En Çok Beni Sev(Bridgerton Serisi-2)-Julia Quinn || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: The Viscount Who Loved Me
Seri Adı: Bridgerton Serisi #2
Çeviren:  Ayşe Bekoğlu
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 416
ARKA KAPAK
Yazarınız 1814ün olaylarla dolu bir sezon olacağına inanıyor, özellikle de bugüne kadar evlenmeyi düşündüğüne dair hiçbir işarette bulunmayan, Londranın en gözde bekârı Anthony Bridgerton için.Aslında neden evlensin ki? Söz konusu eksiksiz bir zampara gibi davranmak olduğunda, ondan daha iyisi bulunamaz… 
LEYDİ WHISTLEDOWNINCEMİYET GAZETESİ, NİSAN 1814

Ne var ki dedikoducu yazarımız bu defa yanılıyordu. Anthony Bridgerton sadece evlilik kararı kalmamış, bir eş adayı da seçmişti! Önündeki tek engel ise seçtiği kişinin ablası Kate Sheffielddı kendisi Londra balolarının o güne dek gördüğü en baş belası kişiydi. Nüktedan ve entrikacı Kate, bir yandan bu izdivacı engellemek konusundaki kararlılığıyla Anthonyyi deli ederken, diğer yandan çapkın vikontun erotik rüyalarının başmisafiri oluyordu.
Genel inancın aksine Kate, zampara beylerin zamanla ıslah olup iyi birer koca olabileceklerine inanmıyordu ve Anthony Bridgerton da bu zamparaların arasında en ahlaksız olanıydı. Kate kız kardeşini korumaya kesin kararlıydı fakat kendi kalbinin korunmasızlığı yüzünden de endişe içerisindeydi. Ve Anthonynin dudakları kendi dudaklarına değdiği anda, Kate ona karşı koyamayacağını anlayıp korkuya kapılmıştı..


Anthony!!!
İlk kitaptaki aşırı koruyucu ağabeyimizi daha yakından tanıyın!
Kendisi ilk kitaptan da bildiğimiz gibi çapkınlığıyla ün salmış bir hovarda :) Ama Leydi Whistledown'ın da söylediği gibi hovardaları zamparalardan ayıran özellikler var :)
Şaka bir yana Anthony Bridgerton genini taşıdığı her halinden belli, zeki, esprili ve oldukça hoş bir karakterdi. Zaman zaman saçmalasa da ona kızamayacağınızı hemen söyleyeyim.

Ve en az erkek karakter kadar zeki bayan karakterimiz; Kate! Julia Quinn'in yarattığı kadın karakterler her daim favorilerim oluyorlar. O kadar etkileyici karakterler yaratıyor ki yazar sempati beslememek imkansız.
Kate kız kardeşiyle birlikte Londra sosyetisine taktim edildiğinde yirmi bir yaşındadır. Bu yaş onu kız kurusu olma sınırında bırakmış olsa da genç kız evleneceğine dair pek de umutlu değildir. Bunda güzeller güzeli kız kardeşinin yanında bir parça sönük kalmasının payı büyük elbette. Bir de o, beylerin gözünde onayı alınması gereken bir abla maalesef...
Ta ki Anthony'le tanışına dek...


Esasında ikilinin tanışması pek de hoş değil. Bunda Kate'in Anthony'nin namını duymuş olmasının ve kız kardeşini bu beyefendiden korumak istemesinin payı büyük elbette.
Anthony evlenmeye karar verdiğinde evleneceği kişide bazı kriterler belirler kendince. Bu kriterler arasında genç kızın güzel, zeki ve anlayışlı olmasının yanında bir de o talihli bayana asla aşık olmaması unsuru bulunuyor. Kriterlerine en uygun aday da Kate'in kız kardeşi, sezonun gözdesi Edwina...
Kate ile karşılaşır karşılaşmaz kızımız Anthony'e bu izdivacı asla onaylamayacağını açık açık söylüyor. Tabi bu bir anda Anthony'nin gözünde bir meydan okumaya dönüşüyor.

Hemen söyleyeyim ikili arasındaki çekişme, esprili atışmalar falan o kadar eğlenceli ki kitap nasıl bitiyor anlamıyorsunuz. 
İkilimiz arasındaki kıran kırana mücadele Anthony'nin annesi Violet'in verdiği kır partisinde bir nebze de olsa hafifliyor. Kate ve Anthony birlikte vakit geçirmeye başladıkça birbirlerinden aslında zannettikleri kadar nefret etmediklerini fark ediyorlar. Ve tam da Kate Anthony'e içi parça parça olarak, artık kardeşiyle evlenmesine o kadar da karşı olmadığını söylediği anda olan oluyor. Çiftimiz hiç tahmin etmedikleri bir skandalın içinde buluveriyorlar kendilerini.
Alelacele evlilik kararı almak zorunda kaldıkları sahneyi gülümseyerek okudum. Aynı zamanda Anthony gibi mantıklı bir adamın korkularını gördükçe üzülmeden edemedim. Erken yaşta sınanılan ölümler maalesef böyle etkiler bırakıyorlar insan üzerinde. 

Anthony'nin korkularıyla yüzleşmesi ve aklını başına toplaması için Kate'i kaybetme sınırına kadar beklemiş olması bir parça asap bozucu olsa da sonunda mutlu bir finalle ödüllendiriliyorsunuz :)

Kitap hakkında daha fazla ip ucu vermeyeyim de okuyun, tabi hala okumadıysanız :)
Bir önceki kitapta da söylediğim gibi yazarın üslubu son derece sade, akıcı ve esprili. Çeviri mükemmel olmamakla birlikte idare ederin üstünde. Ama bazı kelimelerin yazılışında hatalar mevcuttu. Kimi cümlelerde anlatım bozukluğu vardı ve bazı kelimelerin eksik bırakıldığı cümleler de mevcuttu.


Kitabın yurt dışı edisyonlarının kapak örnekleri yukarıdaki gibi. Yine belirteyim seri için Epsilon'un seçtiği kapağı daha başarılı buldum :)

Kitaba puanım 8...
Keyifli okumalar :)


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI