Balayı-Susan Elizabeth Phillips || Kitap Yorumu


Nerden başlasam aklıma üşüşenlerin hangi birini anlatsam bilemedim inanın. 
Son zamanlarda (yetişkin serilerini saymazsak) güzel kitaplara denk geldim hep ama bu kitabın yeri apayrı oldu. Ki sipariş verip vermemek konusunda çok kararsızdım, şimdi iyiki almışım diyorum. 
Kesinlikle başucu kitaplarımdan biri oldu.

Yazara hem çok şey söylemek istiyorum, hem de ne söylersem söyleyeyim yetersiz kalacağını biliyorum.
Bütün karakterleri öylesine incelikli işlemişki... Chicago Stars Serisi'ni beğenerek okudum biliiyorsunuz, genelde 9 puan civarı aldı kitaplar bende ama bu kitap bambaşkaydı. Hem konu olarak hem de işleyiş olarak.

Kitabın orjinal baskı tarihi 1993...
Olaylar 1980-83 tarihinden başlanarak anlatılıyor. 
Yazarın anlatımı o denli güzeldi ki çoğu yerde film izliyorum sandım. Karakterleri zihnimde canlandırmakta hiç zorlanmadım.
Bazı yerlerde kendime engel olamayıp ağladım, ki ben zor ağlayan bir tipimdir.

Gelelim kitaba...
Honey kelimelerle zor anlatılacak bir karakter. Zeki, cesur, hırslı, fedakar ama onu tanımlayacak en doğru şey sevmeye ve sevilmeye aç oluşu.
Henüz küçücük bir kız çocuğuyken annesini kaybediyor. Pek de sevecen ve ilgili olmayan Sophie Teyzesi ve ailesiyle onların işlettiği lunaparkta yaşamaya başlıyor. On altısına geldiğinde eniştesi ölüyor ve lunaparkla beraber herkesin sorumluluğu da Honey'in üzerine kalıyor. Ve sorun şu ki para bulup lunaparka çekidüzen vermezse ortada bir lunapark kalmayacak.

Olayların hepsini anlatmayayım. Bir şekilde Honey'in yolu Hollywood'a düşüyor. Amacı kuzenine yeni başlayacak bir dizide rol kapmak. Ama rolü kuzeni değil Honey kapıveriyor ve kızın yolu Dash Coogan ve Eric Dillon'la kesişiyor.

Honey on altısında olmasına rağmen on üçten büyük göstermiyor. Yapım şirktinin basına yalan söylemesiyle Honey bir çocuk yıldız olup çıkıyor.
Rolü kapmasındaki en büyük etken ünlü oyuncu, kovboy filmlerinin unutulmaz adamı Dash. Adamın ilgisi sevgi denen şeyle pek tanışık olmayan Honey'i mest ediyor. Ve tabi bu arada kızımız Eric'e de ilk görüşte aşık oluyor. O günlerde yirmi dört yaşında olan Eric gelecek vaad eden, yakışıklı bir genç oyuncu.

Fazla uzatmadan şöyle söyleyeyim başlangıçta baba sevgisini tattığı Dash'le zamanla aralarındaki sevgi boyut değitiriyor ve Honey yirmi birine geldiğinde ikili evleniyorlar. Dizide baba-kızı canlandıran ikilinin kariyerinin de neredeyse sonu oluyor bu durum.
Dash'le beş sene evli kalıyor Honey. Adama gerçekten de aşık...
Ama bir gün oynadığı ikinci sınıf bir film dönüşünde bir esrarkeş tarafından öldürülüyor Dash. Böylelikle Honey'in pembe mutluluk balonu patlamış oluyor.
Dash'le beraber tüm ümitlerini ve inancını da kaybediyor .

Tam da bu noktada işin içine yıllardır görmediği Eric dahil oluveriyor.
Ki o günlerde Eric'in de hayatının pek normal gittiği söylenemez.
Bana kalsa kitabın hepsini anlatırım ama size de okuyacak birşeyler kalsın.

Benim kitaba puanım elbette 10:) Hatta mümkün olsa daha da fazlasını verirdim...

Kitabın benim açımdan en uygunsuz yanı ismi...
Orjinalında karakterin adından dolayı Honey Moon olan isim direk çevrilmiş.
Bence başka bir isim verilebilirdi...
Yine de bu kitabı çok beğenmiş olduğum gerçeğini değiştirmiyor :)






2 yorum :

  1. uha yaaa... seni spoiler canavarı insan demez di mi adam ölüyor diyee :O şok oldum şookkk.... ama yine de ellerine sağlık sınav arifesi başlayamam ama yazı bekleyen güzel bir kitap daha var <3

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI