KIZLI ERKEKLİ DEDİLER GELDİK...


Zihniyetin bu kadarı PES dedirtir artık! Yani gündemde öyle açıklamalar dönüyor ki yenilir yutulur cinsten değiller. Bu haberlerin altında bir parça gündemi değiştirme niyeti yatıyor herkes farkında; ama yine de konuşulması ve üzerinde durulması gereken meseleler bunlar. Bir 'Kızlı Erkekli' söylemidir gidiyor... Yok aynı evde kalıyorlarmış da yok fuhuş ihbarları geliyormuş da vs. vs... Açıklamaların hedefi kim: Üniversite öğrencileri...

Gezi Direnişi, hemen ardından ODTÜ olayları... Gördüler ki gençlik susmuyor, düşünüyor, biat kültürüne karşı çıkıyor, ayaklanıyor, hakkını arıyor... Nasıl susturulur bu gençler? Buldukları yöntem bu belli ki... Halkta sorgulama bilinci oluşturmaya çalışan bu gençleri, yine aynı halka 'Tüh, Kaka' deyip karalamaya çalışıyorlar. 
Gençlerin uzun yıllar uğraşıp halkın gözündeki o kalıplaşmış öğrenci profilini silmeye çalışmasının üzerine yapılıyor bu açıklamalar. Neymiş efendim; kızlı erkekli kalınıyormuş öğrenci evlerinde. 

Öğrenci yaşamını tecrübe etmiş biri olarak yazmasam, konuşmasam olmazdı. 
Bunu tecrübe etmemiş biri olsaydım da susamazdım gerçi o ayrı...
Evvela nedir bu öğrenci evi mevzu gelin onu bir irdeleyelim:

Üniversitede 'Evde kalıyorum' ben derseniz hemen ardından size bir soru yöneltilir:
'Özel evde mi kalıyorsun, cemaatte mi?'
İşte Sayın Başbakan'ın kıskacına takılanlar bu ÖZEL evler, zira cemaat evinde kızlı erkekli kalınmaz(haşa)
Cemaat evlerinde kızlı erkekli kalınmaz ama oradaki kızların da her normal insan gibi flörtleri olur, olmalıdır da. Onlar da dışarı da erkek arkadaşlarıyla gezip tozarlar. Yeri gelir erkek arkadaşlarının evine gidip bir çay içebilirler. Bir kap yemek pişirebilirler...
Böyle yazınca sanmayın ki 'onların türbanlı bacılarına' laf atıyorum; aksine ben başı örtülü kardeşlerimin de sağlıklı bireyler olarak flört edebileceklerine dikkat çekiyorum.

Özel evlerde de durum pek farklı değildir. Nasıl aile evinde misafir ağırlanıyorsa öğrenciler de aldıkları aile terbiyesince misafir ağırlarlar. Arkadaşları gelir bir çay içerler, ders çalışırlar. Yurtta kalan arkadaşlarına sıcak bir tas çorba yaparlar mesela. Ki o kampüsleri ayrılan devlet yurtlarında, kafalar kampüsleri ayırmaya değil de yemekhanelerin iyileştirilmesine yorulsaydı o çocuklar bir tas adam akıllı çorba için arkadaş evine gitmezlerdi. Neyse mevzumuz bu değildi...

Ne diyorduk öğrenci evleri...
O evlerde yatıya da misafir ağırlanır, vardı öyle arkadaşlarım.
Şehir dışından sevgilileri gelir mesela o öğrenci arkadaşların, öğrenci bütçesi dışarıda konaklamayı karşılamaz evinde ağırlarsın. Ama bu demek değildir ki aynı çatı altında kalan iki genç illaki bugün ima edilenleri yapacak.
Gençlerimiz sevişmeden de sevmeyi biliyorlar Sayın Başbakanım.
Yani misal 'Ben kız kardeşime yapılmasını istemediğim hiçbir şeyi sevgilime yapmam' diyen adamlar var.
Nesli tükenmedi o türlerin.
Kaldı ki, tutun seviştiler...
İki kişi arasındaki en MAHREM paylaşımı dile getirmek kimsenin haddi de değil, görevi de...
Bahsi geçen insanlar reşitler ve kendi kararlarını verip kendi doğrularıyla yaşayabilirler. 
Sonuçta herkesin NAMUSU da NAMUS ANLAYIŞI da kendine...
Bunları  kirli MUHAFAZAKAR-DEMOKRAT anlayışınızla yargılamayın rica edeceğiz; zira biz ne MUHAFAZAKARlar gördük, sizinki düpedüz YOBAZlık.
DEMOKRASİyi ise hiç ağzınıza almayın lütfen. Çünkü siz size oy veren %50 yi her demeçte gözümüze sokarken, sokaktaki iki kişiden biri benim arkamda derken katlediyorsunuz o terimi. O iki kişinin ortasında durup size oy vermemiş olana sırtınızı dönüyorsunuz, yok sayıyorsunuz. Sizin bahsini ettiğiniz ÇOĞUNLUK DEMOKRASİSİ... Siz AZINLIK saydığınız o %50 ye yaşam hakkı tanımıyorsunuz.
Hani diyorsunuz ya "Hiç kimsenin özel hayatına müdahale etmiş değilim"
diye işte orada bir çelişkiniz var. 



YAZININ DEVAMINI OKUMAK İSTEYENLERİ BÖYLE ALALIM:

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI