Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Ahmed Arif

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kitap Türü: Mektup
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 208
ARKA KAPAK
Ahmed Arifin Leylâ Erbile gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arifin sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
"Sabah gözlerimi sana açarım.
Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.
Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini..." 

Evet evet... Okudum da geldim aferin bana!
Sınavlarımın bittiği gün dönüş yoluna koyulmadan, yolda başlayayım diye aldım kitabı; ama en çok da okuduktan sonra 'biri'ne hediye etmek için.
Elimde fosforlu kalemim, ki ben çok az kitabı çiziktirerek okurum, pür dikkat başladım Ahmed Arif okumaya.
Eğer zaten benim gibi Ahmed Arif şiirlerini seven biriyseniz kitabı çok beğenirsiniz emin olun.
Riyadan arınmış, samimi duygular okuyanı etkisi altına alıyor hemen.

Kitapla ilgili daha evvelden bir paylaşım daha yapmıştım malum; alıntılara falan fazlasıyla yer vermiştim. 

O yüzden tekrardan alıntı paylaşmak istemiyorum çok fazla. 
Ama kitapla ilgili söylemeden edemeyeceğim bir şeyler de yok değil.
Özellikle Leyla Hanım'ın mektupları da olsaydı dedim bir kez daha. Ahmet Arif'in mektupları pek çok ipucu veriyor aslında ama yine de gölgede kalan noktalar var. 
Bunun dışında kitabın sonlarına doğru olayları birleştirmekte sıkıntı yaratan eksiklikler var. 
Görüşmeyi kestiklerinden yıllar sonra tek bir mektup gitmiş mesela Leyla Hanım'a; ama o ara yok.


Anlaşılan kadarıyla postada kaybolan pek çok mektup da var; keşke onlar da kaybolmayaymış. 

Özellikle paylaşmak istediğim bir alıntı var kitaptan; 164. sayfadan:

""Seni seviyorsam, senin yerini herkeslerden başkaca ayırmışsam" diye başlayan bir bölüm var mektubunda. Gereksiz bunlar canım benim, gereksiz ve doyumsuz. Beni sevmediğini söylemek ne diye üzer seni? Bu da bir gerçek. Sevgiyi yaratmak gerek. Bunda da bazen tek yönlü uğraşma, verme, ölümü göze alma, sonuç vermiyor. İster istemez işi bir talih meselesi olarak ben çoktan kabullendim. Üzme, zorlama kendini. Beni hiç sevmedin."

Esasında ikili arasında kırılma sayılabilecek bir kaç yer var kitapta. 
Bu yukarıda paylaştığım onlardan biri değil, bu sadece yazarın sevda hususunda tek taraflı kalışını kabullenişinin örneklerinden biri. Ki bu kabulleniş apayrı bir mevzu bence. 
Kırılma olarak adlettiğim yerlerden biri:



"Bu yönden ne yaptığımı, ne ziftlediğimi, ne yazdığımı sormanı salt bir nezaket ya da sayfa doldurmak meselesi olarak alıyorum. Ve böyle olunca da cevap versim gelmez.
...
Kocanın kazancının yerinde oluşu bana hakaret etmene, ufacık anıları bol keseden sadaka ya da 'ücret'le ödeme isteğine götürecek miydi seni? Belki -ya da korkarım- son defa gözlerinden öpüyorum. Sade, mezara kadar götüreceğim tek sevdasın. bunu unutmamanı istiyorum."

şeklinde. Kitabın 176. sayfasından bu alıntı. Ahmed Arif'in dilinin keskin olduğu nadir mektuplardan biri.
Bundan sonra ikili mektuplaşmaya devam etmişler. Hatta Ahmed Arif o arada Leyla Erbil'in evine misafir bile olmuş. Ama yine de mektupların eski tadı kalmamış bence.
1977'deki son mektuptan önceki tarihsiz mektup da okuyana pek çok şey anlatıyor esasında.

"Sevmeyi, neleri nice ya da nasıl sevmeyi, sana öğretmek, kabul ettirmek gibi bir çabam olamaz elbet....Gelgelelim -bu benim kara bahtımdır- sana kul, sana divane olmanın 'aşırılığını' sevmediğini söylüyorsun. bir doz, bir ayar meselesinden çok, bir çeşit acımaklı tersleme!...Ne var ki hayatım, sebep gösterme ya da deliller üzerinde düşünmekle geçtiği halde, bu bahiste kafamdan çok yüreğimi verdim sana. 'Verdim' yanlış galiba! Mesele vermekle bitmezmiş meğer. Kabul ettirmek, yüzümü dönünce bir kenara alelade fazladan ve hurda bir nen gibi attırmamak varmış. Öğrettin, sağol....Derkenar: Sana kırgın, sana dargın, alınmış da değilim. Bütün kahrım kendime. Sakın üzülme. Yalvarırım üzülme" 

Esasında pek çok duygu yüklü satır var, hangi birini paylaşayım ki. 
Bana kitap boyunca en çok dokunan Ahmed Arif'in o karşılık bulup bulmadığı belli olmayan sevdasıydı. Bence zaten yazarı o kadar yıl arafta bırakan da bu belirsizlik olmuş. Bu noktada amacım kesinlikle Leyla Hanım'ı zan altında bırakmak değil, ki haddim de değil zaten. Ama yine de şunu sorguladım 'size aşık olduğunu bildiğiniz birini dost sıfatıyla bile hayatınızda tutmak ona ümit vermek olur mu?'

İkili tanıştıklarında Leyla Erbil de Ahmed Arif gibi yalnız. O dönemde mektuplar daha bir flörtöz havada sanki. Ama araya üçüncü kişilerin neden oldukları yanlış anlamalar ve uzaklaşmalar girmiş. O ara Leyla Erbil eşi Mehmet ile tanışmış. İkili arasındaki anlaşmazlıklar halledildiğinde Leyla Hanım evlilik kararını almış çoktan.

Esasında Ahmed Arif'in bu konuda da sessiz bir kabullenişi var. O ne olursa olsun Leyla Erbil'i hayatında tutma derdinde o sıra. Öyle bir yere oturmuş ki genç kadını, neredeyse bir Tanrılaştırma söz konusu. Ki bunu Ahmed Arif de kabul ediyor. 

Birbirlerinin sanatları üzerine etkileri de göz ardı edilemeyecek cinsten. Ahmed Arif zaten yazdığım tüm dizelerde varsın demeye getiriyor. Leyla Hanım'ın yazması konusunda da acayip teşvik edici. Yine de netice de bir şeyler olmamış, olamamış...
Bu olmamışlık da en az Ahmed Arif kadar dokunuyor okuyana.

Ve çok büyük bir ustadan sevda dolu satırlar okuyorsunuz. 
Bir de oturup 'ben bu kadar karşılıksız sevebilir miydim?' diye sorguluyorsunuz.
Her babayiğidin harcı değil neticede sevda denen nane...



6 yorum :

  1. İnanılmaz sevdiğim biridir Ahmed Arif. Şiirlerini öyle çok severim ki.
    Bu kitabı duydum ama okumadım. Okumam gerek demek ki bir an evvel..
    Teşekkürler selamlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okuyun bence de kesinlikle. Şairliği açısından da güzel bilgiler veriyor bence mektuplar. Şiirlerin yazım aşamasına değinmiş mesela mektuplarda, çoğu şiiri de Leyla Hanım'a göndermiş okusun diye.

      Sil
  2. kesin okunmalılar listeme alınmıştır, teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimdiden keyifli okumalarınız olsun :)

      Sil
  3. Üzerine yazdığım son yazımdır, kesinlikle okunmalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI