Yılın Son Gününe Yakışır Bir Post Olsun...


Efendim herkese merhabalar...
Yılın son gününe girmişken bir post da ben atmasam olmaz dedim :) 
2013'den ne umdunuz, umduklarınızın aksine neler buldunuz bilemem ; ama 2014'ün herkes için huzur dolu bir yıl olmasını diliyorum. Tabi sağlık da olsun, mutluluk da, para da, aşk da, başarı da... Oooo bu liste uzar gider farkındayım :)
Ama ne yapayım... Gönlünüzden neler geçiriyorsanız elde ettiğiniz bir yıl olur umarım 2014...
Ben bu seneden beklentimi minimumda tutup mezuniyet ve iş dileyip kenara çekiliyorum :) O kadarı olsun yeter zannımca :) 

Yeni yılı sizler nasıl karşılıyorsunuz bilemem ama ben evimden uzakta olacağım :(
Üstelik muhtemelen ders çalışıyor olacağım herkesin kutlama yaptığı saatlerde...
Uzatmalı son sınıf olmak acayip sefil bir durum bilginize :)
Neyse efendim, hepinize mutlu seneler...
Ama içinizde özellikle biri var ki, bilhassa ona güzel seneler :*




Seni İzliyorum-İrene Cao || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: İrene Cao
Orjinal Adı: Io Ti Guardo
Seri Adı: Dei Sensi Üçlemesi #1
Yayınevi: Orkinos Yayınları
Kitap Türü: Aşk, Yetişkin Okur
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 352

ARKA KAPAK

Aşkın henüz ne olduğunu bilmeyen bir kadın ve onun sadece karanlık yüzünü bilen bir adamın lezzetli, romantik ve bağımlılık yaratan ilişkileri... Venedikte tarihi bir sarayın fresklerini restore eden Elena, yakışıklı, çekici dünyaca ünlü Sicilyalı restoran şefi Leonardonun erotik isteklerine fütursuzca boyun eğer ve bundan zamanla büyük bir haz duyar. Tereddütlerin yerini gün geçtikçe lezzetli oyunlar alır... Tadılmamış lezzetlerin ve hissedilmemiş hazların verdiği büyük keyif... "Rahatla Elena, düşünmeyi bırak. Bugün görmenin başka yolları da olabileceğini öğreneceksin."

"Onlarınki sadece zevki arama yolculuğuydu..."

En son ne zaman okuduğum bir kitaptan bu kadar nefret etmiştim emin değilim, sanırım Tepeden Tırnağa kitabından sonra buna benzer hisler içindeydim. Ama en azından Tepeden Tırnağa'nın çevirisi iyiydi...
Bu kitabın elle tutulur tek yanı kapağıydı... Türüne uygun bir görselle, siyah fon üzerine kırmızının dikkat çekici özelliğini kullanarak mantıklı bir iş yapmış yayın evi. Ama hemen belirteyim bu kitabın orjinal kapağı değil!


Serinin diğer kitaplarını okumayı düşünmediğimden tüm görselleri paylaşmamın bir mahsuru yok :)
Gördüğünüz üzere Türkiye kapağı çok daha dikkat çekici... Ama orjinal görsele, kurdele rengi kırmızı yapılarak da sadık kalınabilinirmiş. Yine de kapağa gelene kadar kitapta o kadar puan kıracak detay var ki...

Tesadüfler Adası-Rachel Gibson || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Rachel Gibson

Orjinal Adı: Lola Carlyle Reveals All
Çeviren:  Fatmagül Ezici
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitap Türü:  Yetişkin Aşk, Romantik Komedi
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 309
ARKA KAPAK

Eski bir süpermodelin özel fotoğrafları, ayrıldığı nişanlısı tarafından internette paylaşılırsa ne olur? 
Tabii ki o fotoğraflar ışık hızıyla yayılır.
Lola Caryle, ayrıldığı nişanlısı Sam'in, intikam için böyle bir şey yaptığını öğrendiği gün sadece kaçmak ister. Kendini, çok fazla insanla karşılaşmak zorunda kalmayacağı bir adaya atar. Adada katıldığı minik bir turda, teknede uyuyakalır. Uyandığında ise tekne kıyıda değil, okyanusun ortasındadır; üstelik dümende hiç tanımadığı bir adam vardır. 
Dümendeki adam, yani Max Zamora da, kaçırdığı teknenin içinde bir kadın olduğunu, Lola uyanınca fark eder. Onu takip eden çeteden kaçmaya çalışan ve hükümet adına gizli işler yapan Max için bu durum hiç iyi olmamıştır. Lola'dan, yani yıllarca dergilerden ve afişlerden görüp hayran kaldığı bir süpermodelden kurtulmak zorundadır.

Adı Aşk Olmalı'nın ardından kütüphanemdeki tek okunmayan Rachel kitabını da aradan çıkarmanın vaktinin geldiğine emin oldum :) Daha ilk çıktığı günlerde bir heves sipariş edip, kitaplıktaki yerine yerleştirsem de bir türlü elim gitmemişti kitaba. 
Her ne kadar sınavlarım yaklaşmış olsa da yemek aralarını bile okumak için değerlendiren bana iyi bir mola oldu bu kitap. Üstelik hiç de pişman olmadım :)

Adı Aşk Olmalı-Rachel Gibson || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Rachel Gibson

Orjinal Adı: It Must Be Love
Çeviren:  Güzin Pelin Direnoğlu
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitap Türü:  Yetişkin Aşk, Romantik Komedi
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 288
ARKA KAPAK

Joe Shanahan, dedektiflik günlerine geri dönebilmek için teşkilatın gözüne girmelidir. O günlerde gerçekleşen büyük bir soygun, ona istediği fırsatı verir. Suçluyu yakalayarak eski günlerine geri dönmeye kararlı olan Joe, baş şüpheli olarak görülen Gabrielle Breedlove'ı takip etmeye başlar. Sonrasında işler karışır. Çünkü Gabrielle takip edildiğini anlamıştır. Joe ise herkesin konuşmaya başladığı bu hırsızlık olayındaki suçluyu bulmaya kararlıdır. Üstelik planı da hazırdır.
Joe'nun hesaba katmadığı bir tek şey vardır: Aşk. 
'Heyecanlı, sıcak ve romantik.'
-Susan Andersen-

Romantik Komedi okumayı sevenlerdenim ben de... Ve romantik komedi deyince akla ilk gelen yazarlardan biridir Rachel Gibson. Daha evvel kitaplarını okuduğumdan ve takip ettiğim bir yazar olduğundan kitabı çıkar çıkmaz okunacaklar listeme eklenmişti. Ama ne yalan söyleyeyim kitap bana beklediğimi vermedi...

...

Veee hayat bir kez daha öğretir: Ne Kadar Az beklenti, O Kadar Az Hayal Kırıklığı... 
Hatırlatanlar sağ olsun...

Sen Gittiğinde-Gayle Forman || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Gayle Forman

Orjinal Adı: Where She Went
Seri Adı: If I Stay #2 (Esasında seri adı var mı emin değilim)
Çeviren:  Müge Kocaman Özçelik
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Türü:  Yeni Yetişkin, Romantik, Dram
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 280
ARKA KAPAK

Her şey bitti derken... Sadece bir tesadüf yetebilir...
"Ben bir nehrin akıntısına kapılmıştım, o ise kıyıda kalmıştı." Adamın, Miayı aşkıyla hayata döndürmesinin ve Mianın, onun hayatından çıkmasının üzerinden üç yıl geçmiştir...
Artık ülkenin bir ucunda yaşayan Mianın Juilliardda yıldızı gittikçe parlamaktadır. Adam ise Mianın gidişinin ardından onun için yazdığı şarkılarla grubunun dünya çapında ünlenmesini sağlamıştır. Fakat elde ettiği başarılar, içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.
Sonunda şans, sadece bir geceliğine yollarını kesiştirir. Mianın, evi gibi gördüğü New Yorku gezerlerken birlikte geçmişe gidip kalplerini geleceğe... ve birbirlerine açacaklardır.


İlk kitabın sonunda Mia'nın Adam için kalmaya karar verdiğini okumuştuk hatırlarsanız.
İşin aslını isterseniz ben bu kitapta yine olayları Mia'nın ağzından okuyacağımızı düşünmüştüm; ama yazar Adam'ın bakış açısıyla kaleme alarak beni şaşırtmayı başardı. Şimdi böyle dedim diye son zamanların modası, olayları bir de erkek kahramanın gözünden okuyun gibi bir şey değildi. Yani bir Tatlı Bela/Ayaklı Bela tarzı değil bahsini ettiğim.

Eğer Yaşarsam-Gayle Forman || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Gayle Forman

Orjinal Adı: If I Stay
Seri Adı: If I Stay #1 (Esasında seri adı var mı emin değilim)
Çeviren:  Ayşe Belma Dehni
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Türü:  Yeni Yetişkin, Romantik, Dram
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 256
ARKA KAPAK
Sıradan bir günde...
On yedi yaşındaki Mia, bir genç kızın isteyebileceği her şeye sahiptir: sevgi dolu bir aile, ona âşık bir erkek arkadaş, müzik ve olasılıklarla dolu parlak bir gelecek...
... bir saniyede her şey değişir...
Bir sabah ailesiyle yolculuğa çıkan Mianın hayatı bir anda altüst olur. Kendini, kaza geçirdikleri arabanın enkazından yaralı bedeninin çıkarılışını izlerken bulan genç kız, parçaları yavaş yavaş birleştirince neler kaybettiğinin ve geride bıraktıklarının farkına varacaktır. Hayat ve ölüm, mutlu bir geçmiş ve bilinmezliklerle dolu bir gelecek arasındaki ince çizgide yürüyen Mia, bir günde hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalacaktır.
Eğer Yaşarsam, aşkın gücünün, ailenin gerçek anlamının ve yaptığımız seçimlerin dokunaklı hikâyesi…


O kadar çok olumlu yorum görmüştüm ki bu kitap hakkında... Yani tanıtımları yapıldığından beri okunacaklar listemdeydi. Ve nihayet okudum :)
Aslında yaklaşan sınavlarımdan dolayı okumaya ara vermeyi düşünüyordum ama dayanamadım... Kitap zaten pek kalın değil, başlandığı gibi bitirilenlerden. Yazarın kalemi son derece akıcı ve sade... 

Kitapta birinci tekil şahıs anlatım tercih etmişti yazar. Bence bu da hikayeyi çok daha inandırıcı ve samimi kılmıştı. Ki ben normalde üçüncü tekil şahıs anlatımları daha profesyonel bulurum ama bu kitapta yazarın tercihi rahatsız etmedi beni. 

Kitaba Mia'yla beraber karlı bir sabahta başlıyorsunuz. Kara pek alışık olmayan kasaba için olağanüstü hal ilan ettirebilecek derecede önemli bir olay kar yağışı :) Böylelikle okulların tatil olduğu haberi yayılır yayılmaz ailemiz güzel bir tatil günü planı yapıyorlar. Planlarını uygulamak için yola çıkmalarının ardından çok geçmeden Mia'nın hayatını derinden sarsan o olay gerçekleşiyor: Kaza geçiriyorlar...

Öpüşünde Saklı (Bridgerton Serisi-7)-Julia Quinn || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: It's in His Kiss

Seri Adı: Bridgerton Serisi #7
Çeviren:  Banu Belgi
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 384

ARKA KAPAK

Gareth St. Clair ciddi bir çıkmazdadır. Ondan nefret eden babası St. Clair mülkünü ve mirasını mahvetme yolunda ilerlemektedir. Garethın elindeki tek şey geçmişin sır perdesini kaldırabilecek ve geleceğin anahtarı olan eski bir aile günlüğüdür. Sorun şudur ki günlük İtalyanca kaleme alınmıştır ve genç adam bu dilde tek bir kelime dahi bilmemektedir.
Sosyete bir konuda hemfikirdir: Hyacinth Bridgerton kimselere benzememektedir. İnanılmaz derecede zeki ve açıksözlüdür. Fakat ona dair bir şey - çekici ve eziyet verici - Garethı nedense etkisi altına alır.
Her yıl düzenlenen Smythe-Smith Müzikalinde ikilinin yolları kesişir. Hyacinth İtalyancası mükemmel olmasa da ona günlüğü çevirmeyi teklif eder. Fakat gizemli satırları incelerken peşine düştükleri tüm soruların cevabını birbirlerinde bulurlar. Artık hiçbir şey kusursuz tek bir öpücük kadar saf değildir...


Seriyi neredeyse bitirmek üzereyim :) Tek bir kitap daha kaldı okunacak (çok şükür)
Ama Allah'tan bu Sana Muhtacım'dan daha sürükleyiciydi... 

Hyacinth seriye aşina olanların bildiği üzere ailemizin en küçük çocuğu. Kızımız son derece hazır cevap, meraklı, kararlı ve de zeki biri. Hani derseniz ki diğer kızlar da öyleydi diye, Hyacinth biraz daha farklı. Nasıl mı? Kendisi Leydi Danbury'nin gençleştirilmiş versiyonu gibi :) Ne düşünüyorsa onu söyleyecek kadar dürüst bir karakteri var, tabi bazıları bunu patavatsızlık olarak da adlandırabilir :D
Hyacinth 3. sezonunda hâlâ kendine uygun biriyle tanışamamıştır ve tanışabileceği konusunda da her geçen gün biraz daha umutsuzluğa düşmektedir. O da ailenin evli üyeleri gibi aşk evliliği yapmak istemektedir. 

Tut Elimi-Rebecca Donovan || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Rebecca Donovan

Orjinal Adı: Reason to Breathe
Seri Adı: Nefes Serisi #1 (Breathing Serisi)
Çeviren:  Handan Sağlamak
Yayınevi: Parodi Yayınları
Kitap Türü:  Yeni Yetişkin, Günümüz Aşk, Dram
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 490



ARKA KAPAK
Umut pamuk ipliğine bağlıysa aşk bir mucizedir. Tammara webber, new york times bestseller yazarı daha ilk sayfasından itibaren elinizden düşüremeyeceğiniz, gerilimi yüksek bir dram bir genç kızın yaşama tutunmasını sağlayan etkileyici bir aşk işkence ve gaddarlıkla geçen dayanılmaz bir hayatın ortasında umuda tutunmaya çalışan emily'nin hikâyesini hiç sıkılmadan okuyacaksınız. Artık azalan nabzımı yok sayamazdım. kalp atışlarım ritmini korumak için mücadele ediyordu. Karanlık her yerimi sardı. Kayıp gitmek çok kolaydı sanki; sessizliğe teslim olarak hiçliğin kucağında çözümü bulmak bu yere doğru sürükleniyordum. Fedakârlığımın anılarına tutunmaya çalıştım sonra. O sıcaklık, kalp çarpıntıları, evan'ın gözlerindeki gerçek yaşamak bir seçenek miydi hâlâ? Aşkın ve kaybın dengesinde, uğruna mücadele edeceğim şeyi aşk belirledi ve eğilip fısıldadı kulağıma: Tut Elimi


Birkaç fiyaskonun ardından nihayet beğenerek okuduğum bir kitap çıktı :) Ne mutlu bana :)
Kitabımız Yeni Yetişkin (New Adult) türünde... Benim bu tür hakkındaki ön yargım malumunuz; ama kitap beklediğimden çok daha iyi çıktı. 

Kızımız Emma (Emily) 16 yaşında bir lise öğrencisi... Babasını erken yaşta kaybetmelerinin ardından annesinin de alkol problemler yaşamasıyla amcası ve onun ailesiyle birlikte yaşamaya başlıyor. Emma'nın görünmez olmak ve dikkat çekmemek için olağanüstü bir gayreti var. 4 yıldır (amcasının yanına taşınmasından beri) tek arkadaşı okulun popüler kızlarından biri olan Sara. Sara'nın dışında arkadaş edinmek ve sosyalleşmek gibi bir derdi yok kahramanımızın. O önceliğini derslerine vermiş, tüm dikkatini bir üniversiteye kabul edilmeye vermiş başarılı bir öğrenci. Üstelik aynı zamanda okul takımında da performansıyla göz dolduran bir sporcu.

Sana Muhtacım (Bridgerton Serisi-6)-Julia Quinn || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: When He Was Wicked
Seri Adı: Bridgerton Serisi #6
Çeviren:  Yasemin Kılınç
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 376



ARKA KAPAK

Her hayatta bir dönüm noktası vardır.Bu öyle muazzam, keskin ve belirgin bir andır ki 
insan şüphenin en ufak gölgesi olmaksızın hayatının bir daha asla aynı olmayacağını kesinlikle bilir.
Londra'nın Neşeli Hovardası Michael Stirling için bu dönüm noktası, Francesca Bridgerton'u ilk kez gördüğü andır. Evet, kalbinin hiçbir zaman birine bağlanmasına müsaade etmeyen Michael ona bir kez bakmış ve âşık olmuştur.
Bununla birlikte karşılaşma vesileleri kuzeninin bu genç bayanla evlenecek olmasını kutlamak adına düzenlenen bir yemektir. Hayat işte böyle ironiktir...
Ancak bir süre sonra Francesca eşini kaybeder ve arkadaşı, sırdaşı olarak gördüğü Michael'ın desteğini bekler. Michael ona olan aşkından bahsetme cesaretini kendinde bulamaz... Ta ki genç kadın bir gece masumane bir şekilde kollarının arasına sığınana ve tutkunun en ahlaksız sırlardan bile güçlü olduğu kanıtlanana dek.

Serinin 6. kitabına merhaba diyin :) Ya da demeyin... Zira en uyuz olduğum Bridgerton ile tanışacaksınız: Francesca! 
Bu kız kesinlikle o ailenin kanını taşımıyor :D Yani o kadar da taşımıyor diyelim de haksızlık etmiş olmayalım :D
Ailenin en ketum, belki bir parça acımasızlık olacak ama en sinsi üyesi bence Francesca, tamam kıza uyuz oldum kabul ediyorum :D
Gerçi kendisi de kabul ediyor diğer kardeşlerine pek benzemediğini...
Ailesinin içinde kendini eğreti hissettiğinden de hemen evleniyor tabi kızımız. Müstakbel damadımız John... Ama gelin görün ki tam da evliliklerinin ikinci yıllarını kutlamaya hazırlandıkları günlerde John ölüyor. 

Yeri Dolmayacak Boşluklarda Baba Kalmak...

Bugün rastladım bu habere ve paylaşmak istedim...
Ne kadar da acı bir adamın sevdiği kadını kaybetmesi, üstelik minicik bir kızları varken... 
Ben Nunery eşini kanserden kaybetmiş. Karısının ölümünden iki yıl sonra yaşadıkları evden taşınmaya karar vermişler. Evi boşalttıklarında Ben, evin eşiyle ilk taşındıkları halde olduğunu görünce düğün fotoğraflarını yeniden çekmeye karar vermiş... Bu kez karısının yerine minik kızı poz verirken tabi... 
Ortaya da aşağıdaki görseller çıkmış...



Darağacında Üç Fidan-Nihat Behram || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Nihat Behram

Yayınevi: Everest Yayınları
Kitap Türü: Anı, Anlatı, Biyografi
Yayınlandığı Yıl: İlk baskı yılı 1976, yayın evinin baskı yılı 2005
Sayfa Sayısı: 216
ARKA KAPAK

"Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!"
1968'ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, "Gerçekçi ol, imkansızı iste," diye haykırdığı günlerdi...
Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar. ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.
Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, "Asalım, asalım!" çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...
İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir...
Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlaksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hala bir umut ışığı, darağaçlarında "solmayan" üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...


KİTABIN YASAKLANMA GEÇMİŞİ
Darağacında Üç Fidan; Nihat Behram'ın; 12 Mart Darbesi sonrasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın dışarıda son günlerini, yakalanışlarını anlatan belgesel anlatı tarzında bir kitaptır. Mahkûmların 6 Mayıs 1972 tarihinde darağacına çıkış öyküleri ve idam anları çok patetik bir üslupla anlatılmıştır. Bazı bölümlerinde şiirlere de yer verilen kitapta 30 sayfa Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın fotoğraflarına (siyah-beyaz) ayrılmıştır.

Benden Sana Kalan-Julie Kenner || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Julie Kenner

Orjinal Adı: Release Me
Seri Adı: Stark Üçlemesi #1
Çeviren:  Elif Arslan
Yayınevi: Sayfa 6 Yayınları
Kitap Türü:  Yetişkin Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 400



ARKA KAPAK

Kadınların aklını başından alan güçlü bir erkek...
Yepyeni bir başlangıç yapmak isteyen genç ve güzel bir kadın...
Yakıcı bir aşk ve baş döndürücü bir erotizm içinde görmezden gelinen tehlikeli sırlar...
Yakışıklı işadamı Damien Starkın elde edemeyeceği kadın yoktu ama o Nikkiyi istiyordu. Nikki ise kendisine zarar verecek bir aşkın peşinden gitmeyecek kadar akıllı ve güzeldi ama Damienın şeytani cazibesine karşı koymanın çok zor olduğunu biliyordu. Nikki onun karanlık geçmişiyle karşılaştığında şüphe ve arzu gelgitleri içinde kıvranacak, bu kontrolsüz aşkın girdabında sevdiği adama güvenmesi hiç kolay olmayacaktı...


Son zamanlarda bu türde okuyup geldiğim her defasında beğenmedim dediğimin farkındayım 
Ama ne yapayım, yani elimden geldiğince objektif olmaya çalışıyorum ve ortaya bu çıkıyor 
Neyse hemen açayım ne demek istediğimi...

Bir kere arka kapak yazısı kitap hakkında neredeyse hiç bilgi vermiyor... Ama size şu kadarını söyleyeyim kitap Elli Ton ve Crossfire karması gibi bir şey.
Bunu erkek karakterimiz Damien'de de görüyoruz keza. Kendisi Christian ve Gideon karışımı bir karakter. 
Bu tarzın olmazsa olmaz klişelerinden bahsetmiyorum; evet, zengin, güçlü, yakışıklı, kontrol etmeyi seviyor. Bunlar artık alışılan özellikler. Ama karakterimiz aynı zamanda Gideon gibi taciz maduru imajı çiziyor. Bu durum ilk kitapta netleşmiyor o ayrı.
Neyse efendim Damien eski bir tenisçi ve bir işadamı.
Bu beyefendi oldukça gizemli, inatçı ve kararlı biri. 

Araf-Jamie McGuire || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Jamie Mcguire

Orjinal Adı: Providence
Seri Adı: Providence Üçlemesi #1
Çeviren:  Nergis Karababa
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kitap Türü:  Fantastik, Yeni Yetişkin, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 504



ARKA KAPAK

Işığın olduğu yerde, karanlık da vardır.
Nina, babasının ölümüyle kendisini Providence'ta varlığından hiç haberdar olmadığı bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Babasının cenazesinin olduğu gün otobüs durağında tesadüfen karşılaştığına inandığı çekici, karşı konulamaz Jared ile yakınlaşmasıysa Nina'nın hayatını tamamen altüst eder.
Jared ile Nina'nın birbirlerine âşık olmaları işleri tamamen zora sokar. Jared, Nina'yı sadece babasının düşmanları olan insanlardan değil, kendi soyundan olan yarı meleklerle Cehennem'deki Şeytanlar'dan da korumak zorunda kalır. Jared ile Nina'nın birlikte olabilmek için kaderlerine karşı gelip düşmanlarını alt etmeleri gerekir.
Tatlı Bela ve Ayaklı Bela romanlarıyla olay yaratan Jamie McGuire, bu kez farklı bir seriyle karşımıza çıkıyor.
Providence üçlemesinin ilk romanı Araf, devamını merakla bekleyeceğiniz fantastik bir aşka sahne oluyor. 


Şükür bitirebildim kitabı, resmen elimde süründü bir haftadır. 
Şimdi kimse üzerine alınmasın ama burada çok sevgili blogger arkadaşlara ufacık bir sitem etmeden duramayacağım. Elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama özellikle blog turlarda kitapların bu kadar abartılmasına anlam veremiyorum. Çok severek takip ettiğim birkaç arkadaşı tenzih ederek söylüyorum ki bu kitap blogger yorumlarını ciddiye alıp okuduğum ve hayal kırıklığına uğradığım kaçıncı kitap sayısını unuttum. 

Neyse efendim, kitaba dair bir parça detay verecek olursam:
Nina üniversiteye yeni başlamış esas kızımız oluyor. Babasının cenazesinden çıktığı gün otobüs durağında karşılaştığı ve aynı taksiyi paylaştığı Jared ile karşılaşması genç kızın hayatını allak bullak etmekle kalmıyor varlığından haberdar olmadığı pek çok şeyle de yüzleşmesini sağlıyor. Karşılaştıkları ilk andan itibaren Jared'a karşı bir şeyler hissettiğinin farkında olan kızımız bu gizemli yabancıyla pek çok kez karşılaşmaya devam ediyor. Ama bu bölümlerde Jared'in kararsızlığıyla karşı karşıyayız.
Tam bir şeyler açığa çıkıp ikilimiz bir ilişkiye başladıklarında da yeni sorunlarla karşılaşıyorlar.

Aşk Olsun Be Çocuk!


On yedi yaşında ölünür mü be çocuk!
On yedi yaşında öldürülür mü bir çocuk??? 

-yamak- 



33 yıl olmuş... Ne değişmiş koskoca 33 yılda benim ülkemde? O gün de gencecik çocuklar toprağa veriliyormuş bugün de veriliyorlar. O zamanlar darağacının kanlı urganını boyunlara geçirenler şimdi idamdan daha kestirme yöntemlerle can alıyorlar. Erdal'ın son sözleri : "Zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Hepinize özgür ve mutlu bir yaşam diliyorum." oldu. Ethem'e, Ali ismail'e, Mehmet'e, Abdullah'a, Medeniye'e, Ahmet'e, ölen o gençlerin hiçbirine son sözlerini söyletmediler... Fırsatları olmadı...

"Erdalımın giydiği son ceket hala cesaret kokuyor. Sonra Ethem ve Mehmet kondu yanlarına. Selam çaktılar yoldaşlarına. Biz dediler öldürmekle bitmeyiz!"
alıntıdır      


Ölüm kimseye yakışmaz bilirim... 
Ama genç ölene... Ölüm onlara daha da bi yakışmaz, eğreti durur
Azrail kendinden utanır...
Toprak bile bağrına basılana kıyamaz da bir başka filizlenir

            

Büyüklerin bunca uzun yaşadığı bir ülkede, bir onur dersi midir çocukların ölümü ?
Şükrü Erbaş




Sonsuz Sevgilerimle (Bridgerton Serisi-5)-Julia Quinn || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Julia Quinn
Orjinal Adı: To Sir Philip, with Love
Seri Adı: Bridgerton Serisi #5
Çeviren: Murat Sarlıcalı
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü: Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 356

ARKA KAPAK

Çok Sevgili Bayan Bridgerton,
Uzun süredir yazışıyoruz ve henüz resmi şekilde tanışmış değiliz. Sizi tanıyor gibi hissediyorum. Umarım siz de benim gibi hissediyorsunuzdur.
Münasebetsizlik ediyorsam beni bağışlayın fakat sizi Romney Malikânesini ziyaret etmeniz için davet etmek istiyorum. Umarım, belli bir zaman sonra da birbirimize uyduğumuza karar veririz ve benim eşim olmayı kabul edersiniz.
Sör Phillip Crane

Sör Phillip, Eloise Bridgertonın evde kaldığını biliyordu ve evlilik teklifini kabul edecek kadar sıradan, daha da önemlisi çaresiz olduğunu düşünmüştü. Ve fena halde yanılıyordu. Bu güzel kadın kapısında belirip nefes almadan konuşmaya başladığında tek istediği onu öpmekti.
Bu Sör Phillip denen adam onun çıldırdığını mı sanıyordu? Eloise Bridgerton daha önce karşılaşmadığı bir adamla evlenemezdi! Ancak tekrar düşündü... ve merak etmeye başladı... Öyle ki gecenin bir yarısı bir araba kiralayıp hayalindeki kusursuz erkeğe gidecek kadar. Ve fena halde yanıldı. Hayalindeki adam bu kadar sevimsiz ve kaba değildi. Elbette Phillip yakışıklıydı ama Londradaki centilmenlerden farklı olarak iri yarı, sert ve bakımsızdı aynı zamanda. Ne var ki gülümsediğinde... ve onu öptüğünde... kendinden geçiyor ve düşünmeden edemiyordu: Phillip gerçekten onun için mükemmel erkek olabilir miydi?


En sevdiğim Bridgerton kızıyla tanışın: Eloise!
Sabırsız, tez canlı, geveze ve inatçı Eloise... Tabi bunlar kızımızın en belirgin özellikleri.
En yakın arkadaşı, can yoldaşı, her daim birlikte kız kurusu olarak kalacaklarını düşündüğü Penelope'nin evlilik haberini alması Eloise'i hiç beklemediği kadar sarsar. Yanlış anlamayın, sevinmediğinden değil kesinlikle o sadece bir parça şaşırmış ve de hayal kırıklığına uğramış durumdadır. Tam da o vakitler Sir Phillip Crane'den gelen evlilik teklifini değerlendirirken bulur kendini. Ah, elbette bu Eloise'in aldığı ilk evlilik teklifi değildir, kendisi daha evvel aldığı 6 teklifi tek bir pişmanlık kırıntısı olmadan reddetmiş durumda. Ama bu kez işler biraz değişik...
Eloise, doğru adamı bulmayı beklemiş olsa da artık beklemenin o kadar da doğru olduğuna emin olamıyor. Ve böylelikle kendini Sir Phillip teklifini değerlendirirken buluyor. Tabi ki niyeti hemen evlenmek değil, sadece birlikte biraz vakit geçirip, onu daha yakından tanıyıp, evlilik için uygun olup olmadığına bakmak.
Ve böylelikle kızımız Leydi Whistledown'un kimliğinin açıklandığı akşam, balo kalabalığından faydalanıp evden kaçıveriyor. Bu tam da Eloise'e göre bir davranış!!!

Rüyalar Gerçek Olsa (Bridgerton Serisi-4)-Julia Quinn || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: Romancing Mister Bridgerton
Seri Adı: Bridgerton Serisi #4
Çeviren:  Elif Dinçer
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 408



ARKA KAPAK

Herkes Colin Bridgertonun Londradaki en çekici erkek olduğunu biliyordu... Penelope Featherington en yakın arkadaşının ağabeyine aşık olmuştur. Ömrünün yarısı onu uzaktan izleyerek geçiren Penelope, onun hakkındaki herşeyi bildiğini düşünmektedir., ta ki en gizli sırrını öğrenip aslında genç adamı hiç tanımadığının farkına varana dek. Colin Bridgerton tutkuları ve önvanları yüzünden içten içe ağabeylerini kıskanan, Leydi Whistledownın Cemiyet Gazetesinden ne kadar yakışıklı olduğuna dair yaptığı yorumlar dışında dünya üzerinde kalıcı hiçbir şey bırakamadığından şikayet eden gözde bir bekardır. Hayatın sıradanlığından yorgun düşmemek ve annesinin evlilik konusundaki ısrarlarındankurtulmak adına sıksık ülke dışına seyahatler yapmaktadır. Fakat bu kez Londraya geri döndüğünde hayatında bir şeylerin değişmiş olduğunu keşfeder - özellikle de Penelope Featheringtonun! Penelopenin de kendine sakladığı bir sırrı vardır. Colin bu sırrı öğrendiğinde bunu bir tehdit olarak mı görecektir, yoksa bu sır ne olursa olsun mutlu sonu etkileyemeyecekmidir?


Hiçbir sır sonsuza dek gizli kalmaz!!!
Sanırım bu kitabın özet cümlesi bu olmalı :) Üçüncü kitabın yorumunu yaparken sizlere Leydi Whistledown'dan bahsetmiştim, yazar dördüncü kitabın ipucunu serpiştirmiş son sayfalara.
Dördüncü kitabımız sanırım serinin en eğlenceli kitaplarından biri.

Penelope Featherington'u seriyi okuyan herkes bilir... Kendisi bizim kıyıda köşede kalmış, pek de göze çarpmayan Featherington kızlarından biri. Tabi Leydi Whistledown'a göre en zekileri de... Peki size Leydi Whistledown Penelope desem!? Evet, evet yanlış duymanız...

Son Söz Aşkın (Bridgerton Serisi-3)-Julia Quinn || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: An Offer From a Gentleman
Seri Adı: Bridgerton Serisi #3
Çeviren:  Serap Işıkçıus
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2010
Sayfa Sayısı: 416

ARKA KAPAK



Sophie Beckett, aslında bir kontun kızı olmasına rağmen ne Leydi Bridgertonun meşhur maskeli balosuna gideceğinin ne de Beyaz Atlı Prensinin onu orada beklediğinin hayalini kurmaya cesaret edebilir çünkü kibirli üvey annesi tarafından köşkün hizmetçisi olarak kullanılmaktadır. Ama daha sonra, gizlice içeri girmeyi başardığı baloda çekici ve yakışıklı Benedict Bridgertonun güçlü kollarının arasında dans ederken kendini kraliyet ailesinden birisi gibi hisseder. Yalnız ortada bir sorun vardır, saat geceyarısını gösterdiğinde bu sihrin sona ermesi gerekmektedir.
Kimdi bu olağanüstü kadın? O büyülü geceden sonra, gümüş elbiseli kadının güzelliğiyle adeta kör olmuş Benedictin gözü başkasını görmez, ta ki kendini, ona garip bir şekilde tanıdık gelen hizmetçi kıyafeti giymiş o alımlı kadını içine girdiği tatsız durumdan kurtarmak zorunda hissedene kadar…


Peri Masalına Hoşgeldiniz!
Sanırım serinin şimdiye kadar okunan kitaplarında (gerçi bu benim ikinci okuyuşum, serinin diğer kitaplarını da okudum ama onlar sayılmasın) Benedict kıyıda köşede kalan bir karakterdi. Yüreğe Söz Geçmiyor'da Anthony'nin öfkeli hallerinin yanında Benedict sönük kalmıştı, En Çok Beni Sev'de de keza. Özellikle Colin'in muzipliğinin yanında Benedict hep bir parça sönük kalmıştı ve bu onun hikayesi. Böylelikle Benedict'i daha iyi tanıyoruz. Bu tanışıklığın sonunda görülüyor ki Benedict de benim de aynı fikirde; o da bir parça arada kıyıda köşede kalmış hissediyor. Bir Bridgerton olmaktan Benedict olamamaktan şikayetçi... 
Diğer yandan Anthony'i de evlendiren annesi gözlerini onun ve Colin'in üstüne dikmiş durumda, malumunuz Violet'in çocuklarını evlendirmekteki ısrarı tüm Bridgerton severlerce biliniyor artık :)
Böylelikle Benedict kendini annesinin düzenlediği bir maskeli baloda buluyor. Tam da annesinin ısrarıyla Penelope ile dans etmeye niyetlenmişken bir anda tarif edemediği bir şeyler sonucu gizemli bir kadına çekilirken bulur kendini. 
Genç kadını tanımıyor oluşunda yüzündeki maskeden daha fazlası var. 
Terasta geçirdikleri ufacık zamanın ardından Benedict aradığı kadını bulduğunu düşünür. Ta ki genç kadın adamı aklında tonlarca soruyla bırakıp koşar adımlarla balodan ayrılana dek...

En Çok Beni Sev(Bridgerton Serisi-2)-Julia Quinn || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: The Viscount Who Loved Me
Seri Adı: Bridgerton Serisi #2
Çeviren:  Ayşe Bekoğlu
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 416
ARKA KAPAK
Yazarınız 1814ün olaylarla dolu bir sezon olacağına inanıyor, özellikle de bugüne kadar evlenmeyi düşündüğüne dair hiçbir işarette bulunmayan, Londranın en gözde bekârı Anthony Bridgerton için.Aslında neden evlensin ki? Söz konusu eksiksiz bir zampara gibi davranmak olduğunda, ondan daha iyisi bulunamaz… 
LEYDİ WHISTLEDOWNINCEMİYET GAZETESİ, NİSAN 1814

Ne var ki dedikoducu yazarımız bu defa yanılıyordu. Anthony Bridgerton sadece evlilik kararı kalmamış, bir eş adayı da seçmişti! Önündeki tek engel ise seçtiği kişinin ablası Kate Sheffielddı kendisi Londra balolarının o güne dek gördüğü en baş belası kişiydi. Nüktedan ve entrikacı Kate, bir yandan bu izdivacı engellemek konusundaki kararlılığıyla Anthonyyi deli ederken, diğer yandan çapkın vikontun erotik rüyalarının başmisafiri oluyordu.
Genel inancın aksine Kate, zampara beylerin zamanla ıslah olup iyi birer koca olabileceklerine inanmıyordu ve Anthony Bridgerton da bu zamparaların arasında en ahlaksız olanıydı. Kate kız kardeşini korumaya kesin kararlıydı fakat kendi kalbinin korunmasızlığı yüzünden de endişe içerisindeydi. Ve Anthonynin dudakları kendi dudaklarına değdiği anda, Kate ona karşı koyamayacağını anlayıp korkuya kapılmıştı..


Anthony!!!
İlk kitaptaki aşırı koruyucu ağabeyimizi daha yakından tanıyın!
Kendisi ilk kitaptan da bildiğimiz gibi çapkınlığıyla ün salmış bir hovarda :) Ama Leydi Whistledown'ın da söylediği gibi hovardaları zamparalardan ayıran özellikler var :)
Şaka bir yana Anthony Bridgerton genini taşıdığı her halinden belli, zeki, esprili ve oldukça hoş bir karakterdi. Zaman zaman saçmalasa da ona kızamayacağınızı hemen söyleyeyim.

Ve en az erkek karakter kadar zeki bayan karakterimiz; Kate! Julia Quinn'in yarattığı kadın karakterler her daim favorilerim oluyorlar. O kadar etkileyici karakterler yaratıyor ki yazar sempati beslememek imkansız.
Kate kız kardeşiyle birlikte Londra sosyetisine taktim edildiğinde yirmi bir yaşındadır. Bu yaş onu kız kurusu olma sınırında bırakmış olsa da genç kız evleneceğine dair pek de umutlu değildir. Bunda güzeller güzeli kız kardeşinin yanında bir parça sönük kalmasının payı büyük elbette. Bir de o, beylerin gözünde onayı alınması gereken bir abla maalesef...
Ta ki Anthony'le tanışına dek...

Yüreğe Söz Geçmiyor(Bridgerton Serisi-1)-Julia Quinn || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Julia Quinn

Orjinal Adı: The Duke and I
Seri Adı: Bridgerton Serisi #1
Çeviren:  Eda Özelmas
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Kitap Türü:  Tarihi Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2008
Sayfa Sayısı: 368



ARKA KAPAK


Kadere inanır mısınız? Peki ya kader bir gün yolunuzu aşkla keserse... 
Tutkuyu ilişkilerinizde hissederken aşktan korkup her şeyden vazgeçmek zorunda kalırsınız... Bazen imkansızlıklar geçicidir, bazen ise imkansızlıklar hayallerle kesişir... 
Julia Quinn, New York Timesin Çok Satanlar listesine giren romanıyla okuyucularıyla buluşuyor. Quinnin etkileyici üslubu karşısında duygulanacak, gerçek aşkın varlığına inanmaya başlayacaksınız. Bir yandan da gülümsemenizi sağlayacak bu içli aşk romanının her sayfasında kendinizden bir parça bulacaksınız...


Ah bu seri !!!
Bir ara cidden takmıştım historical okumaya; ama Julia Quinn'i diğer historicallardan ayıran yazarın eğlenceli üslubu bence. Hemen cümlemin başındaki 'bir ara'ya açıklık getireyim, kitabı ikinci okuyuşum. En baştan başladım seriye hadi hayırlısı :)


Bridgertonlarla tanışın! Hepsi nev-i şahsına münhasır 8 kardeşten bahsediyoruz evet. Anthony, Benedict, Colin, Daphne, Eloise, Francesca, Gregory ve Hyacinth. Ve anneleri Violet... Bu aileyle iyi tanışın her birini aklınızda tutun; çünkü tüm seri boyunca onlarla beraber olacağız :) Bir de LEYDİ WHISTLEDOWN var ki seriyi okuyanlar onun esas kimliğini bilirler. Siz şimdilik onun dedikodu sütunları yazdığını bilim yeter :)


Shayla Black-Günahkar Oyunlar || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Shayla Black

Orjinal Adı: Our To Loves
Seri Adı: Wicked Lovers #7
Çeviren:  Eda Aksan
Yayınevi: Dharma Yayınları
Kitap Türü:  Aşk, Yetişkin Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 432



ARKA KAPAK
İki erkek kardeş arasında...
Xander Santiago hayatını milyoner bir playboy olarak geçirmiştir. Aile şirketinde var olma ve yönetim kurulunda yer alma fırsatına asla sahip olamayan Xander, böylece yatak odasında bir efendi olmayı tercih eder. Büyük kardeşi Javier ise aile şirketinin tüm sorumluluklarını yüklenmiş ve bu mirası bir imparatorluğa dönüştürmek için durmaksızın çalışmıştır. Ancak, şirket içinde ortaya çıkan casusun, bir katille yaptığı iş birliği, karısının öldürülmesiyle sonuçlanır. Bu cinayet Javieri uzun yıllar süren suçluluk ve öfke girdabının içine sürükler… Ta ki Xander kardeşini kurtarmak için gelene dek.
Karşı konulmaz bir kadın...
Javierin hayatını yeniden yoluna koymasını arzulayan Xander; kardeşini sarhoş edip onu zorla da olsa, orada tesadüfen, güzeller güzeli London McLane ile tanışacakları Louisianaya sürükler. Büyük bir trajedi ve uzun yıllar süren mücadelenin ardından London, hayatında yepyeni bir başlangıç yapmaya kararlıdır. Ve bu iki seksi milyoner kardeş ona yardım etmek için sabırsızlanmaktadır. Hem de her anlamda. London, baştan çıkarıcı tekliflere karşı, kendini istekli bir arzuyla yanıp tutuşurken bulur… Ve tek isteği sevgisinin bu iki kardeşi iyileştirmesi olacaktır.
Kaçınılmaz bir tehlike...
Ancak bir katil, tüm bu yaşananları Santiago kardeşleri yok etme amacıyla uzaktan izlemektedir. Özellikle de sevgili kadınları Londonı hedef alarak. Korku ve arzular birbirine karışırken, soluksuz okuyacağınız bir macera.


Sanırım yorum yapmakta zorlanacağım bir kitap okudum...
Söze nereden başlasam, ne kadar anlatsam bilemedim. Bir kere bu kitap benim birisine 'illaki al oku' deyip önerebileceğim bir kitap değildi maalesef. Buna sebep büyük ölçüde yazarın konu seçimi oldu.

Arka kapaktan da anlaşılacağı üzere kendinizi üçlü bir ilişkinin içinde buluveriyorsunuz. Hani arka kapak yazısından yanılıp kızımızın iki aşk arasında kaldığını falan da düşünmeyin; baya baya üçlü takılıyo karakterler.

Günümüz kitaplarının olmazsa olmazı geçmişi sorunlu iki erkek kardeş Javier ve Xander... Javier karısının ihanetini ve ölümünü hazmedemeyip kendini alkolle avuturken, Xander da hayatı boyunca kimsenin ona ihtiyaç duymamasının acısını kadınlarla çıkarıyor.
Javier'in gün geçtikçe daha da kötüye gitmesi sonucu Xander ağabeyini Louisiana'ya götürür. amacı buradaki dostlarının da yardımıyla ağabeyinin bir parça toparlanabilmesidir.
Ama toparlanmak için orayı seçen yalnızca onlar değildir. London da yıllar süren tedavi sürecinin ardından yeni bir başlangıç yapmak için kuzeninin yanına gider. Ergenlik döneminde geçirdiği korkunç kazanın ardından epey yorucu bir rehabilitasyon süreci geçirmiş, artık hayatı tecrübe etmek istemektedir.

Umutsuz-Colleen Hoover || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Colleen Hoover
Orjinal Adı: Hopeless
Seri Adı: Hopeless Serisi #1
Çeviren:  Kübra Tenekeci
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitap Türü:  Aşk, Günümüz Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 429
ARKA KAPAK

Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holderla tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Skyın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holderın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holderın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.
Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir.

Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.

Sınav dönemi okuyamadıklarımın acısını çıkarıyorum resmen, bu ara bir okuyasım var ki sormayın. Bildiğim tek kafa dağıtma yöntemi bu çünkü, bunun da etkisi büyük...  Neyse efendim hemen kitaba geçiyorum ben lafı uzatmadan.

Başlarda, ki bu ilk 100 sayfa falan, sıradan bir kitap okuyorum izlenimine kapıldıysam da yazar beni şaşırtmayı başardı. Öncelikle şunu söylemem gerek; yazar okuyucunun aklındaki soru işaretlerini taze tutarak ve olayları acele etmeden azar azar aydınlattığından okurken kesinlikle sıkılmıyorsunuz. Aksine bir sonraki sayfada neler olduğunun merakı içinde buluyorsunuz kendinizi. Ki yazarın arada geçmişten minik kesitler sunması kitaba çok hoş bir etki katmış. 
Araştırmalarım sonucu öğrendim ki Umutsuz yazarın ilk romanı değilmiş, ki bu kesinlikle belli. Pek çok ilk romandaki gözden kaçırılan detaylara bu kitapta rastlamadım ben. Onun dışında anlatımın son derece yalın ve sürükleyici olduğunu da hemen belirteyim. Ki bunda çevirmenin de katkısı göz ardı edilmemeli. Çevirmen de son derece başarılı bir iş çıkarmış...

Dublin Caddesi-Samantha Young || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Samantha Young
Orjinal Adı: On The Dublin Street
Seri Adı: On Dublin Street #1
Çeviren:  Deniz Ece
Yayınevi: DexPlus
Kitap Türü:  Aşk, Yetişkin Aşk, 
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 364
ARKA KAPAK
Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerikadan iskoçyaya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.
Bulduğu ev Dublin Caddesindeki havalı binalardan birindeydi.
Yolda bir adamla karşılaştı.
Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Bradenla.
Joss, Bradenın her zaman kolunda taşıdığı Barbşe kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu. 
Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir? 
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlesiniz?
Trajedi. Seks. Tutku. Kahkaha. Kıskançlık.
#1
New York Times Bestseller
The Wall Street Journal Bestseller
Amazon Bestseller
USA Today Bestseller
Ve 30 ülkede milyonlarca okuyucuya ulaşmış, son yılların en çok konuşulan aşk hikayesi.

 İlk çıktığı günden beri okuma listemde yerimi almış bir kitaptı Dublin Caddesi esasında ama ancak fırsat oldu. Bestseller oluşunun hakkını verircesine dün gece 3'e kadar uyutmayıp kendini de bitirtti. Seviyorum böyle hemen biten kitapları :)

Jocelyn 14 yaşındayken tüm hayatını sarsacak bir travma yaşar. Gayet sıradan gibi başlamış bir gün okula gelen iki polis ve bir sosyal hizmetler görevlisinden ailesinin öldüğü haberini alır. Hiç beklemediği anda aldığı bu haberle sarsılan Jocelyn bundan bir sene sonra da en yakın arkadaşının ölümüyle sınanır. O günden sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmaz genç kız için. 

On sekizine kadar koruyucu ailelerin yanında kalan Jocelyn'in acısıyla baş etme yöntemi ailesi hiç olmamış gibi davranmak olur. 
Üniversiteyi bitirdiği yıl ev arkadaşı ve sevgilisi Londra'ya taşınınca Jocelyn'in yeni bir ev bulması gerekir. Böylelikle yolu Ellie ile kesişir. Esasında Ellie'den daha evvel ağabeyiyle.

Gelin Avcısı - Amy Appleton || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Amy Appleton

Orjinal Adı: The Bride Hunter
Çeviren:  Zehra Tapunç
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Kitap Türü:  Romantik Komedi, Çik-Lit, Aşk
Yayınlandığı Yıl: Mart 2012
Sayfa Sayısı: 416



ARKA KAPAK


Sonsuz kovalama...
Becca Orchard Londralı milyarder erkeklerin çöpçatanlar kraliçesidir.
Zengin ve yakışıklı erkekler mükemmel eşlerini bulabilmek için Aşk Tanrısı Eros ile St. Valentineı oynayan Beccaya güvenirler.
Becca başkaları için aşkı kovalarken ısrarcıdır. Ancak kendisi ile ilgili hiçbir beklentisi yoktur. İki yıl önce eski sevgilisi tarafından terk edildiğinde çöpçatanlığa başlamış ve o zamandan beri de aşkla işi asla birbirine karıştırmamaya özen göstermiştir.
İşiyle ilgili hiçbir sorunu yoktur.
Ta ki uzlaşılmaz bir müşteriyi kabul edene dek... Gelin Avcısı kalbinin yeniden çarpmasına izin verecek midir?

Uzun bir zaman internet alışveriş sitelerinde alınacak listemde kaldı bu kitap, muhakkak biri önermiştir de kim önerdi hatırlamıyorum. Hatırlarsam bir daha onu ciddiye almayacağım zaten :)
Şaka bir yana pek de içime sinen bir kitap olmadı Gelin Avcısı, beklentimin altında kaldı hatta.

Becca bir çöpçatan... Ama öyle bildiğiniz çöpçatanlardan değil, o bir profesyonel. Psikoloji eğitimi almış, üzerine yetenek avcılığı yapmış bir genç kadın karakterimiz. Ama hayatındaki bir kırılma sonucunda kendini profesyonel Eros olarak buluveriyor. Görevi erkeklere idealleştirdikleri kadınları bulmak ve tanışmalarına vesile olmak. Üstelik, her ne kadar annesi aksini düşünüyor olsa da işinde başarılı da.

Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar || Kitap Yorumu



Kitabın Yazarı: Ahmed Arif

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kitap Türü: Mektup
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 208
ARKA KAPAK
Ahmed Arifin Leylâ Erbile gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arifin sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
"Sabah gözlerimi sana açarım.
Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.
Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini..." 

Evet evet... Okudum da geldim aferin bana!
Sınavlarımın bittiği gün dönüş yoluna koyulmadan, yolda başlayayım diye aldım kitabı; ama en çok da okuduktan sonra 'biri'ne hediye etmek için.
Elimde fosforlu kalemim, ki ben çok az kitabı çiziktirerek okurum, pür dikkat başladım Ahmed Arif okumaya.
Eğer zaten benim gibi Ahmed Arif şiirlerini seven biriyseniz kitabı çok beğenirsiniz emin olun.
Riyadan arınmış, samimi duygular okuyanı etkisi altına alıyor hemen.

Kitapla ilgili daha evvelden bir paylaşım daha yapmıştım malum; alıntılara falan fazlasıyla yer vermiştim. 

O yüzden tekrardan alıntı paylaşmak istemiyorum çok fazla. 

(KIŞ) Okuma Şenliği


Merhabalar,
İlkini gördüğümde katılmaya heveslenmiş ama sonra vazgeçmiştim. İkincisini de geç fark ettim ama bu kez katılayım dedim kendi kendime.

Eminim pek çoğunuz haberdarsınızdır Sevgili Pinuccia'nın etkinliğinden. 
Daha detaylı bilgi edinmek isteyenleri ŞÖYLE alalım :)
Benim Kış Okuma Şenliği'ndeki seçimlerim ise aşağıdaki gibi, umarım tüm kategorileri tamamlayabilirim. 

1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap okuyanlara.

Gelin Avcısı-Amy Appleton (Altın Kitaplar, 413 syf)

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.

Sonsuz Sevgilerimle-Julia Quinn (Epsilon Yayınları, 356 syf) 

Kitabı milli kütüphaneden ödünç aldım :)

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap okuyanlara.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm-Zülfü Livaneli (Remzi Kitapevi ,221 syf)


4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.

Yalnız Gözlerin İçin-Fatih Murat Arsal (Ephesus Yayınları, 776 syf)

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara.

Masumiyet Müzesi-Orhan Pamuk (İletişim Yayınları, 592 syf)

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.

Sinekli Bakkal-Halide Edip Adıvar (Can Yayınları, 424 syf)

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara.
Tanrının Unutulan Çocukları-Craig Silvey (Avusturalya Edebiyatı) (Martı Yayınları, 448 syf)

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere.

Düşler Bahçesi-Benjamin Mee (Callisto Kitap, 286 syf)

9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.

Yağmur Sonrası-Sarah Joi (Arkadya Yayınları, 352 syf)

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.

Darağacında Üç Fidan- Nihat Behram (Everest Yayınları, 221 syf.)
şimdilik bu kitaba karar verdim ama değişebilir.

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.

İki Aşk Arasında Atatürk-Nesrin aydemir (Nokta Yayınları-320 syf.)
bu kitabın da değişme olasılığı yüksek

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını okuyanlara. [Bu kategoride kitap bulmada sıkıntı çeken çok olduğundan biraz esnettim kategoriyi]

Kuyucaklı Yusuf-Sabahattin Ali (İlk Roman - 1937) (YKY, 290 syf)

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.

Füreya-Ayşe Kulin (Everest Yayınları, 424 syf)

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.

Aşk İşaretleri-Latife Tekin ((Everest Yayınları, 109 syf)
ya da
Uzak-Oruç Aruoba (Metis Yayıncılık, 134 syf)
arasında kaldım bu kategoride. Sanırım ikisinden birini okuyacağım. Yalnız iki kitap da 200 syf sınırının altında :(

1995 de basılan kitapları bulmak ne kadar zormuş öyle... Yazar üzerinden araştırma yaptım resmen :) Başka seçenek bulursam değişebilir bu kitaplar da.

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap okuyanlara.

Bridgerton Serisinden üç kitap okuyacağım.

Yüreğe Söz Geçmiyor (Epsilon Yayınları, 368 syf)
En Çok Beni Sev (Epsilon Yayınları, 416 syf)
Son Söz Aşkın (Epsilon Yayınları, 416 syf)

Toplam 1200 syf


Ey Öğrenci; Evlen, Sen de Kurtul Biz de!


Az evvelki yazımda da bahsettim Kredi Yurtlar Kurumu'nun yaptığı düzenlemeden...
Bu düzenlemeye göre eğitim hayatı devam ederken evlenen üniversite öğrencilerinin kredi borçları silinecek.
Eee efendim milyonlarca işçinin kıdem tazminatının üzerine bir nefeste kalem çeken bu zihniyet öğrencisinin borcunu mu silemeyecek, güldürmeyin insanı. Bir nefeste silinir elbet o borçlar; siz hele o 'Evet'leri bir deyin.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İSTEYENLERİ BÖYLE ALALIM:
TIKKKKKKKKKKK

KIZLI ERKEKLİ DEDİLER GELDİK...


Zihniyetin bu kadarı PES dedirtir artık! Yani gündemde öyle açıklamalar dönüyor ki yenilir yutulur cinsten değiller. Bu haberlerin altında bir parça gündemi değiştirme niyeti yatıyor herkes farkında; ama yine de konuşulması ve üzerinde durulması gereken meseleler bunlar. Bir 'Kızlı Erkekli' söylemidir gidiyor... Yok aynı evde kalıyorlarmış da yok fuhuş ihbarları geliyormuş da vs. vs... Açıklamaların hedefi kim: Üniversite öğrencileri...

Gezi Direnişi, hemen ardından ODTÜ olayları... Gördüler ki gençlik susmuyor, düşünüyor, biat kültürüne karşı çıkıyor, ayaklanıyor, hakkını arıyor... Nasıl susturulur bu gençler? Buldukları yöntem bu belli ki... Halkta sorgulama bilinci oluşturmaya çalışan bu gençleri, yine aynı halka 'Tüh, Kaka' deyip karalamaya çalışıyorlar. 
Gençlerin uzun yıllar uğraşıp halkın gözündeki o kalıplaşmış öğrenci profilini silmeye çalışmasının üzerine yapılıyor bu açıklamalar. Neymiş efendim; kızlı erkekli kalınıyormuş öğrenci evlerinde. 

Öğrenci yaşamını tecrübe etmiş biri olarak yazmasam, konuşmasam olmazdı. 
Bunu tecrübe etmemiş biri olsaydım da susamazdım gerçi o ayrı...
Evvela nedir bu öğrenci evi mevzu gelin onu bir irdeleyelim:

Üniversitede 'Evde kalıyorum' ben derseniz hemen ardından size bir soru yöneltilir:
'Özel evde mi kalıyorsun, cemaatte mi?'
İşte Sayın Başbakan'ın kıskacına takılanlar bu ÖZEL evler, zira cemaat evinde kızlı erkekli kalınmaz(haşa)
Cemaat evlerinde kızlı erkekli kalınmaz ama oradaki kızların da her normal insan gibi flörtleri olur, olmalıdır da. Onlar da dışarı da erkek arkadaşlarıyla gezip tozarlar. Yeri gelir erkek arkadaşlarının evine gidip bir çay içebilirler. Bir kap yemek pişirebilirler...
Böyle yazınca sanmayın ki 'onların türbanlı bacılarına' laf atıyorum; aksine ben başı örtülü kardeşlerimin de sağlıklı bireyler olarak flört edebileceklerine dikkat çekiyorum.

Özel evlerde de durum pek farklı değildir. Nasıl aile evinde misafir ağırlanıyorsa öğrenciler de aldıkları aile terbiyesince misafir ağırlarlar. Arkadaşları gelir bir çay içerler, ders çalışırlar. Yurtta kalan arkadaşlarına sıcak bir tas çorba yaparlar mesela. Ki o kampüsleri ayrılan devlet yurtlarında, kafalar kampüsleri ayırmaya değil de yemekhanelerin iyileştirilmesine yorulsaydı o çocuklar bir tas adam akıllı çorba için arkadaş evine gitmezlerdi. Neyse mevzumuz bu değildi...

Ne diyorduk öğrenci evleri...
O evlerde yatıya da misafir ağırlanır, vardı öyle arkadaşlarım.
Şehir dışından sevgilileri gelir mesela o öğrenci arkadaşların, öğrenci bütçesi dışarıda konaklamayı karşılamaz evinde ağırlarsın. Ama bu demek değildir ki aynı çatı altında kalan iki genç illaki bugün ima edilenleri yapacak.
Gençlerimiz sevişmeden de sevmeyi biliyorlar Sayın Başbakanım.
Yani misal 'Ben kız kardeşime yapılmasını istemediğim hiçbir şeyi sevgilime yapmam' diyen adamlar var.
Nesli tükenmedi o türlerin.
Kaldı ki, tutun seviştiler...
İki kişi arasındaki en MAHREM paylaşımı dile getirmek kimsenin haddi de değil, görevi de...
Bahsi geçen insanlar reşitler ve kendi kararlarını verip kendi doğrularıyla yaşayabilirler. 
Sonuçta herkesin NAMUSU da NAMUS ANLAYIŞI da kendine...
Bunları  kirli MUHAFAZAKAR-DEMOKRAT anlayışınızla yargılamayın rica edeceğiz; zira biz ne MUHAFAZAKARlar gördük, sizinki düpedüz YOBAZlık.
DEMOKRASİyi ise hiç ağzınıza almayın lütfen. Çünkü siz size oy veren %50 yi her demeçte gözümüze sokarken, sokaktaki iki kişiden biri benim arkamda derken katlediyorsunuz o terimi. O iki kişinin ortasında durup size oy vermemiş olana sırtınızı dönüyorsunuz, yok sayıyorsunuz. Sizin bahsini ettiğiniz ÇOĞUNLUK DEMOKRASİSİ... Siz AZINLIK saydığınız o %50 ye yaşam hakkı tanımıyorsunuz.
Hani diyorsunuz ya "Hiç kimsenin özel hayatına müdahale etmiş değilim"
diye işte orada bir çelişkiniz var. 



YAZININ DEVAMINI OKUMAK İSTEYENLERİ BÖYLE ALALIM:
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI