Sen Yokken-Güneş Demirel || Kitap Yorumu



Yoruma başlarken kendimi insaflı olmak adına uyarıp durdum; ama sivri dilli biri olarak bunu pek başaramayacağımı biliyorum.

Yazarın ilk kitabına gör daha ince bir kitaptı. Hemencecik okunup bitirilen cinsten.
Kurgu çok enteresan olmamakla beraber fena da sayılmazdı. Benim asıl takıldığım mesele yazarın konuyu işleyiş biçimiydi.

Öncelikle kitabın konusundan bahsedeyim.
Çiçek ve İpek kardeş gibi büyümüş iki dosttur. Çiçek kanser olduğunu öğrendiği günlerde bir bebeği olduğunu da öğrenir. Ve her ne pahasına olursa olsun bebeği doğuracaktır. Öyle ya da böyle öleceğini biliyordur genç kız.
Geçen süre zarfında İpek'i duruma hazırlamaya çalışarak bebeğini can dostuna emanet eder.
Doğumdan bir ay sonra da ölür.

Genç kızın vasiyeti üzerine İpek kendisine bırakılan adrese giderek bebeğin babasını bulur. Tek isteği adamın çocuğa soyismini vermesidir. Bebeğe arkadaşına söz verdiği gibi kendisi bakmak niyetindedir. Lakin olaylar pek de onun umduğu gibi gelişmeyecektir.

Çiçek arkadaşına söylemese de bebeğin babası Cemal'i hastalığından ve bebeğin varlığından mektuplar vasıtasıyla haberdar etmiştir.
İpek'in sandığının aksine adamın çocuğu ona bırakmak gibi bir niyeti yoktur.

Cemal ve İpek ikilisi böylelikle birlikte Duygu'yu büyütmeye başlarlar. Bu beraberlik elbette zamanla boyut değiştiriyor.
İkili arasında bir küs bir barışık, tutkulu bir aşk başlıyor. Ve elbette yazarın klasiği mutlu son...

Diyeceksiniz ki sorun bunun neresinde? Şöyle ki, beni en çok rahatsız eden şey kesme işaretinin ısrarla kullanılmamasıydı evvela. Nasıl mı?
Özel isimler sürekli 'Çiçeğe, İpeğe' tarzında yazılmıştı.
Bunun dışında yazarın anlatımda birinci tekil şahıs mı yoksa üçüncü tekil şahıs mı kullanması gerektiğine karar veremeyişinin karmaşası vardı.
Birinci tekil şahıs anlatımla başlayan bölümün arasında bir bakıyorsunuz üçüncü tekil şahıs anlatıma geçilmiş.
Aynı zamanda zaman karmaşası da vardı anlatımda. Şimdiki zamanla anlatılan bir bölümün ortasında geçmiş zamana falan geçilmişti.

Yazara sorsanız kitabı birinci tekil şahıs anlatımla yazdığını söyler; çünkü bölümler bir İpek'in bir Cemal'in ağzından anlatılıyor. Ki bu da okuduğum kitaplarda beni rahatsız eden başka bir durum.


Bu kadar çok hatayı bir arada görünce ön sayfayı çevirip kitabın editörünü kontrol etmeden duramadım.
Editoryal anlamda kitap tam fiyaskoydu bence. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu hangi insan yukarıda saydıklarıma dikkat etmez ki? Ben bile bu bölümle hiç alakası olmayan bir mühendislik dalı okuduğum halde bu kuralların farkındayım. Kaldı ki ciddi anlamda yayıncılık yapan insanların bu konuda çok daha dikkatli olmaları beklenir.
Bu konuda yazarı mı yayınevini mi sorumlu tutayım bilemedim.
Olimpos Yayınları bu anlamda benim açımdan sınıfta kaldı.
Yazarın ilk kitabı Şimdi Benimsin kurgu bazında hayal kırıklığına uğramama neden olmuşsa da yukarıda saydığım hatalar o kitapta yoktu. Sen Yokken'in ikinci kitap olması ayrı bir ironi de ayrıca!

Neyse efendim sonuç olarak benim bu kitaba puanım 5...
Keyifli okumalar

Balayı-Susan Elizabeth Phillips || Kitap Yorumu


Nerden başlasam aklıma üşüşenlerin hangi birini anlatsam bilemedim inanın. 
Son zamanlarda (yetişkin serilerini saymazsak) güzel kitaplara denk geldim hep ama bu kitabın yeri apayrı oldu. Ki sipariş verip vermemek konusunda çok kararsızdım, şimdi iyiki almışım diyorum. 
Kesinlikle başucu kitaplarımdan biri oldu.

Yazara hem çok şey söylemek istiyorum, hem de ne söylersem söyleyeyim yetersiz kalacağını biliyorum.
Bütün karakterleri öylesine incelikli işlemişki... Chicago Stars Serisi'ni beğenerek okudum biliiyorsunuz, genelde 9 puan civarı aldı kitaplar bende ama bu kitap bambaşkaydı. Hem konu olarak hem de işleyiş olarak.

Kitabın orjinal baskı tarihi 1993...
Olaylar 1980-83 tarihinden başlanarak anlatılıyor. 
Yazarın anlatımı o denli güzeldi ki çoğu yerde film izliyorum sandım. Karakterleri zihnimde canlandırmakta hiç zorlanmadım.
Bazı yerlerde kendime engel olamayıp ağladım, ki ben zor ağlayan bir tipimdir.

Gelelim kitaba...
Honey kelimelerle zor anlatılacak bir karakter. Zeki, cesur, hırslı, fedakar ama onu tanımlayacak en doğru şey sevmeye ve sevilmeye aç oluşu.
Henüz küçücük bir kız çocuğuyken annesini kaybediyor. Pek de sevecen ve ilgili olmayan Sophie Teyzesi ve ailesiyle onların işlettiği lunaparkta yaşamaya başlıyor. On altısına geldiğinde eniştesi ölüyor ve lunaparkla beraber herkesin sorumluluğu da Honey'in üzerine kalıyor. Ve sorun şu ki para bulup lunaparka çekidüzen vermezse ortada bir lunapark kalmayacak.

Olayların hepsini anlatmayayım. Bir şekilde Honey'in yolu Hollywood'a düşüyor. Amacı kuzenine yeni başlayacak bir dizide rol kapmak. Ama rolü kuzeni değil Honey kapıveriyor ve kızın yolu Dash Coogan ve Eric Dillon'la kesişiyor.

Honey on altısında olmasına rağmen on üçten büyük göstermiyor. Yapım şirktinin basına yalan söylemesiyle Honey bir çocuk yıldız olup çıkıyor.
Rolü kapmasındaki en büyük etken ünlü oyuncu, kovboy filmlerinin unutulmaz adamı Dash. Adamın ilgisi sevgi denen şeyle pek tanışık olmayan Honey'i mest ediyor. Ve tabi bu arada kızımız Eric'e de ilk görüşte aşık oluyor. O günlerde yirmi dört yaşında olan Eric gelecek vaad eden, yakışıklı bir genç oyuncu.

Fazla uzatmadan şöyle söyleyeyim başlangıçta baba sevgisini tattığı Dash'le zamanla aralarındaki sevgi boyut değitiriyor ve Honey yirmi birine geldiğinde ikili evleniyorlar. Dizide baba-kızı canlandıran ikilinin kariyerinin de neredeyse sonu oluyor bu durum.
Dash'le beş sene evli kalıyor Honey. Adama gerçekten de aşık...
Ama bir gün oynadığı ikinci sınıf bir film dönüşünde bir esrarkeş tarafından öldürülüyor Dash. Böylelikle Honey'in pembe mutluluk balonu patlamış oluyor.
Dash'le beraber tüm ümitlerini ve inancını da kaybediyor .

Tam da bu noktada işin içine yıllardır görmediği Eric dahil oluveriyor.
Ki o günlerde Eric'in de hayatının pek normal gittiği söylenemez.
Bana kalsa kitabın hepsini anlatırım ama size de okuyacak birşeyler kalsın.

Benim kitaba puanım elbette 10:) Hatta mümkün olsa daha da fazlasını verirdim...

Kitabın benim açımdan en uygunsuz yanı ismi...
Orjinalında karakterin adından dolayı Honey Moon olan isim direk çevrilmiş.
Bence başka bir isim verilebilirdi...
Yine de bu kitabı çok beğenmiş olduğum gerçeğini değiştirmiyor :)






Kalbinde Bir Yer Aç-Susan Elizabeth Phillips || Kitap Yorumu



Ben bu kadın için boşuna yüreklere dokunuyor demiyorum. Bir kere yazarın kendini tekrarlamayışını takdir etmek lazım. Pek çok seri kitabının aksine Chicago Stars Serisi'nin her kitabı kendi içinde muhteşem.
Tamam hep çok çekici, yakışıklı erkek karakterlerden bahsediyoruz; ama karakterlerin kişilik özellikleri hep kendilerine has. Kadınlar deseniz bu seride okuduğum üç kitabın üç kadın kahramanı da muhteşemdi. Onları da muhteşem kılan güzellikleri değil yine karakterleriydi. Ve itiraf edeyim yazarın kadın karakterlerini erkek karakterlerden daha çok seviyorum.

Kalbinde Bir Yer Aç Grace ve Bobby Tom'un hikayesi...
Bobby Tom geçirdiği sakatlık sonucunda erken emekli olmak zorunda bırakıldığından beri sıkıntılı zamanlar geçiren bir futbolcu. Kimseye belli etmek istemese de hayatından futbol çıkınca sudan çıkmış balığa dönmüş adam. Tam o bu sırada can sıkıntısından kendisine teklif edilen bir filmde oynamayı kabul eder. Ama çekim tarihi gelmesine rağmen bir türlü sete gitmez.

Bobby Tom'u sete getirmesi için Grace görevlendirilir. Grace çocukluğundan beri huzurevinde yaşamış, yaşıtlarından biraz farklı, otuz yaşında bir genç kadın. Onu yaşıtlarından farklı kılan en belirgin özelliği kıyafetleri... Yaşlılarla yaşamaktan onlar gibi giyinir olmuş kızımız. Ailesi işlettiği huzurevini satınca Grace de hayatında bazı şeyleri değiştirmeye karar veriyor ve film şirketinin teklif ettiği işi kabul ediyor. Bobby Tom'u sete götürmek onun ilk görevi ve her ne pahasına olursa olsun bunu başarmaya kararlı kızımız.

Bu ikilinin hikayesi tam da bu noktadan sonra başlıyor aslında.
Ortaya da son derece eğlenceli ve romantik bir öykü çıkıyor. 
Benim bu kitaba puanım 9 :)  


Bana Bir Söz Yeter-Linda Francis Lee || Kitap Yorumu



Yazarla ilk tanışıklığım ve kitabı beğendim.
Yalnız bu bir seriymiş ve ben ilkini okumadan ikincisini okudum. Sizde benim gibi ilkini okumadıysanız kitaplar bağlantılı değil merak etmeyin. Sadece karakterin bahsi ilk kitapta geçmiş anladığım kadarıyla.

Chloe'nin hayatı arkadaşının gönderdiği saçma sapan bir testten başarısız olunca birden bire tepetaklak olmaya başlıyor.
Başarılı bir kanal müdüresi olan kızımız sade ve kendi halinde bir tiptir.
Arkadaşının gönderdiği seksi misiniz testinde başarısız olunca o akşam katılacağı davette bir parça değişiklik yapmaya karar veriyor.
Ve o gece yolu gizemli bir yabancıyla kesişiyor. Kendini olayın akışına kaptıran Chloe hiç de olmadığı bir kadın gibi davranmaya başlıyor. Ta ki yabancıyla bir otel tuvaletinde basılana kadar.

Kızımızın tek tesellisi adamı bir daha görmeyeceğini düşünmesi. Ama bu konuda yanıldığını farketmesi çok da uzun sürmüyor. Böylelikle eğlenceli ve romantik bir macera da başlamış oluyor.
Sterling ve Chloe'nin hikayesi benden 10 üzerinden 7 alır. Aslında 8 versem de olurdu ama cimriliğim üzerimde bugün :)


Sırlar Aşka Engel Mi-Rachel Gibson


Bir Rachel Gibson klasiği daha...
Yazar arkadaş serisinin son kitabıydı ve ben ancak okumaya fırsat bulabildim. 
Sanırım ülkemizde çeviri kitap okumanın en sıkıntılı yanlarından biri bu; seriler orjinal sıralarıyla basılmıyorlar.
Neyse bu konuya başka zaman değinirim, ben kitap hakkında konuşmaya devam edeyim.

Öncelikle belirteyim, yazarın kalemi her daim olduğu gibi akıcıydı. Güzel bir çeviriyle başarılı bir iş çıkarmış Martı Yayınları.
Yazar arkadaş serisini okuyanlarınız Maddie'yi hatırlarsınız. Hatırlamayanlarınız için hemen kısaca bahsedeyim. Kendisi seri katilleri inceleyip cinayet romanları yazan başarılı bir yazar.
Yıllar sonra beş yaşındayken terketmek zorunda kaldığı Truly'ye dönmesinin onun için önemli bir nedeni var.

Beş yaşındayken cinayete kurban giden annesinin öyküsünün peşinde kızımız.
Annesi öldükten sonra pek kolay zamanlar geçirmemiş kahramanımız. Kedi düşkünü, pek de şefkatli olmayan bir büyük teyzeyle yaşamış yıllar boyunca. Şimdilerde kendine güveni tam, korkusuz bir kadına dönüşse de bu sadece buz dağının görünen kısmı.

Teyzesinin ölümünün ardından annesinin günlükleri Maddie'nin eline geçince yıllar öncesinde kalmış, ama onun için hiç kapanmamış bu yara da gün yüzüne çıkar. Ve Maddie ne olursa olsun bu cinayeti yazmaya kararlıdır.

Annesi, o gece ölen tek kişi değildir. Mick'in annesi ve babası da o gece ölmüştür. Mick kim mi? Kendisi romanın erkek kahramanı olmakla beraber Maddie'nin annesinin katilinin oğlu.
Her açıdan bir araya gelmesi imkansız gibi görünen bu iki insanın sıcacık hikayesini okumadıysanız okuyun derim.
Ben son derece beğendim.
Kitaba puanım 10 üzerinden 9 :)

Ayrıca kitapta yazarın İlişki Durumu Karmaşık kitabının kahramanlarına da rastlıyorsunuz. Onları görmek ve ikiz bebeklerinin olduğunu öğrenmek de ayrıca mutlu etti beni :)

Bettie Page Sunar: Kütüphaneci- Logan Belle


Yetişkin okur pazarından bir kitap daha: Kütüphaneci...

S.e.c.r.et'tan sonra okuduğumdan mıdır bilinmez vasat değildi. Çok iyi de değildi.
Gri Üçlemesi'nin tek kitaba sıkıştırılmış hali gibiydi.
Erkek karakter biraz Christian vari olsa da onun kadar çiçek-böcek erkeğine dönüşmedi. Yine BDSM'den sıkça bahsedilen bir kitaptı.

Kadın karakterimiz yine ve yine güzel, güzelliğinin farkında olmayan, çekingen, bakire... böyle sıralanabilecek klişe özelliklerdeydi.
Erkek karakterimiz de aynı derecede klişe zengin, yakışıklı, özgüveni yüksek,vs...

Yazarlara Allah'tan bir parça hayal gücü diliyorum, neden böyle klişelere sıkışıp kalırlar ki acaba! 

Regina ve Sebestian'ın pek de ilginç olmayan hikayesini okumak isterseniz buyrun okuyun.
Ben kitaba 10 üzerinden 5 ancak veririm.







S.E.C.R.E.T- L. Marie Adeline


Yetişkin okuyucu pazarından bir kitap daha...
Epsilon gibi bir yayınevinden bu kadar kalitesiz bir kitabı basmalarını beklemezdim.
Kitap hiçbir açıdan okuyanı tatmin etmiyor. 
Yazarın tarzı vasat, kurgu vasat, olaylar gerçekçiliğin yanından yakınından bile geçmiyor. 

Okumanızı tavsiye edebileceğim en ufak bir iyi yanı yok. 
Yetişkin okuyucu kitlesini bu kadar aşağılayabilir bir kitap. 
Kitabı kapattığınızda size katacağı hiçbir şey yok, tamamiyle vakit kaybı. Üstelik para verip aldıysanız benim gibi içinize oturacaktır.

En son bu kadar eleştirdiğim kitap Tepeden Tırnağa'ydı ki o bile bunun yanında Nobel Ödülü'ne layık kalır. 
Bu kadar ucuz hikayeleri Facebbok'da ergenler de yazıyorlar!

Kitabı anlatmayı bile vakit kaybı buluyorum...
10 üzerinden 0.5 falan veririm ki o da sırf ayırdığım vakit için...

Kelebek-Kathryn Harvey


Son zamanlarda çıkan kitapların arka kapaklarında ya da tanıtım yazılarında neden ısrarla Gri Üçlemesi'yle kıyaslandığını anlayabilmiş değilim. Bu bir pazarlama biçimi oldu zannedersem. Tıpkı Gabriel'in Cehennemi'nde olduğu gibi bu kitabın da bahsi geçen seriyle alakası yoktu. İyiki de yoktu zaten...
Kitap intikam hırsıyla kavrulan bir kadının hikayesiydi.

Cinsellik vurgusu Kelebek ismi verilen, bir erkek giyim mağazasının üst katında kurulmuş fantazi kulübü nedeniyle yapılsa da son derece üstü kapalı ve dozundaydı herşey. O açıdan kesinlikle yetişkin okuyucu vurgusuna gerek yoktu.

Olaylar Kelebek kulübünde başlıyor olsa da kitabın okunmasını sağlayan şey Rachel'in geçmişte neler yaşadığının merak ediliyor olması bence. Rachel'in geçmişini okudukça kulübü kimin kurduğu ve altında yatan gerçekler de netleşmeye başlıyor.

Diğer taraftan kulübe birbirlerinin vasıtasıyla üye olan dört kadının hayatlarına tanıklık ediyorsunuz.
Başarılı doktor Linda Marcus'un boşanmayla sonuçlanan ve aynı nedenden biten iki evliliğinin ardından frijitliğini aşmak için kulübe gelip gitmesi... Hırslı avukatımız Jessica'nın sırf kocasına başkaldırı olsun diye üye olması... Trudie'nin erkek eğemenliğinde olan bir işte başarı elde etmesi ama aynı başarıyı özel hayatında bulamaması sonucu çareyi diğerleriyle aynı yerde araması...
Sonuç olarak mutsuzluğun bir kadına neler yaptırabileceğini göstermeye çalışıyor kitap!

Ama diğer yandan işin ahlaki boyutu incelendiğinde hoşunuza gitmeyecek pek çok nokta bulacaksınız benim gibi.
Erkeklerin yüzyıllardır kadın ticareti yapan kurumlara para ödemeleri kadınların da aynı şeyi yapmasını haklı göstermez... Her iki açıdan da bu durumun yanlış olduğu gerçeğini hiçbir gerekçe değiştirmez.

Dediğim gibi tüm bu rahatsız edici unsurlara rağmen Rachel'in geçmişte yaşadıkları kitabı okunur kılıyor.
Bu kitaba puanım 10 üzerinden 7...
Keyifli okumalar :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI