Elit-Kiera Cass || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Kiera Cass
Orjinal Adı: The Elite
Seri Adı: Selection #2
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Kitap Türü: Fantastik, Aşk, 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 288


ARKA KAPAK

Sarayda 6 kız... Savaş kızışıyor.
"Babamdan gelen mektubu ellerimde tuttum.
Aspen'in prenses olamayacağımdan emin oluşu aklıma geldi.
Halk oylamasında en sonuncu olduğumu hatırladım.
Maxon'ın haftanın ilk günlerinde verdiği şifreli sözü düşündüm...
Gözlerimi yumdum ve kendimi yokladım.
Bunu gerçekten yapabilir miydim?
Illéa'nın yeni prensesi olabilir miydim?"
Saraya 35 kız girmişti, şimdi 6 kız var.
Ve artık Elitler Prens Maxon'ın aşkını kazanmaya çok daha kararlı.
Zaman America'nın aleyhine işliyor. Biran önce karar vermeli.
Çocukluğundan beri birlikte gelecek hayalleri kurduğu Muhafız Aspen mi?
Yoksa nefes kesici romantizmiyle başını döndüren Prens Maxon mı?
Kimi seçerse seçsin, aklı diğerinde kalacak.
Ve Asi Kuzeyliler bu peri masalının mutlu sona ulaşmaması için ellerinden geleni yapacak.



Ah tembel blogger geldi! Bu kitabı bitireli günler oldu ama elim bir türlü gitmedi yorumlamaya.
Beni Seç'in son sayfasını kapattığımda, bu kitabı okuyacağımı adım gibi biliyordum. Nitekim, ilk fırsatta siparişi verip kargo yolu gözlemeye başladım.

Kargomun geldiği gün de oturup Elit'i okuyup bitirdim.
Ve serinin üçüncüsü çıkmış olsaydı, hemen alıp onu da okurdum.
Çünkü bu kitap çok daha beter bir yerde bitti!
İşte seri okumanın en nefret edilesi yanı!!!

Öncelikle hemen uyarayım yorumum fazlasıyla SPOİLER içerecek! Kitap hakkında tiyo istemeyenler uzaklaşsınlar :) Kış kış efenim:)

Kızımız Elit olmuştu ilk kitabın sonunda biliyorsunuz. Kızlar artık sarayda 6 rakip kaldılar ve yarış öyle böyle kızışmadı.
Marlee, Kriss, Celeste, Elise, Natalie ve America...

Geriye kalan kızlarımız bunlar... Favorimi değil ama sıralamada sonuncu olanı sorarsanız hemen Celeste derim, ki kitabı okuyan birinin aksini söylemesini de beklemem. Kızın iyi tek bir hücresi bile yoktu. Eee her kitabın bir kötü kadını olur malum bu kitabınki de Celeste idi.

Kitabın başlarında America'nın Aspen ve Maxon arasındaki kararsızlığına bir son verdiğini düşünüyor okuyan. Ki Maxon'un o romantik ve düşünceli tavırlarından sonra America'nın bir an bile tereddüte düşmesi zaten akıl almaz :) 
Çiftin arasında Cadılar Bayramı'nın ne olduğuyla ilgili başlayan atışmanın sonunda America kendini sarayın gizli kütüphanesinde buluveriyor. Kütüphanede yasaklı kitaplar ve günlükler saklanıyor...
İkilimiz Cadılar Bayramı bilmecesini çözmekle kalmıyorlar. Maxon America'ya günlüklerden birini gizlice veriyor. Kimseye göstermeden okuyabileceğini söylüyor. Tabi bunun başına ne gibi belalar açacağını bilse asla böyle bir şeye kalkışmazdı bence.

Cadılar Bayramı'ndan çok etkilenen Maxon ülke çapında bayramı yeniden kutlamaya karar veriyor. Bu sayede sarayda bir balo düzenliyor ve kızların ailelerini de bu baloya davet ediyor, tanışmak için. 
Kitabın bu kısımlarını okurken Maxon'u cidden taktir ettim. America'nın ailesiyle yakından ilgilendi ve babasının iznini istedi :)

Ama tabi kızımız evham yapmayı bırakmadı. Balodan sonra elenecek olan Elit'in kendisi olduğu paranoyasından bir türlü kurtulamadı America. Üstelik Maxon'un diğer kızlarla ilgilenmesine acayip bozuldu. 
Neyse efendim, neticede America'nın vesveselerini bir kenarı bırakırsak balo sabahı herkesi büyük bir şok bekliyordu: Marlee ve Subay Carter beraber yakalandılar. Meğer Marlee'nin saraydan ayrılmama nedeni subaymış!
Bunun cezasının ağır olduğunu taa ilk kitaptan biliyoruz. Ama çift sadece meydanda sopalanmakla cezalandırıldılar. Bu olay Maxon ve America arasındaki kırılma noktası oldu. 
Maxon'un sessiz kalışını bir türlü sindiremedi America. Böylelikle her şey bir anda tepe taklak olmaya başladı.
America tekrardan Aspen'le yakınlaşmaya başladı, Maxon'dan uzaklaştı. Ve kendiyle beraber okuyucuyu da Maxon'un samimiyeti konusunda şüpheye düşürdü. Maxon da boş durmadı ve Kriss'le yakınlaştı. 
Bu noktada onu pek de suçlayamıyorum ben!

Her şeyin üzerine America bir de Maxon'u Celeste ile öpüşürken yakalayınca ikilinin arasındaki uçurum iyice derinleşti.
Kızlardan yapmalarını istedikleri sunumlar için, America çok tehlikeli bir konu seçti: Sınıfların kaldırılması!
Sunumu sırasında Maxon'un ona verdiği günlüğü de kullandı. Ve bu durum kralı çıldırttı! 


Kralın gerçek yüzü beni dehşete düşürdü! Okuyacaklar için bu noktalara çok fazla değinmiyorum.
Tam da bunların üzerine gerçekleşen asi saldırısı Maxon'la America'ya sığınakta baş başa bir gece geçirtti. Ve böylece America Maxon'a ne kadar haksızlık ettiğini anladı. 

Ha, bu arada; asilerin ne aradıkları da açığa çıktı:
Asiler gizli günlüklerin peşindeler!

America tam gitmek için hazırlanmıştı ki kralın kararından vazgeçtiğini duydu.
Böylelikle kızımız yarışmada kalmaya devam etti; ama
kralla yaptığı konuşma gelecek günlerin onun için pek de kolay geçmeyeceğinin habercisi gibiydi.

Kitabın son sayfaları okuyanı iyice meraklandırıp, gelecek kitabı merakla beklemeye sevk ediyor.


Gelelim diğer ayrıntılara:
Orjinal kapağı kullanan yayınevine kocaman bir alkış :)
Çevirmeni değiştirmedikleri için de ayrı bir tebriği hak ediyorlar.

Bunun dışında söyleyecek pek de bir şey yok sanırım.
Dediğim gibi tembelliğim üzerimde :(
Kitaba puanım 8...

Keyifli okumalarınız olsun :)



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI