Adı Aşk Olmalı-Rachel Gibson || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Rachel Gibson

Orjinal Adı: It Must Be Love
Çeviren:  Güzin Pelin Direnoğlu
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitap Türü:  Yetişkin Aşk, Romantik Komedi
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 288
ARKA KAPAK

Joe Shanahan, dedektiflik günlerine geri dönebilmek için teşkilatın gözüne girmelidir. O günlerde gerçekleşen büyük bir soygun, ona istediği fırsatı verir. Suçluyu yakalayarak eski günlerine geri dönmeye kararlı olan Joe, baş şüpheli olarak görülen Gabrielle Breedlove'ı takip etmeye başlar. Sonrasında işler karışır. Çünkü Gabrielle takip edildiğini anlamıştır. Joe ise herkesin konuşmaya başladığı bu hırsızlık olayındaki suçluyu bulmaya kararlıdır. Üstelik planı da hazırdır.
Joe'nun hesaba katmadığı bir tek şey vardır: Aşk. 
'Heyecanlı, sıcak ve romantik.'
-Susan Andersen-

Romantik Komedi okumayı sevenlerdenim ben de... Ve romantik komedi deyince akla ilk gelen yazarlardan biridir Rachel Gibson. Daha evvel kitaplarını okuduğumdan ve takip ettiğim bir yazar olduğundan kitabı çıkar çıkmaz okunacaklar listeme eklenmişti. Ama ne yalan söyleyeyim kitap bana beklediğimi vermedi...


Çabuk biten bir kitap değil miydi? Evet, öyleydi... Ele alındığı gibi okunan, sayfaları su gibi akıp giden tipik bir bestseller kitabıydı hakkını yiyemem. Ama çoğu bestsellerin kaderini paylaşıp kapatıldığı gibi akıldan uçup giden de bir kitaptı. Yani öyle aklınızda inanılmaz detayların kaldığı, 'Aman bak şu sayfada çok hoş satırlar vardı' dedirten bir yanı yoktu kitabın. Ama ben zaten öyle bir kitap aramıyorum, amaç kafam dağılsın diyorsanız bir dakika bile beklemeden okuyun derim. 

Bir kere kitaba puan kırdıran en önemli nokta kurgunun sıradan olmasıydı bence. Öyle ahım şahım okuyanı şaşırtan bir kurgu değildi okuduğum. Yine de yazar her zamanki sade ve eğlenceli anlatımıyla okuyanı hiç sıkmamış. 
Joe Shanahan, yani dedektifimiz, çalınan bir tablonun izini sürerken her ne pahasına olursa olsun hırsızı yakalamaya kararlıdır. Bunun en büyük nedeni, bir yıl evvel bir operasyon sırasında her şeyi mahvetmiş olmasıdır. Dedektifimiz bu olayı çözerek eski günlerine dönmenin hayalini kuruyor bir nevi...

Elindeki deliller onu Gabrielle Breedlove'a götürdüğünde adam hiç tereddüt etmeden genç kadını takibe alıyor. Hesaba katmadığıysa bir hafta sonra bu hanım kızımız tarafından parkta bir saç spreyiyle etkisiz hale getirileceğidir :) Yani tamamen etkisiz hale gelmese de bir nevi öyle oluyor :)

Polis merkezinde biten bu tanışma sonunda Gabrielle ortağının baş şüpheli olduğunu öğrenerek, polisle işbirliği yapmaya zorlanıyor. Bundan sonra da Joe kızımızın sözde sevgilisi olarak hayatına giriveriyor. 
sonrası  da malumunuz... Ama o malumunuz olan kısım zaten kitabı okutan :)

Azıcık karakterlere değinecek olursam Joe mesleğine aşık; ama başarısız olduğu operasyonun izlerini üzerinden atamamış bir adam. Evinde geveze bir papağan besleyecek kadar da değişik aynı zamanda... Ama ne yalan söyleyeyim kitabın sonlarına doğru beni sinir etti.
Gabrielle ise kitaptaki favori karakterimdi. Kızımız Joe'nun deyimiyle pek de normal değil :) 
Burçlara inanan, aura ve enerjilerle kafayı bozmuş, kendi aromatik yağ karışımlarını üreten, arada da sanki hobi olsun diye antikacılık yapan bir karakter... Ha bu arada kollar ve bacaklar konusunda iyi olmasa da resim de yapıyor (ki bu resim işi kitapta bana kahkaha attırdı) 
Ortağının bir hırsız olduğuna ise kesinlikle inanmıyor çünkü öyle olsa ondan negatif enerji alacağına inanıyor... İşte gerisini siz tahmin edin kızımız konusunda :)

Hemen belirteyim kitap yurtdışında 2000 de basılmış. Yani henüz çağrı cihazlarının kullanıldığı bir dönemde :)
Ki kitapta da bu detay var zaten... Bizim ülkemizde basımı 13 sene sonra ancak mümkün olmuş baksanıza :D


Farkedeceğiniz üzere yayınevi orjinal kapak kullanmamış. İşin açığı Türkiye'deki kapak göze son derece hoş görünse de ben kitapla pek bağdaştıramadım. Yurt dışı edisyonlarından ilk görsel de kullanılabilirmiş...

Hemen belirtmek istiyorum kitap redaksiyon hatalarıyla doluydu. Bir sürü kelime yanlış yazılmıştı, not almaya üşendim. Yayına hazırlarken hiç mi dikkat etmediler anlamadım. Çeviri de çok iyi değildi... O kadar çok 'Genç kadın'la başlayan cümle vardı ki yeter artık dedirtti. 

Tüm bunların ışığında Rachel Gibson'u ne kadar seviyor olsam da kitaba 7 den fazla veremeyeceğim.
Keyifli okumalar :)


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI