık bir kırpma var :( Yazık etmişler... Fatma Hanım nasıl kabullenmiş anlamadım :/
      İkinci kitabını bekliyorum ben merakla. Yazar olarak notum tam ama bakalım yayınevi ne hale getirecek?

      Sil
    10. Yazık olmuş. Papillon baskısına sahip olduğum için sevindim şimdi. Hoş devamı varsa muhtemelen okumayacağım ama olsun (:

      Sil
    11. çıkacak olan devam kitabı değil bildiğim kadarıyla. Büyük ihtimalle ben okuyacağım; çünkü yazarın kalemini beğeniyorum :) Bakalım... Haberdar ederim seni :D

      Sil
  2. ben kitabı beğendim ama birkaç eleştirim olacak.bence kitaptaki aşk bizim dizi aşklarına benzemiş.hani daha güzel bir aşk olabilirdi.yağmur karakteri ise çok övülmüş bir karakter.nasıl söylesem kitapta betimlemeler güzel ama abartılı geldi bana. bir de bölüm bölüm olsaydı,daha fazla ilgi çekerdi diye düşünüyorum

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI