Sonsuz Sevgilerimle (Bridgerton Serisi-5)-Julia Quinn || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Julia Quinn
Orjinal Adı: To Sir Philip, with Love
Seri Adı: Bridgerton Serisi #5
Çeviren: Murat Sarlıcalı
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü: Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 356

ARKA KAPAK

Çok Sevgili Bayan Bridgerton,
Uzun süredir yazışıyoruz ve henüz resmi şekilde tanışmış değiliz. Sizi tanıyor gibi hissediyorum. Umarım siz de benim gibi hissediyorsunuzdur.
Münasebetsizlik ediyorsam beni bağışlayın fakat sizi Romney Malikânesini ziyaret etmeniz için davet etmek istiyorum. Umarım, belli bir zaman sonra da birbirimize uyduğumuza karar veririz ve benim eşim olmayı kabul edersiniz.
Sör Phillip Crane

Sör Phillip, Eloise Bridgertonın evde kaldığını biliyordu ve evlilik teklifini kabul edecek kadar sıradan, daha da önemlisi çaresiz olduğunu düşünmüştü. Ve fena halde yanılıyordu. Bu güzel kadın kapısında belirip nefes almadan konuşmaya başladığında tek istediği onu öpmekti.
Bu Sör Phillip denen adam onun çıldırdığını mı sanıyordu? Eloise Bridgerton daha önce karşılaşmadığı bir adamla evlenemezdi! Ancak tekrar düşündü... ve merak etmeye başladı... Öyle ki gecenin bir yarısı bir araba kiralayıp hayalindeki kusursuz erkeğe gidecek kadar. Ve fena halde yanıldı. Hayalindeki adam bu kadar sevimsiz ve kaba değildi. Elbette Phillip yakışıklıydı ama Londradaki centilmenlerden farklı olarak iri yarı, sert ve bakımsızdı aynı zamanda. Ne var ki gülümsediğinde... ve onu öptüğünde... kendinden geçiyor ve düşünmeden edemiyordu: Phillip gerçekten onun için mükemmel erkek olabilir miydi?


En sevdiğim Bridgerton kızıyla tanışın: Eloise!
Sabırsız, tez canlı, geveze ve inatçı Eloise... Tabi bunlar kızımızın en belirgin özellikleri.
En yakın arkadaşı, can yoldaşı, her daim birlikte kız kurusu olarak kalacaklarını düşündüğü Penelope'nin evlilik haberini alması Eloise'i hiç beklemediği kadar sarsar. Yanlış anlamayın, sevinmediğinden değil kesinlikle o sadece bir parça şaşırmış ve de hayal kırıklığına uğramış durumdadır. Tam da o vakitler Sir Phillip Crane'den gelen evlilik teklifini değerlendirirken bulur kendini. Ah, elbette bu Eloise'in aldığı ilk evlilik teklifi değildir, kendisi daha evvel aldığı 6 teklifi tek bir pişmanlık kırıntısı olmadan reddetmiş durumda. Ama bu kez işler biraz değişik...
Eloise, doğru adamı bulmayı beklemiş olsa da artık beklemenin o kadar da doğru olduğuna emin olamıyor. Ve böylelikle kendini Sir Phillip teklifini değerlendirirken buluyor. Tabi ki niyeti hemen evlenmek değil, sadece birlikte biraz vakit geçirip, onu daha yakından tanıyıp, evlilik için uygun olup olmadığına bakmak.
Ve böylelikle kızımız Leydi Whistledown'un kimliğinin açıklandığı akşam, balo kalabalığından faydalanıp evden kaçıveriyor. Bu tam da Eloise'e göre bir davranış!!!



Sir Phillip Crane ise Eloise'i karşısında gördüğünde son derece şaşkındır. Bu beyefendi her ne kadar Eloise'e bir çeşit evlenme teklifi ettiyse de kızın ansızın, habersiz karşısında bitmesini beklemiyor. Üstelik Eloise düşündüğünden çok çok farklı biri...
Esasında evvela çiftin nasıl tanıştığıyla ilgili ufacık bir detayı belirtmeliyim. Çiftimiz bir çeşit mektup arkadaşı... Mektuplaşarak geçirdikleri bir yılın ardından gerçekleşiyor tüm bu anlattıklarım.
Böylelikle Eloise'in uzun uzun kiminle mektuplaştığı da netlik kazanmış oluyor.
Neyse efendim... Sir Phillip Eloise'in evde kaldığını bildiğinden karşısında son derece alımlı bir genç hanım görmeyi ummuyor. Gerçi onun bir eşten beklentisi de bu değil. Kendisi evini çekip çevirecek ve çocuklarının sorumluluğunu üstlenecek birini bulma derdinde.

İlk eşi başarısız bir intihar girişiminin ardından zatürre olup öldüğünde ardında kendi mutsuzluğunu bulaştırdığı bir eş ve 2 çocuk bırakmıştır. Ve Phillip ne yazık ki bu iki yaramaz çocukla nasıl baş edeceğini bilemez. Onun baş etme yöntemi daha çok görmezden gelmek...

Eloise'in karşısındaki adamın mektuplar sonucu zihninde oluşan adamla aynı kişi olmadığını kavraması çok da uzun sürmez; ama bu genç kadını geri döndürmek için de kafi değildir.
Beraber geçirilen 2 günün sonunda Eloise Phillip ve çocuklar hakkında çokça çıkarım yapmıştır ve bunların hiçbiri de evlenmesine mani olacak şeyler değildir. Üstelik ağabeyleri izini bulup onları bastıklarında ikisinin de evlenmekten başka pek de bir seçenekleri yoktur.

Veee elbette bu evliliğin sonuçları son derece de faydalı olur.
Kitap hakkında daha fazla detay vermiyorum, gerisini okuyup siz görün.
Bundan sonrası genel değerlendirmem :)

Evvela bu tarz kitapları her ne kadar çok fazla gerçekçilik bekleyerek okumuyor olsam da yine de gözüme batan şeyler oluyor.
Mesela tek bir anda aşık olduğunun  fark edilmesi gibi...
Yazar bunu neredeyse tüm kitaplarında yapıyor... Karakterler parçaları birleştirip tek bir anda aydınlanıveriyorlar ama bu ne kadar gerçekçi tartışılır.
Bunun dışında yine ve yeniden çevirmen konusundaki sıkıntımı dile getireceğim. En başından beri neden seri kitaplarının aynı çevirmene çevirtilmesi gerektiğini iddia ettiğimi de böylelikle biraz daha açıklamış olurum.
Son Söz Aşkın kitabında Benedict'in evinin Benim Kır Evim olduğunu biliyoruz. Ama bu kitabın çevirmeni bu evi Benim Kulübem diye adlandırmış.
Efendim ben dikkatli bir okuyucu olduğumu düşünüyorum ve böyle şeyler beni rahatsız ediyor.
Yani madem çevirmenleriniz farklı, editörler ne iş yapıyorlar? Serinin birbiriyle bağlantılı olduğunu bilirken neden bu kadar dikkatsizler?
Bu konuya takılmakta haklıyım bence, siz ne dersiniz :)

Bir nokta da şu:
Kitabın bir yerinde Hyacinth'in henüz 21 yaşında olmasına rağmen evli olduğunu söylüyor yazar ya da çevirmen. Ama biz bu satırlara kadar Hyacinth'in evli olduğunu bilmiyorduk. Üstelik Rüyalar Gerçek Olsa'da bu kızcağızın bekar olduğuna yemin edebilirim. Eee Eloise hemen bu günlerin ardından evden kaçtığına göre Hyacinth ne zaman evlendi? Bu mantık hatası değil de nedir?

Bunun dışında kitabı okurken iki yüklemli cümleler görebilmeniz olasıdır, şaşırmayın lütfen.
Çevirmen hata yaptı belki ama editörler de uyuyor besbelli.


Kapak görsellerini paylaşırken de söylemeden edemeyeceğim. Türkiye'deki kapak resminde kullanılan kadın çok suratsız bir kere. Üstelik böyle daha mektup temalı bir şey olsaymış... Ne bileyim eline falan bir zarf tutuştursalarmış en azından :)
Ne kadar çok eleştirdim değil mi :) Huysuzluğum mu üstümde nedir, anlamadım doğrusu :)

Kitaba puanım 8...

Keyifli okumalar dilerim :)



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI