Yeni Haberlerle Geldim!

Selamlar herkese :)

Kitap kurdu pek çok insan gibi ben de çok okuyup çok düşünen tayfasındanım.
Tabi ilgi alanlarım her daim edebiyat değil, siyaset de son zamanlarda önemli bir gündem maddem oldu.
Tabi ben siyasetçi falan değilim, politikacı olamayacak kadar dürüstüm...
Lakin, bu bloguma siyaseti karıştırmak istemediğimden yeni bir blog açmakta buldum çareyi.

Durun canım!
Hemen gözlerinizi devirmeyin :)
Öyle sıradan bir blog olmayacak inşallah.
Türkiye mozaiğine özenip yeni bir platform oluşturmaya karar verdim, elbette kendi çapımda:)
Şimdilik arkadaşlardan haber bekliyorum; ama boş durmayıp ilk yazımı ekledim :D

Göz atmak isterseniz eğer;

Sağdan Birinci Mezar-Darynda Jones || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Darynda Jones
Orjinal Adı: First Grave on the Right
Seri Adı: Charley Davidson #1
Çeviren: Bilge Gündüz
Yayınevi: Doğan Kitap
Kitap Türü: Macera, Polisiye, Aşk, Fantastik
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 316

ARKA KAPAK


Sağdan Birinci Mezarı okurken çok eğleneceksiniz… Çünkü Charleynin hayatında her şey var: Olağanüstü yetenekler, macera, gizem, görünmez ama iç titreten dokunuşlar, yani aşk…
"Charleynin şeytani neşesi ve hayata karşı iştahı, paranormal roman okurlarına çok çekici gelecek ve sanırım Ghost Whisperer dizisinin yasını tutanların kalbindeki boşluğu dolduracak." 
Publishers Weekly
Charley Davidson bir özel dedektif… Hem de cazibeli bir kadın.
Ama bildiğimiz özel dedektiflerden ve tabii bildiğiniz cazibeli kadınlardan değil. O bir ölüm meleği. Henüz öbür dünyaya geçememiş ruhlarla iletişim kuruyor ve "ışığa gitmeleri"ne yardım ediyor. Doğrusu, ölülerle konuşma yeteneği, katilleri bulmakta da çok işine yarıyor…
Charleynin bir de âşığı var… Ama kahramanımız adamı göremiyor. Sadece o çıldırtıcı dokunuşlarını hissediyor… Sık sık ve derinden…
Cazibeli dedektifimiz bugünlerde ne mi yapıyor? Cinayete kurban giden üç avukatın katillerini bulmaya çalışıyor… Herhalde sizi nasıl bir heyecanın beklediğini anladınız artık.


Charley, Charley, Charley...
Bayıldım bu karaktere! Ve bu kitabı bu kadar beklettiğime kızdım.
Kitap su gibi aktı gitti, serinin ikincisi kitaplığımda olsaydı hemen onu da okuyacaktım.
Ama maalesef :(
Bir dahaki ay sipariş vermeyi bekleyeceğim ne yazık ki...

Bu kitabı neresinden anlatmaya başlasam ki...
Karakter orjinal bir tip :) Kızımız yirmi yedi yaşında yarı zamanlı özel dedektif, tam zamanlı bir ölüm meleği.
Kendisi ölen insanları görüyor, onlarla konuşuyor ve ışığa yürümelerini sağlayıp, diğer tarafa geçmelerine yardım ediyor. Bu arada ışık da kendisi oluyor :D
Yani o bir nevi bir kapı görevi görüyor...

Bu doğaüstü yeteneği o kadar kanıksamış ki, mesleki vakaları çözmekte ölülerden yardım alıyor.
Ve tabi sık sık da başını belaya sokuyor :)

Kitapta kızımız üç avukatın öldürüldüğü bir olayı çözmeye çalışıyor.
Ama onun tek derdi bu değil... Bir de hissettiği ama göremediği bir aşığı var ki bir yandan da o konudaki gizemi çözmeye çalışıyor.

Üstelik tam da ruhani sevgilisini bulduğunu düşündüğünde ne görsün! Adam komada...
Bu noktada kısacık bir parantez açıp Reyes diyorum! Başlangıçta görünmeyen, ama sonradan kendini gösteren gizemli yakışıklımız...
Charley'le birlikte kitabı okuyana da iç geçirten, gizemli doğaüstü güçleri olan esas oğlanımız.
Ah ah!

Bu noktadan sonra SPOİLER var; aman dikkat!

Charley parçaları birleştirdikçe Reyes daha bir gözüme girdi inanın!
Şeytanın oğlu kendisi... Nasıl Charley bir kapıysa onda da cehenneme giden bir kapı var...
Yazar soruları yanıtlarken okuyucuyu daha beter soru işaretleriyle bırakıyor. Ve bu soruların ikinci kitapta da yanıtlanacağından şüpheleyim ne yalan söyleyeyim.

Reyes babasına karşı gelmiş ve yıllarca ondan saklanmış. Bir yandan da ölüm meleğini yani kızımızı korumayı kendine görev edinmiş.
Üstelik onu bulurlarsa Charley'i de bulacaklarını düşünüyor, ki Charley'i bulurlarsa Reyes onu öldürmek zorunda kalacak.
Yaaaa!
Ben de okurken bu nasıl iş dedim!

Ve kitap öyle bir yerde bitti ki :(
Yazarlar neden bunu yaparlar ki okuyucuya...

Neyse efendim... Doğan Kitap farkını bir kez daha anlamış bulunmaktayım.
Kitap macera arayana macera, fantastik öğeler arayana fantastik, aşk arayana aşk vaad ediyor.
Sonuçta da tadından yenmiyor.
Kitabın çevirisi son derece başarılı.

Yazarın üslubu o kadar esprili ki karakteri sevmenizin en büyük nedeni belki de bu.
Üstelik yurtdışındaki en güzel kapağı Türkiye versiyonu için seçmişler :)


Kitaba puanım 9...

Keyifli okumalar :)

Öldürme Tutkusu-Sandra Brown || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Sandra Brown
Orjinal Adı: Smash Cut
Çeviren: İpek Demir
Yayınevi: Altın Kitaplar
Kitap Türü: Macera, Polisiye, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2010
Sayfa Sayısı: 462

ARKA KAPAK

Atlantalı ünlü bir işadamı silahlı soygun sırasında kaza kurşunuyla can verince yanlış zamanda, yanlış yerde bulunduğuna karar verilir. Ama maktulün yakın dostu Julie Rutledge, diğerleriyle aynı fikirde değildir. Ünlü işadamının cinayete kurban gittiğini ve bu cinayeti de işadamının yeğeni Creighton Wheeler’ın planladığını kanıtlamak için harekete geçer. Ama işler öyle bir noktaya gelir ki Julie bir anda işadamını öldürmekle suçlanan katil durumuna düşer. Olaya tesadüf eseri dahil olan ünlü avukat Derek Mitchell, Julie’nin suçsuz olduğunu kanıtlamaya çalışır. Ve Wheeler’ın göründüğü kadar masum olmadığını fark eder. Bu narsist katilin film izlemek ve izlediklerini tekrar canlandırmak gibi bir tutkusu da vardır. Ne denli gönülsüz olsalar da Wheeler kendine yeni kurbanlar bulmakta ve acımasız zevklerini tatmin etmekte gecikmeyecektir.


Sandra Brown'ın okuduğum ikinci polisiye kitabı...
Yazarın kalemini beğeniyorum, buna lafım yok.
Ama bu tarzda yazdığı kitaplarda katil en başından belli. Kitap boyunca bunu ispat etmeye çalışan karakterleri okuyorsunuz. 
Çok da fazla gizem yok anlayacağınız.
Kitaptan bahsedecek olursam:

Paul Wheeler bir otelin asansöründe 8. katta başından vurulduğunda görgü tanıkları ve polis bunun silahlı soygun sırasında bir kaza olduğunu düşünürler. Julie hariç...
Paul kollarında can verdiğinde Julie neredeyse katilin kimliğinden emindir. Genç kadına göre katil Creighton Wheeler'dan başkası olamaz.
Yani Paul'ün yeğeni...

Genç kadın tüm kararlılığına rağmen Creighton'u suçlayacak delil bulamaz; çünkü adam olay sırasında başka yerdedir ve tanığı vardır. 
Polis soruşturmayı derinleştirdiğinde Doug Wheeler kendini ve ailesini savunması için ünlü avukat Derek Mitchell'i tutmaya karar verir. 
Julie'nin bu dişli avukatı bertaraf etmek için planı vardır.
Genç kadın Derek'i, bir uçuşta kimliğini gizleyerek baştan çıkarır. Amacı Derek onun kimliğini öğrendiğinde davayı almasını engellemektedir.

Derek tüm bu tesadüfler sonucunda kendini olayların içinde bulur.
Olayın tüm karmaşasının dışında Julie'ye hissettiği duygularla da baş etmek zorundadır genç adam.
Sonunda olaylar öyle bir noktaya gelir ki Julie kendini cinayetle suçlanırken bulur.

Ama tabi ki olay en sonunda çözülüyor :)
Onu da okuyunca kendiniz görün, bu kadar tüyo yeter...

Kitabın en sonunda Julie'nin Paul'ün kızı olduğunu öğrenmek bana acayip sürpriz oldu...
Eminim siz de şaşıracaktınız, ama ben sürprizi bozdum :D

Kitabın orjinal kapakları:



Yayınevi en sade olanı seçmiş, ben olsam ortadakini seçerdim :D Ama yine de orjinali korudukları için tebriği hak ediyorlar.
Çeviri de son derece başarılıydı.

Kitaba puanım 8...

Keyifli okumalar


Tarot ve Çikolata-Marian Keyes || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Marian Keyes
Orjinal Adı: Lucy Sullivan is Getting Married
Çeviren: Çiğdem Balkanlı
Yayınevi: Kelebek Yayınları
Kitap Türü: Çik-lit, Romantik-Komedi
Yayınlandığı Yıl: 2001
Sayfa Sayısı: 512

ARKA KAPAK

Lucy Sullivan evleniyor mu yoksa...?
Lucy'nin bir erkek arkadaşı bile yoktu. Açık söylemek gerekirse aşkta da pek şanslı sayılmazdı. Ama Bayan Nolan tarot falına bakmış ve Lucy'nin, çevresinde yakından tanıdığı bir erkekle yıl sonuna kadar evleneceği kehanetinde bulunmuştu.
Lucy'nin ev arkadaşları bu haberi duyar duymaz kara kara düşünmeye başlamıştı. Eğer Lucy evden giderse, şarap ve erkeklerden oluşan yaşam tarzlarına son vermek zorunda kalacaklardı. Ayrıca evi kim temizleyecekti? Ama Lucy, sorumsuz, alkolik babası ve hırçın annesiyle uğraşırken evlilik gibi şeylere ayıracak vakti olmadığını söylüyordu. Üstüne üstlük hayatında erkek falan da yokken evlilik düşünmenin sırası mıydı yani?Fakat sonradan yakışıklı, sevimli ama güvenilmez Gus'la tanışınca onun beklenen damat adayının olup olmayacağını düşünmeye başladı. Belki de müstakbel kocası, yakışıklı Amerikalı Chuck olacaktı. Ya da herkesin nabzına göre şerbet veren kompliman Daniel. Hatta belki de işteki sevimli çocuk Jed!..
Gülmek uğruna işe ya bir hafta geç gidin ya da bir hafta asın! Değecek...

Tam olarak da bunlar yazıyor kitabın arka kapağında...
Ama itiraf edeyim, ben bu kitabı pdf'den okudum. Yine de indirmeme sebep bu arka kapak yazısı oldu.
Bilgisayardan okumanın zorluğunu bir kenara bırakacak olursak kitap ortalamanın biraz üzerindeydi; ama mükemmel değildi.

Öncelikle belirteyim yazarın okuduğum ilk kitabıydı... 
Vasat olmamakla birlikte çik-lit tarzda kriterimi Sophie Kinsella belirlediğinden çok da beğenmedim. Abartısız bir 150 sayfa gereksizdi bence.
Lafı çok dolandırmıştı yazar... Hele bazı sayfalar vardı ki konuyu öyle böyle dağıtmıyor!

Hal böyle olunca kitabın okunma süresi de uzadı. 
Ama yine de yazarın diğer kitaplarını merak etmedim değil.
Hemen kitap hakkında yorumumu da yapayım sizlere...

Lucy, saf mı salak mı olduğuna bir türlü karar veremediğim bir karakter oldu.
Yani bir insanın kendini bu kadar kandırması nasıl mümkün olabilir? Bu noktada karakteri gerçekçi bulmadım.
Kızımız nerede gereksiz, boş gezenin boş kalfası ve beleşçi adam var bulup sevgili diye koluna takan bir tip.
Üstelik adamlar tüm gereksizliklerinin üzerine bir de alkolikler ve Lucy bunu bir türlü kabullenemiyor.

İş arkadaşlarıyla birlikte gittikleri falcı kızımıza en geç bir buçuk sene içinde evleneceğini söylediğinde Lucy'nin hayatında kimse yoktur. En son mülayim sevgilisini işe yaramaz katagorisine girmediği için yeni terketmiştir kendisi. Başlangıçta bu kehanet pek de inandırıcı gelmese de birkaç gün sonra bir partide Gus'la tanışınca, 'acaba' demekten alamıyor kendini.

Ah Gus'ın ne kadar boş bir karakter olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Adam işsiz, güçsüz; aylak; sanatçı geçinen; beleşçi bir sarhoş... Tüm bunlar onu Lucy'nin listesinde en üste taşımaya yetiyor...
Ve Gus'la bir dargın bir barışık tuhaf ilişkisi başlıyor.

Bu arada bir de Daniel var... Lucy'nin ağabeyinin arkadaşı, aynı zaman da kızımızın da arkadaşı.
Keyifli vakit geçirdiği ama ısrarla 'biz arkadaşız' moduna sıkışıp kaldığı Daniel...
En başından anlıyorsunuz aslında Daniel'in Lucy'e karşı boş olöadığını.
Ama kızımız Guıs'ı bulunca o da Lucy'nin ev arkadaşıyla çıkıyor.

Derken Lucy'nin annesi babasını terkediyor. Ve anlıyorsunuz ki kızımızın yanlış erkek seçiminin arkasında babası var: Tıpkı babası gibi adamları bulup hayatına alıyor Lucy.
Annesi evden gidince onun boşluğunu doldurmaya karar veren Lucy'nin at gözlüklerini çıkarıp babasının gerçek yüzünü görmesi pek de uzun sürmüyor. Ve böylece hayatındaki yanlışı da farkediyor...

Bundan sonrası mutlu son!
Daniel'e olan hislerini kabullenme süreci ve karşılıklı itiraf...
Gerisi onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine muhabbeti...


 

Bunlar orjinal kapaklardan 2 tanesi... Ki bence yayınevi bunlardan birini tecih etmeliydi. Pembe olanı beğendim ben mesela.
Gerçi anladığım kadarıyla bu kitabın baskısı yok...
Yayınevinin adını da duymuyorum ben son zamanlarda.

Ah bir de belirtmeden geçemeyeceğim bu yazarın kitapları acayip pahalı...
Yazarın yayın hakları Artemis'te...
Ve Artemis fiyat konusunda uçmuş durumda. 28 lira etiket gördüm bir kitapta...
Resmen okumayalım diye çırpınıyorlar :(

Neyse efendim kitaba puanım 7...

Keyifli okumalar


Elit-Kiera Cass || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Kiera Cass
Orjinal Adı: The Elite
Seri Adı: Selection #2
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Kitap Türü: Fantastik, Aşk, 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 288


ARKA KAPAK

Sarayda 6 kız... Savaş kızışıyor.
"Babamdan gelen mektubu ellerimde tuttum.
Aspen'in prenses olamayacağımdan emin oluşu aklıma geldi.
Halk oylamasında en sonuncu olduğumu hatırladım.
Maxon'ın haftanın ilk günlerinde verdiği şifreli sözü düşündüm...
Gözlerimi yumdum ve kendimi yokladım.
Bunu gerçekten yapabilir miydim?
Illéa'nın yeni prensesi olabilir miydim?"
Saraya 35 kız girmişti, şimdi 6 kız var.
Ve artık Elitler Prens Maxon'ın aşkını kazanmaya çok daha kararlı.
Zaman America'nın aleyhine işliyor. Biran önce karar vermeli.
Çocukluğundan beri birlikte gelecek hayalleri kurduğu Muhafız Aspen mi?
Yoksa nefes kesici romantizmiyle başını döndüren Prens Maxon mı?
Kimi seçerse seçsin, aklı diğerinde kalacak.
Ve Asi Kuzeyliler bu peri masalının mutlu sona ulaşmaması için ellerinden geleni yapacak.



Ah tembel blogger geldi! Bu kitabı bitireli günler oldu ama elim bir türlü gitmedi yorumlamaya.
Beni Seç'in son sayfasını kapattığımda, bu kitabı okuyacağımı adım gibi biliyordum. Nitekim, ilk fırsatta siparişi verip kargo yolu gözlemeye başladım.

Kargomun geldiği gün de oturup Elit'i okuyup bitirdim.
Ve serinin üçüncüsü çıkmış olsaydı, hemen alıp onu da okurdum.
Çünkü bu kitap çok daha beter bir yerde bitti!
İşte seri okumanın en nefret edilesi yanı!!!

Öncelikle hemen uyarayım yorumum fazlasıyla SPOİLER içerecek! Kitap hakkında tiyo istemeyenler uzaklaşsınlar :) Kış kış efenim:)

Kızımız Elit olmuştu ilk kitabın sonunda biliyorsunuz. Kızlar artık sarayda 6 rakip kaldılar ve yarış öyle böyle kızışmadı.
Marlee, Kriss, Celeste, Elise, Natalie ve America...

Geriye kalan kızlarımız bunlar... Favorimi değil ama sıralamada sonuncu olanı sorarsanız hemen Celeste derim, ki kitabı okuyan birinin aksini söylemesini de beklemem. Kızın iyi tek bir hücresi bile yoktu. Eee her kitabın bir kötü kadını olur malum bu kitabınki de Celeste idi.

Kitabın başlarında America'nın Aspen ve Maxon arasındaki kararsızlığına bir son verdiğini düşünüyor okuyan. Ki Maxon'un o romantik ve düşünceli tavırlarından sonra America'nın bir an bile tereddüte düşmesi zaten akıl almaz :) 
Çiftin arasında Cadılar Bayramı'nın ne olduğuyla ilgili başlayan atışmanın sonunda America kendini sarayın gizli kütüphanesinde buluveriyor. Kütüphanede yasaklı kitaplar ve günlükler saklanıyor...
İkilimiz Cadılar Bayramı bilmecesini çözmekle kalmıyorlar. Maxon America'ya günlüklerden birini gizlice veriyor. Kimseye göstermeden okuyabileceğini söylüyor. Tabi bunun başına ne gibi belalar açacağını bilse asla böyle bir şeye kalkışmazdı bence.

Cadılar Bayramı'ndan çok etkilenen Maxon ülke çapında bayramı yeniden kutlamaya karar veriyor. Bu sayede sarayda bir balo düzenliyor ve kızların ailelerini de bu baloya davet ediyor, tanışmak için. 
Kitabın bu kısımlarını okurken Maxon'u cidden taktir ettim. America'nın ailesiyle yakından ilgilendi ve babasının iznini istedi :)

Ama tabi kızımız evham yapmayı bırakmadı. Balodan sonra elenecek olan Elit'in kendisi olduğu paranoyasından bir türlü kurtulamadı America. Üstelik Maxon'un diğer kızlarla ilgilenmesine acayip bozuldu. 
Neyse efendim, neticede America'nın vesveselerini bir kenarı bırakırsak balo sabahı herkesi büyük bir şok bekliyordu: Marlee ve Subay Carter beraber yakalandılar. Meğer Marlee'nin saraydan ayrılmama nedeni subaymış!
Bunun cezasının ağır olduğunu taa ilk kitaptan biliyoruz. Ama çift sadece meydanda sopalanmakla cezalandırıldılar. Bu olay Maxon ve America arasındaki kırılma noktası oldu. 
Maxon'un sessiz kalışını bir türlü sindiremedi America. Böylelikle her şey bir anda tepe taklak olmaya başladı.
America tekrardan Aspen'le yakınlaşmaya başladı, Maxon'dan uzaklaştı. Ve kendiyle beraber okuyucuyu da Maxon'un samimiyeti konusunda şüpheye düşürdü. Maxon da boş durmadı ve Kriss'le yakınlaştı. 
Bu noktada onu pek de suçlayamıyorum ben!

Her şeyin üzerine America bir de Maxon'u Celeste ile öpüşürken yakalayınca ikilinin arasındaki uçurum iyice derinleşti.
Kızlardan yapmalarını istedikleri sunumlar için, America çok tehlikeli bir konu seçti: Sınıfların kaldırılması!
Sunumu sırasında Maxon'un ona verdiği günlüğü de kullandı. Ve bu durum kralı çıldırttı! 


Kralın gerçek yüzü beni dehşete düşürdü! Okuyacaklar için bu noktalara çok fazla değinmiyorum.
Tam da bunların üzerine gerçekleşen asi saldırısı Maxon'la America'ya sığınakta baş başa bir gece geçirtti. Ve böylece America Maxon'a ne kadar haksızlık ettiğini anladı. 

Ha, bu arada; asilerin ne aradıkları da açığa çıktı:
Asiler gizli günlüklerin peşindeler!

America tam gitmek için hazırlanmıştı ki kralın kararından vazgeçtiğini duydu.
Böylelikle kızımız yarışmada kalmaya devam etti; ama
kralla yaptığı konuşma gelecek günlerin onun için pek de kolay geçmeyeceğinin habercisi gibiydi.

Kitabın son sayfaları okuyanı iyice meraklandırıp, gelecek kitabı merakla beklemeye sevk ediyor.


Gelelim diğer ayrıntılara:
Orjinal kapağı kullanan yayınevine kocaman bir alkış :)
Çevirmeni değiştirmedikleri için de ayrı bir tebriği hak ediyorlar.

Bunun dışında söyleyecek pek de bir şey yok sanırım.
Dediğim gibi tembelliğim üzerimde :(
Kitaba puanım 8...

Keyifli okumalarınız olsun :)



Aşk Adında Hayat-Michael Lee West || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Michael Lee West

Orjinal Adı: Gone With a Handsomer Man
Seri Adı: Teeny Templeton Serisi #1
Çeviren: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitap Türü: Aşk, Polisiye-Macera,
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 432



ARKA KAPAK
Gerçek aşkı bulmak mı, yoksa ondan kaçmak mı daha kolay?
Teeny Templeton, sonunda kaderin ona da güldüğünü düşünmektedir. Evlenecektir, kendi düğün pastasını kendisi yapacaktır ve o sıkıntılı geçmişini ardında bırakacaktır. Ta ki nişanlısını kendi evlerinin şeftali bahçesinde iki kadınla yakalayana kadar… Hem de çırılçıplak bir haldelerken...
Bu skandalın ardından düğünleri iptal olur. Ne var ki Teenynin başına gelenler bununla sınırlı kalmayacaktır. Nişanlısı bu olaydan birkaç gün sonra ölü bulunur ve herkes Teenynin suçlu olduğunu düşünür.
Tek umudu, artık başarılı bir avukat olan ilk aşkı Coop OMalleydir. Ancak onunla yüzleşmek demek, geçmişle de yüzleşmek anlamına gelmektedir. Peki, Teeny başına gelenlere rağmen kalbinin sesini dinleyip karşısındaki bu adama yeniden güvenebilecek midir? 
Sıkıntıların bir şekilde güzelliklere yol verdiğini gösteren Aşk Adında Hayat, eğlenceli dili, müthiş kurgusuyla kalbinizi fethedecek.



Kitap arka kapağını okuyanda romantik bir kurgu beklentisi uyandırsa da sizi bekleyen romantizmden çok daha fazlası. Öncelikle kendinizi talihsiz bir kahramanla beraber olayların şaşkınlığını yaşarken buluyorsunuz.
Teeny fazlasıyla saf ve iyi kalpli bir karakterdi, tabi aklından geçirdiği ölümcül tarifleri saymazsak:)

Kızımız mükemmel kadın klişelerinin biraz dışında... Kısa boylu, yuvarlak hatlı, evcimen...
Nişanlısını iki kadınla beraber çıplak yakaladığında hayatının bu denli karışacağını eminim ki tahmin etmemiştir. Tıpkı birilerine şeftali fırlatarak saldırmanın mahkemeleri kızdıracağını tahmin etmediği gibi.
Aldığı uzaklaştırma ve eyaletten ayrılamama cezasıyla kendini bir anda evsiz ve beş parasız buluyor Teeny.
Ama onu bekleyen felaketler bununla sınırlı değil.
Nişanlısı birkaç gün sonra ölü bulunuyor ve bir numaralı cinayet zanlısı da tahmin edin kim? Elbette Teeny!

Bundan sonrası Teeny'nin kendini aklama çabaları ve onu da öldürmeye karar veren katilin hesaplı adımlarıyla geçiyor. 
Ben katili tahmin etmenin gururunu yaşıyorum :) 
Ama aslına bakarsanız cinayet kurgusu o kadar da enteresan değildi.
Yine de yazarın kalemi okunası ve merak uyandırıcı. Son sayfaya kadar sıkılmadan okuyorsunuz kitabı.

Tüm bu cinayet karmaşasının dışında bir de Teeny'nin yakışıklı avukatı var ki hiç sormayın!
Coop, Teeny'nin ilk aşkı; aynı zamanda ilk kalp kırıklığı da.
Yakışıklı avukatımız Teeny'i savunmaya başlayınca ikili arasında da bir şeyler yeniden alevleniyor.
Tabi Coop'un evli olduğu gerçeği hiç beklemediği bir anda Teeny'i sarsıyor o ayrı.
Bir de Ava var tabi...
Coop'un karısı! Ve Teeny ondan ne kadar nefret etmeye çalışsa da bu pek mümkün olmuyor.

Kitabın bir de 'Burada bitirilir mi!'^dedirten bir sonu var ki hiç sormayın.
Yayınevi tanıtımda uyarmadığından kitabın aslında bir seri başlangıcı olduğunu son satırlarda idrak ediyorsunuz.

Serinin ikincisini merakla bekleyenlerden biri de benim.
Zira Teeny'i, Coop'la ilişkisini ve muhteşem tariflerini merakla bekliyorum :)

Kitap hakkında eleştirilerim de var elbette:
İlk sayfalarda çeviri de ve gramerde hatalara rastlamadım değil.
Bir de kapak konusu var ki bu konuyu da eleştirmeden geçemeyeceğim.
Arkadya'nın kitap kapağı tasarımlarına hayranlığımı her daim belirtmişimdir. Gerek baskı, gerek ayraçlar, gerekse kapakların sevimliliği her daim taktire şayandır. 
Bu da öyleydi; ama kapağı kitabın konusuyla pek bağdaştıramadım.
Orjinal kapakta bir parça değişiklik yapabilirlermiş bence...


Kitaba puanım 8...

Keyifli okumalarınız olsun :)

Sihirli Çıkrık Serisi-Heidi Betts || Kitap Yorumu


Hazır serilerden gidiyorken bu seriyi atlamayayım dedim:)
Çok severek ve çabucak okuduğum bir seri oldu bu. Kitapçılarda dolaşırken denk gelip, arka kapakta yazanlara tav oldum ve böylece Sihirli Çıkrık Maceram başlamış oldu.
Öncelikle belirteyim seri adının Türkçeye tam ne olarak çevrildiğini bilemiyorum. Bir Yumak Aşk Serisi, Kördüğüm Serisi diyenler var; ama ben özellikle Sihirli Çıkrık Serisi demeyi tercih ediyorum. Zira üç kitabı da  karşılayan bir isim bu bence. 

Örgü örmeyi seven kadınlarla tanıştırıyor bu seri okuyanı. Örgü kulübüne giden üç kadının hikayesi anlatılıyor ayrı ayrı.
Ama işin sırrı örgüde değil... İşin sırrı; Charlotte'nin büyükannesinden kalma sihirli çıkrıkta hazırladığı yünlerde.
Charlotte'ye göre o çıkrıkta yapılan yünleri kullanan kişi gerçek aşkını buluyor.
Sırasıyla okuduğumuz üç kitap kadının pek de yanılmadığını gösteriyor aslında :)
Gerçi asıl sihir insanın kalbinde bence ya neyse...

Az biraz beyaz dizi tadında bu seri; ama yine de okunası...

KÖRDÜĞÜM

Kitap Adı: Kördüğüm
Yazar Adı: Heidi Betts
Orjinal Adı: Tagled up in Love
Türü: Romantik Komedi, Günümüz Aşk, Erotik
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Seri Adı: Chicks with Sticks #1
Sayfa Sayısı: 280
Çıkış Tarihi: 2012
Çevirmen: Süreyya Çalıkoğlu

ARKA KAPAK

Dylan Stone, Cleveland Herald gazetesindeki, Veronica Chasen'ın da başvurduğu işe kabul edilince iki gazeteci arasında amansız bir rekabet, köşe yazıları aracılığıyla sürdürdükleri bir savaş başlar. Birbirlerine bungee jumping veya rafting yapmak, dövme yaptırmak gibi konularda meydan okurlar, ilk pes eden yenilmiş sayılacaktır. Ama Veronica'nın son numarası, Dylan'ı belki de hayatının en zor işiyle karşı karşıya getirir. Victoria Dylan'ın örgü örmeyi öğrenemeyeceğini iddia eder. 
Dylan babaannesinin bile yapabildiği bir şeyin kendisini korkutmasına izin verecek değildir. Bir atkı örecek, Veronica'nın her hafta toplanan örgü grubuna katılacak kadar cesurdur. Ancak insanın sinirine dokunacak kadar yakışıklı bir erkek olan Dylan örgü grubuna gelip bütün kadınları büyüleyince Veronica kendini çetrefilli bir düğümün içinde bulur ve bu düğüm aşka çok benzemektedir. 
Öfkeleri sonsuza dek sürecek miydi?
Yoksa aşk, her düğümü çözecek kadar güçlü müydü? 

"Seksi ve eğlenceli. Karşı koymak imkânsız. Bayıldım!"
Lori Foster
"Heidi Betts romantik öykülere seksi, yeni bir soluk getiriyor. Muhteşem!"
Carly Phillips
"Neşeli ve benzersiz bir anlatım, çekici karakterler, akıcı diyaloglar bir araya gelip Kördüğüm'ün yılın en eğlenceli romantik hikâyesi olmasını sağlamış. Mizah ile erotizmi bir araya getirebilme yeteneği Heidi Betts'i günümüzün aşk romanı yazarları arasında üst sıralara yerleştiriyor."
Lisa Kleypas
"Yeni, ateşli, karşı konulamaz. Kördüğüm'ün her sayfasına bayılacaksınız."
Leanne Banks


İlk kitabımız Ronnie ve Dylan'ın hikayesini anlatıyor bizlere. Arka kapaktan da anlaşılacağı üzere bu ikili birbirlerine  rakip iki gazeteci. Aralarında okuyucularında tanık olduğu bir sürtüşme var. Köşelerinden birbirlerine meydan okuyorlar. 
Bir nevi sınırlarını sınıyorlar :)
En son Ronnie Dylan'ın örgü öğrenemeyeceğini iddia ediyor, Tabi Dylan da tam aksini.
Böylelikle yakışıklı gazetecimiz kendini kızların örgü kulübünde buluyor.
Ronnie de Dylan'a örgü öğretirken...

Birlikte geçirilen vakitler çiftin birbirini daha iyi tanımasını sağlıyor.
Detayları sizlere bırakıyorum, okuyun ve görün :)
Bu kitaba puanım 8...


SEVİYOR SEVMİYOR

Kitap Adı: Seviyor Sevmiyor
Yazar Adı: Heidi Betts
Orjinal Adı: Loves Me, Loves Me Knot
Türü: Romantik Komedi, Günümüz Aşk, Erotik
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Seri Adı: Chicks with Sticks #2
Sayfa Sayısı: 311
Çıkış Tarihi: 2012
Çevirmen: Zehra Samanlı

ARKA KAPAK

Bu, ortalama bir aşk düğümü hikâyesi değildir.
Jenna Langan, ne istediğini bilen biridir ve bunu haftalık örgü grubundaki en iyi arkadaşlarıyla paylaşır. Jenna'nın istediğine sahip olabilmesi için herhangi bir erkeğe ihtiyacı yoktur, yalnızca bir tanesi dışında... Bir polis olan Gage Marshall ile olan evliliğinin kötü bitmesi, her zaman hayalini kurduğu bebeğe sahip olamayacağı anlamına gelmemektedir. Şimdi, Jenna'nın en sevdiği fuları, yarım kalmış bu hikâyenin kahramanlarını birbirine yeniden bağlamaya başlayacaktır.
Gerçek aşk karmaşıktır. İlmek ilmek örmek gerekir.
Beklenmedik bir baştan çıkarma eylemi kabul edilebilir bir cazibe oyunudur, peki ya damızlık olarak kullanılmak? Hayır, teşekkürler. Bebek sahibi olmamak için Gage'in kendince nedenleri vardır ve evliliklerinin bitmesinden bu yana fikrini değiştiren bir şey olmamıştır. Ta ki Jenna bu düşünceyi onun aklına sokuncaya kadar. Şimdi Gage, eski eşi Jenna'nın hamile olup olmadığını öğreninceye dek onun yanından ayrılmayacaktır. Dahası, birlikte geçirdikleri zaman arttıkça Gage'in tüm nedenleri de bir bir kaybolacaktır.
"Leziz, eğlenceli, romantik!" 
Susan Andersen
"Heidi Betts'in mizahla duygusallığı harmanlayan özel bir yeteneği var. Bu da onun çağdaş romantizm yazarları arasında yükselmesini sağlıyor."
Lisa Kleypas 

Jenna ve Gage ile tanışın!
Kendileri boşanmış ama birbirine hâlâ aşık çiftimiz oluyorlar.
Birbirlerini seviyorlarsa neden boşandılar dediğinizi duyar gibiyim. 
Onların da kendilerince nedenleri var tabi...
Jenna'nın bebek istemesi ilişkilerini dönülmez bir yola sokuyor, çünkü Gage'in böyle bir niyeti yok.
Bu durum biraz da gurur meselesine dönünce kendilerini boşanmış buluyorlar.
Ama boşanmak ikisini de mutlu etmiyor, tabi birbirlerine bu durumu çaktırmamak için de ellerinden geleni yapıyorlar.

Jenna bebek isteğinde o kadar kararlı ki, kızlarla beraber hain bir tuzak kurup Gage'i ağına(!) düşürüyor:)
Bu kısımları okurken acayip eğlendim, halleri çok komikti doğrusu.
Sonuç mu?
Okuyun da kendiniz görün:)
Serinin en az beğendiğim kitabıydı, puanım 7...


BİR YUMAK AŞK



Kitap Adı: Bir Yumak Aşk
Yazar Adı: Heidi Betts
Orjinal Adı: Knock me For a Loop
Türü: Romantik Komedi, Günümüz Aşk, Erotik
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Seri Adı: Chicks with Sticks #3
Sayfa Sayısı: 309
Çıkış Tarihi: 2012
Çevirmen: Nar Aslı Karas

ARKA KAPAK

Heidi Betts romantizme sıcacık, modern ve seksi bir tat katıyor.
Carly Phillips
Olağanüstü, esprili bir kitap. Okurken kendinizi yüksek sesle kahkahalar atarken bulacaksınız. Müthiş bir çekişme, dumanı tüten sevişmeler
Night Owl Romance
Hayran kaldım. Aslında romantik komedi okuyucusu sayılmam; ama bu kitabı okurken kendi kendime, yüksek sesle gülüp duruyordum. Gerçekten sevdim.
Joyfully Reviewed
Heidi Betts, kaleme aldığı bu esprili, eğlendirici hikâye ile ayaklarınızı yerden kesecek. Bu kitap, bitirmeden uyumak istemeyeceğiniz kadar zevkli bir okuma sunuyor size.
Romance Reviews Today
Kadın, aldatıldığını düşünüp ilişkiye son veriyor.
Dikkatli olun beyler! Grace gibi kadınlar aldatılmayı asla, ama asla affetmez. Hele de karşısındaki erkek, nişanlısı ve şehrin yakışıklı, gözde sporcusu Zackary Hoolihansa. O, her şey bitti diye diretirken, haftalık örgü sınıfındaki arkadaşları ilişkisinin devam etmesi için ellerinden geleni yaparlar. Ama ihanet yüzünden çektiği kalp acısı bir türlü iyileşmez. Zackin masum olduğuna dair açıklamasını hiç tatmin edici bulmaz. Sonunda, Zack sakatlığıyla baş başa kalınca, Grace kendini onun bakıcılığını yaparken bulur.
Adamsa eşekten düşmüş karpuza dönüyor.
Diğer taraftan nişanlısının terk edişiyle psikolojisi altüst olan Zack, onu öyle özlüyordur ki, ne maçlara konsantre olabiliyor, ne de onunla nişanlanmadan önceki hızlı aşk hayatına dönebiliyordur. Otel odasındaki yatağına giren yabancı kadını bir türlü açıklayamamıştır. Kırık bir kalp ve sakatlanmış diziyle her şeyin bittiğine inanmak üzeredir. Eğer durum bir an önce düzelmezse sevdiği kadını, spor kariyerine devam etmesi için kritik olan eleme maçlarını ve her şeyi elinden kaçıracaktır.

Ve benim için serinin favori kitabı!
Çok beğenerek okudum bu kitabı. İlk iki kitapta Grace ve Zack'in ayrılıklarını okuyorsunuz zaten. Böylece çiftin sonunun ne olduğunu merak ediyorsunuz.Kitap da tüm sorularınızı yanıtlıyor :)

Grace kızlar arasında en beğendiğim karakter oldu. Hem güçlü, hem dişi, hem akıllı... 
Zack'i otel odasında sarışın bir hatunla yakaladığında Zack ne açıklama yaparsa yapsın aldatıldığına inanıyor kızımız. Eee, siz olsanız siz de inanırsınız. Gözünüzle görüyorsunuz sonuçta. Ama zavallı Zack doğruyu söylüyor, sadece elinde kanıtı yok.

Grace adamın eşyalarını kırıp döküp, arabasını yağmalıyor ve çok sevdiği köpeğine de el koyarak Zack'i terk ediyor. Üstelik kendi TV programında da Zack'i bir güzel rezil ediyor. Zack'in adi bir zampara olduğuna Grace'le beraber tüm ülke inanıyor.
Grace Zack'i her ne kadar unutamasa da ona olan kızgınlığı adamdan uzak kalmasını sağlıyor. Ta ki Zack kaza geçirip sakatlanana kadar.

Zack'in tüm arkadaşlarıyla araya mesafe koyması ve rehabilitasyona gitmeyişi Grace'i çileden çıkarıyor ve böylece kendini Zack'e bakıcılık ederken buluyor.

Çiftimiz yeniden bir araya gelince birbirlerini ne kadar özlediklerini farkediyorlar.
Ve Grace ilk kez durup acaba Zack doğru söylüyor olabilir mi diye düşünüyor.
Ah! Daha fazla tüyo vermeyeceğim, okuyun bence bu kitabı.

Zack'in sırf Grace için örgü örmeyi öğrenmesi o kadar tatlıydı ki anlatamam.
Keşke söyle adamlardan bir parça da gerçek dünyada olsa :)

Şaka bir yana bu kitaba puanım 9...


Yayınevi orjinal kapakları kullanmamış kitaplarda.

Her ne kadar orjinal kapaklar daha güzel olsa da yayınevinin kullandıkları da fena değildi.
En çok beğendiğim kapak Bir Yumak Aşk'ın kapağıydı. Oradaki çift çok şekerdi.

Çevirmen her kitapta farklı biriydi. Bence bu yanlış bir strateji, özellikle bütünlük açısından.
Neyse lafı fazla uzatmayayım :)
Keyifli okumalar :)



Crossfire Serisi-Sylvia Day || Kitap Yorumu


Son kitabı henüz kapatmış biri olarak yorum yapmaya geldim :)
Evvela belirteyim serimiz +18, hatta ben olsam 20 yaş sınırı koyardım. Fazlasıyla müstehcen sayfalar var.
50 Ton üçlemesiyle Türkiye'ye de gelen erotik seri modası bu kitaplarla tavan yapıyor bence. 
Bir kere 50 Ton Serisi'yle karşılaştırıldığında Sylvia Day'in çok daha profesyonel bir kalemi olduğunu söylemek lazım. 

E.L. James'in düştüğü pek çok hatayı bu seride görmüyorsunuz. Klişeler yok muydu, belki bir parça vardı, evet. Fazlasıyla ütopik bir dünya anlatılıyor; ama yine de karakterler öyle bir işlenmiş ki onları benimsiyorsunuz. Karakterlerden bir parça bahsedeyim isterseniz:

Gideon Cross

Okursanız bu adama bayılacaksınız. Kendini kabukların arkasına gizlemiş fazlasıyla güçlü bir adam Gideon. Aynı zamanda belli etmese de duygusal. Geçmişinde cinsel tacize maruz kalmış birisi... Bu travma neredeyse hayatının tamamını etkilemiş durumda. Hayatına Eva girene dek kabuğunun arkasında güvende hissediyor. Ama Eva adamın hayatını dönülmez bir şekilde etkiliyor. 

Eva Tramell

En az Gideon kadar arıza bir kadın karakterimiz var. Ama ben Eva'yı çok sevdim... Yazar okuyucu sevsin diye klişe kalıplara sokmamış bu karakteri. Bir kere bu tarz kitaplarda genelde olduğu gibi bakire değil karakterimiz. Hatta Gideon'un öncesinde hayli kabarık bir geçmişi var. Bir ara baya bir dağıttığı dönem olmuş kızımızın...
Annesinin ikinci eşinin oğlu, üvey ağabeyi Nathan tarafından yıllarca tecavüze uğramış. 14 yaşında hamile kalıp düşük yapınca başına gelen bu talihsiz olay ortaya çıkmış. Nathan'dan uzaklaşmış olsa da bu olay hayatını fazlasıyla etkilemiş. Ve ortaya kendine güvensiz bir kişilik çıkıvermiş.

İki karakterde de beni en çok etkileyen şey arızalarının farkında olmalarıydı. Ve birbirlerine karşı o kadar anlayışlılardı ki birbirlerini değiştirmeye hiç çalışmadılar. 
İkisi de hastalıklı derecede kıskanç olan karakterlerin ilişkilerini okumak, kavgalarına tanıklık etmek fırtınalı bir denizde seyahat etmek gibiydi. 

Neyse lafı çok uzatmadan kitaplara geçeyim:

Kitabın Yazarı: Sylvia Day
Orjinal Adı: Bared to You
Seri Adı: Crossfire #1
Çeviren: Ayşe Kaya
Yayınevi: Doğan Kitap
Kitap Türü: Aşk, GünümüzAşk, Erotik 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 375

ARKA KAPAK

Dünyada olay yaratan üçleme nihayet Türkçede!
Crossfire serisi 1. Kitabı...
Ateşle oyna!
Sana Soyundum Amerikada haftalarca bestseller listelerinden inmeyen, tüm dünyada 38 ülkeye satılan Crossfire üçlemesinin ilk kitabıdır. 
"Sana ihtiyacım var, Gideon" dedim soluk soluğa ve tahrik olduğu için şimdi daha da yoğunlaşmış olan kokusunu içime çektim. Sırf teninin baştan çıkarıcı kokusu yüzünden hafifçe sarhoş olduğumu düşündüm. "Beni çıldırtıyorsun."
Bileklerimi bırakıp yüzümü avuçlarının arasına aldı ve dudaklarını dudaklarıma sertçe bastırdı. Pantolonuna uzanıp gizli fermuara ulaşabilmek için iki düğmeyi açtım...
New Yorkun en gözde bekârı, Cross Holdingin varisi Gideon Cross -namı diğer Bay Gizemli ve Tehlikeli- Evanın karşısına çıktığında genç kadının yapabileceği tek bir şey vardı: Tüm bedeni ve ruhuyla ona teslim olmak...



İlk kitapta kahramanlarımızı tanımaya başlıyoruz. Yeni bir şehre taşınan ve yeni bir işe başlayarak taze bir başlangıç yapan Eva'nın Gideon'la tanışmasını okuyoruz. 
Başlarda kızımız fazlasıyla temkinli, Gideon da bir o kadar ısrarcı.
Başlarda fazlasıyla cüretkar bir adam okuyorsunuz... Sayfalar ilerledikçe onunla beraber Eva'nın kolay lokma olmadığını görüyorsunuz.

Hikaye ilerledikçe kahramanlarımızın sırlarına tanıklık ediyoruz. Geçmişindeki sırlar ilk aydınlanan Eva oluyor, Gideon bu konuda biraz daha gizemli.
Kitabın sonunda kahramanlarımızın hayatlarına dahil olan Gideon'un eski nişanlısı ikinci kitapta bizi nelerin beklediğinin habercisi gibi :)

Kitaba puanım 8...

Kitabın Yazarı: Sylvia Day
Orjinal Adı: Reflected in You
Seri Adı: Crossfire #2
Çeviren: Ayşe Kaya
Yayınevi: Doğan Kitap
Kitap Türü: Aşk, GünümüzAşk, Erotik 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 352


ARKA KAPAK

Sakın korkma!
Zifiri bir karanlığa açtım gözlerimi. Gideon, yatağı hafifçe çökerterek yanıma oturdu ve üzerime eğilip aramızdaki battaniyenin üstünden kollarıyla sardı bedenimi. Parmaklarımı göğsüne dokundurunca çıplak tenini hissettim. İnledi ve dudaklarını dudaklarımdan ayırmadan bana doğru eğilerek ayağa kalktı; aramızdaki battaniyeleri çekip attı.
Crossfire serisinin ilk kitabı Sana Soyundumla başlayan Gideon ile Evanın tutkulu aşkı hiç hız kesmeden sürerken araya eski sevgililerin girmesi, her ikisinin de şiddet dolu geçmişinden karanlık yüzler bu ilişkiyi bambaşka boyutlara taşıyor. 
Bakalım, namı diğer Bay Tehlikeli ve Gizemlinin bir türlü dile getiremediği korkunç sır aydınlanacak mı? Evanın farkında olmadığı büyük tehlike ne? Sende Kendimi Buldumda, Crossfire serisinin heyecan dozu daha da yükseliyor. 
"Romantik edebiyatta Dayin çok az rakibi var."
Booklist


Seride en çok beğendiğim kitap buydu diyebilirim. 
Çiftin hayatlarına dahil olan eski nişanlılar ve sevgililer, Eva'nın Gideon'un geçmişindeki sırrı çözmaye çalışması, Eva'nın hayatına tekrardan kabus gibi çöken Nathan'ın dönüşü derken fazlasıyla hareketli sayfalar sizi bekliyor. 
Gideon'un pek çok davranışı Eva'yla birlikte okuyanların da kafalarında soru işaretleri bırakıyor. 
Ve bu arada çiftimizi bir de ayrılık bekliyor...
Ama kitapta öyle bir son var ki insanın adeta nutku tutuluyor!
Gideon insana 'Sevginiz için ne kadar ileri gidebilirsiniz' diye sorduruyor.
Ve o noktada bu adam benim okuduğum erkek karakterler listesinde baş köşeye kuruldu söylemeden geçemeyeceğim :)

Kitaba puanım 9...

Kitabın Yazarı: Sylvia Day
Orjinal Adı: Entwined with You
Seri Adı: Crossfire #3
Çeviren: Ayşe Kaya
Yayınevi: Doğan Kitap
Kitap Türü: Aşk, GünümüzAşk, Erotik 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 412


ARKA KAPAK

Amerikayı sarsan kitap Türkçede!
Crossfire macerası hız kesmeden devam ediyor!
Sen benimsin! 
Gideon havlumu çekip açtı. Havlu yere düşüp de ben karşısında çırılçıplak kalınca sert bir soluk aldı. "Ah, Eva." Sesi öyle duygu doluydu ki gözlerim yanıyordu. Tişörtünü başının üstünden çekip çıkardı ve bir kenara fırlattı. Sonra bana doğru uzandı, çıplak tenlerimizin birbirine dokunacağı anı uzatarak dikkatle girdi kollarımın arasına.
Crossfire aşk macerası hiç hız kesmeden devam ediyor! Tutkuyla birbirlerine kenetlenen Eva ve Gideonın artık kimsenin bilmediği tehlikeli bir sırları var! Evanın hayatını mahveden üvey kardeşi Nathan öldürüldü. Peki, onu öldüren kişi kim? Eva, şüpheleri ve aşkı arasında doğru yolu bulabilecek mi?
Sana Soyundum ve Sende Kendimi Buldumla iyice harlanan tutku ateşi serinin bu üçüncü kitabıyla doruğa ulaşıyor. Sana Bağlandım inanılmaz bir dönüm noktasıyla okurları soluksuz bırakıyor.


Ve serinin sonuncusu, tabi şimdilik :) 
Sanırım dördüncü bir kitap daha gelecek, zira yazar kitabın sonunda açıkça bunun haberini vermiş.
Gideon'un Eva için yaptığı şey ikiliyi derin bağlarla birbirlerine bağlıyor.
Ama diğer yandan bu durum Gideon'un bitip tükenmez kabuslarına yenilerini ekliyor.
Herkesin ayrıldığını zannettiği çiftimiz bir süre gizli gizli görüşmek zorunda kalıyor. Tabi ayrıldıklarını düşünen eski sevgililere de fırsat çıkıyor. 
Kitapta beni en çok etkileyen şey şüphesiz evlenmeleriydi! 
Eva'nın bu kadar kolay kabul edeceğini asla tahmin etmezdim.
Ama neticede evlendiler... Yine de bu nikah herkese duyurulmadı.

Dördüncü kitapta bizi nelerin beklediğini acayip merak ediyorum.
Kafamdaki bazı soru işaretleri yanıtlansa da bir o kadar daha soru oluştu:)
Sanırım seri kitapları okutmanın yolu da bu... Yazarlar işlerini biliyorlar :)

Kitaba puanım 8...


Görüldüğü üzere yayınevi orjinal kapağı değiştirmemiş, bu yönden kocaman bir tebriği hak ediyorlar.
Diğer yandan çevirinin çoğunu başarılı bulsam da bazı cümle kalıpları rahatsız etmedi değil.
Yine de idare ederdi tabi :)

Alıntı yapacaktım ama acayip üşendim:)
Keyifli okumalar size :)





Beni Seç-Kiera Cass || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Kiera Cass
Orjinal Adı: The Selection
Seri Adı: Selection #1
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Kitap Türü: Fantastik, Aşk, 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 297

ARKA KAPAK


Bir prens nasıl tavlanır? 
Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadeleyle geçen Seçimi kazanmanıntek yolu Prens Maxonı kendine âşık etmek. 

America içinse Seçim, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspeni arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı. 

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak. 

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır? 
"Açlık Oyunları ile The Bachelor arasında bir yerde duran bu roman öyle eğlenceli ki. Yazar, Americanın gizli, ilk aşkının külleri sönerken America ve Prens Maxon arasında gelişen kimyayı öyle ustaca kurmuş ki, okumaya doyamıyorsunuz." 

Publishers Weekly

"Kiera Cassin ilk romanı Beni Seç, reality şov ve distopik bir peri masalının mükemmel sentezi."

Kiersten White, Paranormal


Kitap kapağını yeni kapatmış biri olarak söylüyorum ki, eğer fantastik tarzda kitaplar okumayı seviyorsanız bu seriyi kaçırmayın! Zira ben hemen serinin ikinci kitabı Elit'i sipariş vermeyi düşünüyorum.
Kitabı fazlasıyla beğendim :)
İlk çıktığı zamanlarda arka kapağını okumakla yetinip fazlasıyla önyargılı davranmıştım. İyi ki fikrimi değiştirmişim...
Ne yalan söyleyeyim, bir prensi baştan çıkarmaya çalışan 35 kızın hikayesi çekici gelmemişti.
Ama daha ilk sayfadan yanıldığımı anladım. Bu kitap modern bir külkedisi masalı anlatıyor:)


America, Illea adı verilen sınıflara ayrılmış bir ülkede yaşayan genç bir kız. Ailesiyle beraber beşinci sınıfa mensuplar ve sanatçılar. Aile üyelerinin kimi resimle kimi de müzikle uğraşıyor. Ülke yasaları gereği kadınların kendi sınıflarından daha düşük erkeklerle evlenmeleri biraz sıkıntılı bir durum ve America altıncı sınıfa mensup Aspen'e aşık.

Ülkenin genç kızları Seçim'e çağrıldığında tam da bu nedenle America katılmak istemiyor. Prens Maxon'un evleneceği genç kızın seçileceği bu organizasyona katılmaya hevesli değil. Ama özellikle Aspen'in ve annesinin ısrarları sonucu başvuru formunu dolduruyor ve kendini seçilmiş 35 kızın arasında buluyor.

Tabi bu arada Aspen'in aralarındaki sınıf farkını sorun etmesi nedeniyle çiftimiz ayrılıyor ve America sırf Aspen'e kızgınlığından eve dönmektense sarayda seçilmiş kızların ve prensin yanında kalmayı tercih ediyor.

Prensle daha ilk günden aralarında değişik bir arkadaşlık baş gösteriyor. Prens Maxon America'nın beklediğinin tam aksinde biri çıkıyor. Prensimiz son derece nazik ve düşünceli bir delikanlı. 

Ah! Bir de asiler var tabi... Neyin peşinde olduklarını çözemediğiniz iki farklı isyan grubu var ve sık sık saraya saldırılar düzenleniyor.
Gerisini okuyun da görün :)

Eleştireceğim tek nokta kitabın sonunun son gibi olmayışıydı. Serilerin en kötü yanı da bu olsa gerek...
Çeviriyi başarılı bulduğumu söylemeliyim. 
Ve Dex'e bir artı da orjinal kapağı değiştirmedikleri için geliyor :)
Keyifli okumalar dilerken sizleri kitabın tanıtım videosuyla baş başa bırakıyorum :)



Benim bu kitaba puanım 9...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI