Öpüşünde Saklı (Bridgerton Serisi-7)-Julia Quinn || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: It's in His Kiss

Seri Adı: Bridgerton Serisi #7
Çeviren:  Banu Belgi
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 384

ARKA KAPAK

Gareth St. Clair ciddi bir çıkmazdadır. Ondan nefret eden babası St. Clair mülkünü ve mirasını mahvetme yolunda ilerlemektedir. Garethın elindeki tek şey geçmişin sır perdesini kaldırabilecek ve geleceğin anahtarı olan eski bir aile günlüğüdür. Sorun şudur ki günlük İtalyanca kaleme alınmıştır ve genç adam bu dilde tek bir kelime dahi bilmemektedir.
Sosyete bir konuda hemfikirdir: Hyacinth Bridgerton kimselere benzememektedir. İnanılmaz derecede zeki ve açıksözlüdür. Fakat ona dair bir şey - çekici ve eziyet verici - Garethı nedense etkisi altına alır.
Her yıl düzenlenen Smythe-Smith Müzikalinde ikilinin yolları kesişir. Hyacinth İtalyancası mükemmel olmasa da ona günlüğü çevirmeyi teklif eder. Fakat gizemli satırları incelerken peşine düştükleri tüm soruların cevabını birbirlerinde bulurlar. Artık hiçbir şey kusursuz tek bir öpücük kadar saf değildir...


Seriyi neredeyse bitirmek üzereyim :) Tek bir kitap daha kaldı okunacak (çok şükür)
Ama Allah'tan bu Sana Muhtacım'dan daha sürükleyiciydi... 

Hyacinth seriye aşina olanların bildiği üzere ailemizin en küçük çocuğu. Kızımız son derece hazır cevap, meraklı, kararlı ve de zeki biri. Hani derseniz ki diğer kızlar da öyleydi diye, Hyacinth biraz daha farklı. Nasıl mı? Kendisi Leydi Danbury'nin gençleştirilmiş versiyonu gibi :) Ne düşünüyorsa onu söyleyecek kadar dürüst bir karakteri var, tabi bazıları bunu patavatsızlık olarak da adlandırabilir :D
Hyacinth 3. sezonunda hâlâ kendine uygun biriyle tanışamamıştır ve tanışabileceği konusunda da her geçen gün biraz daha umutsuzluğa düşmektedir. O da ailenin evli üyeleri gibi aşk evliliği yapmak istemektedir. 

Kendinden beklendiği gibi Londra'nın balo ve organizasyonlarına katılırken diğer yandan da her salı Leydi Danbury ile kitap okuma günü yapıyorlar. Leydi Danbury'u diğer kitaplardan biliyorsunuz :D Onu anlatmama gerek olduğunu düşünmüyorum :D
Tam da bu noktada Bay Gareth St. Clair'dan bahsetmem gerekiyor sanırım. Kendisi Leydi Danbury'nin torunu (kızının oğlu)
Çocukluğundan beri babasını memnun edememiş ve en sonunda bu uğraştan vazgeçmiş bir genç adam Gareth. Başlarda babasının bu tavrına anlam verememişse de 18 yaşında yaşadıkları bir olay sonucu bunun nedenini anlıyor. 
Gareth Eton'daki son senesinde babası tarafından eve çağrılıp, komşularının zeka geriliği olan kızlarıyla nişanlandığı haberini aldığının hemen ardından babasının ondan neden nefret ettiğini de öğreniyor. 
Yıllarca babası bildiği adamın öz babası olmadığını öğrenmek pek de kolay olmuyor onun için. Ama bu babası ile arasındaki gerginliği tırmandıran son şey oluyor. Babasının üniversite masraflarını karşılamayacağı tehtidine aldırmayan Gareth'la babası arasında o günden sonra hep bir husumet söz konusu. Öyle ki birinin katıldığı baloya bir diğeri katılmıyor karşılaşmamak için. İkisinin de durumdan şikayetçi olduğu yok açıkçası.

Gareth'ın büyükannesinin ısrarıyla katıldığı Smythe-Smith Müzikallerinden birinde Hyacinth'le karşılaşıncaya hayatı son derece sıradan esasında. O güne dek kısa selamlaşmalarının haricinde pek de diyalogları olmayan çiftimiz böylelikle ilk kez uzun bir sohbet edebiliyorlar. Hemen ardından Gareth'ın diğer büyükannesinden kalan İtalyanca günlüğü çevirtmek istemesiyle bir kez daha kesişiyor ikilinin yolları. Çok akıcı olmasa da Hyacinth'in İtalyanca bilgisi adamın işine yarıyor. Ve böylelikle büyükanne İsabella'nın elmas bir seti Clair Malikanesi'ne sakladığını keşfediyorlar. Sonrası da malumunuz meraklı Hyacinth'le Gareth garip bir define avına başlıyorlar.

Mücevherleri ararlarken ikilimiz birbirleriyle son derece hoş vakit geçiriyorlar ve bu da beraberinde bir evlilik kararı getiriyor... Detayları siz zaten kitaptan okur görürsünüz :D
Bu arada Gareth'ı başlarda bir parça sinsi ve içten pazarlıklı bulmuş olsam da sonlara doğru fikir değiştirdim :)


Yani tamam Julia Quinn'in muhteşem kurgular yaratmadığının farkındayım. Tür olarak da sürpriz sonlara müsait değil tarihi aşk romanları. Ama yazarın bu denli kendini tekrar ediyor oluşu bir parça sıkıyor okuyanı. 
Seriye başlarkenki o coşkunuz ve beğeniniz giderek azalıyor sonlara doğru ve hep aynı şeyi okuyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.

Mesela Bridgerton kızlarının hepsi geçmişi sorunlu erkeklerle evlendiler... Mesela Micheal'ın babasıyla sorunlu oluşu bana Simon'u anımsattı. Özgünlük hak getire yani.
Ha eğlenceli değil miydi? Evet, eğlenceliydi; kıkırdayarak gülümsediğim yerler oldu elbette.
Zaten yazarın üslubunun eğlenceli olduğundan daha evvel bahsetmiştim. 
Ama bu eğlence diyaloglardan aktarılmış okuyana. Bu da kimi yerde senaryo mu roman mı okuyorum ikilemine düşürebiliyor. Demem o ki keşke 6 kardeş falan olsaydı Bridgertonlar... Böylelikle bu kadar sıkılmamış ve tekrar okumamış olurduk.

Kitaba 7 ile 8 arasında bir puan veriyorum :) 8 e daha yakın ama :D
Keyifli okumalarınız olsun...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI