KIYAFET YÖNETMELİĞİ DEMİŞKEN


Çağdaş ve demokratik ülkemin çağdaş ve demokratik kararları...
Ne mutlu bize özgür(!)leşiyoruz... Evet, canım; özgürüz, hem önlükle okula mı gidilirmiş! Önlük de neymiş! O üniforma ruhumuza vurulan paslı bir zincir(!)...

Bunları söylemek ister miydim; hayır! Söyleyenleri anlar mıydım; yine hayır! Zihniyeti değiştiremedikten sonra üniformalardan kurtulmak kimseye bir fayda sağlamaz., kaldı ki ben işin bu boyutunda falan da değilim...
Alınan bu kararın arkasında ne olursa olsun, ben bu karara onay veren herkesin oturup şunu sorgulamasını beklerdim: Be kardeşim, benim ülkemde açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insan varken, kıyafet bu insancıkların ihtiyaç listelerinde son sıralardayken ben neyin kafasıyla okulda kılık kıyafet serbestliği getiriyorum!

Dünya bu kararı alanların baktığı yerden göründüğü kadar güzel değil malesef... Bu ülkede insanlar aç... Bırakın kırmızı et yiyebilmeyi sofralarına koydukları kuru ekmeğe şükreden insanlar var. Meclis lokantasının güldüren cüzi rakamlarına rastlayamıyorsunuz çarşı pazarda. Ya da insanların ayılıp bayılarak izlediği o programlardaki gibi şatafatlı bir sofranın etrafında, çeşit çeşit yemeklere burun kıvıramıyorsunuz... Bırakın üç çeşit yemeği tek tencereye şükreden insanların ülkesi burası... Kaldı ki konumuz bu değil, ben döneyim esas meseleye...

Kıyafette özgürlük... İyi, güzel de bunun sonrasını oturup düşündünüz mü?
Hafta dediğin 7 gün, kaldı ki bir çocuk 5 gün gidiyor okula... Bu ne demek, bu 5 güne en az 2 takım kıyafet demek! Ayakkabı çeşidini geçtim, çantayı da keza; ama 2 takım pantolon, etek, elbise,gömlek, t-şört artık ne halt giyilecekse ondan giyecek bu çocuk... En az 2 takım... Ayda var 4 hafta... 4 haftanın 4ünde de aynı 2 takımı giydirin bakalım o çocuğa sıkıysa... Giymezler kardeşim! Sayıları az bile olsa, o sınıfta arkadaşları cicili bicili, rengarenk, değişik değişik giyerken sen o çocuğa 'evladım 2 takımla idare et' diyemezsin; desen de çocuk seni dinlemez... Hepimiz çocuk olduk zira... Eee! Sen okulu özgürleştirdin mi şimdi? Önlüğü çıkarttığın çocuğu giydiremedikten sonra getirdiğin özürlüğün bir anlamı var mı! Ben söyleyeyim; YOK! Üstelik sen çocuğu özgürleştirirken ana-babayı çaresizleştiriyorsun farkında değilsin! Karnını zor doyuran adama çocuğuna birkaç takım daha kıyafet al diyorsun! Al da, neyle...

Şimdi diyeniniz olabilir ki; 'abartma canım, sen de'
Emin olun abartmıyorum... Üniversitelerde bile, ki bu insanların bir kısmının yaşı yetişkin kategorisindedir, insanları kılık kıyafete göre sınıflandıran kişiler var; eee, malum, devir ye kürküm ye devri... 'SEN DE HEP AYNI KIYAFETLERİ GİYİYORSUN!' diyen insanlar gördüm ben, ciddiyim gördüm! Bunu üniversiteye gelmiş adamdan bile duyuyorsan küçücük çocuktan hayli hayli duyarsın. Sonra bir bakarsın eğitim yuvanda çocuklar marka yarıştırıyor... Bir köşede garipler de aşağılık komplekslerini besliyor... Diğer köşede ana- babalar da ifşa edilen yoksulluklarından utanıyor...

Eee, bu noktada şunu dersin: 'UTANMASI GEREKEN KİM'

Bugün ilkokulların çoğunda öğretmenler beslenme listesi yaparlar... Hiç oturup düşündünüz mü bunun nedenini? Altında yatan asıl amaç, her çocuk aynı şeyi yesindir! Nefis bu kardeşim, koca adamlar sahip olamıyorlar ki, küçücük çocuktan irade bekleyesin!

Velhasıl-ı kelam... Oturun da bir düşünün: Siz şimdi özgürleştiniz mi? Önlüklerden kurtulunca zincirlerden de kurtuldunuz mu? O zincirlerle beraber yoksulluğunuz da uçup gitti mi?

Eğitimde fırsat eşitliği diye çırpınırken ülkede insanlar, diğer yanda nasıl eşitsizlik sağlanır diye uğraşanlar var hala...
Kimin siyasi düşüncesi ne, beni ilgilendirmez... Karara iktidar mı imza atmış, muhalefet mi onu da sorgulamam ben... Karar yanlış mı; YANLIŞ...kaybedecek olan kim; BİZİM ÇOCUKLARIMIZ...

OTURUN DA BU KEZ SAHİDEN DÜŞÜNÜN! DÜŞÜNÜN AMA; SÜRÜYÜ TAKİP ETMEYİN!

5 yorum :

  1. şimdi öyle ilginç yönetilen bir ülkede yaşıyoruz ki, bu yönetim şeklinin temelleri 1950'lere dayanıyor. Vahşi Kapitalizm'in esiriyiz. Maalesef, kıyafet yönetmeliği de kapitalist sistemin biz insanlara oyunudur.

    Bugün 30 yaş ve üstü olanlar bilirler ki, baba çalışır ve üç çocuğu rahat okuturdu. Oysa şimdi, karı-koca çalışıyor bir çocuğa yetemiyorlar. Ne memurluk ne işçilik yetmiyor, yetmiyor...

    Çocukluk yıllarımda herkes aynı yerden giyinirlerdi. Zengin de fakirde. Hiç duymadım ki bir arkadaşımdan, malı mülküyle ya da kıyafetiyle övünsün. Kazanılan fazla para sadece gelecek için bir teminat olarak bir yerlerde birikirdi. Oysa şimdi tuvalalete çalışıyoruz.

    George Orwell'in 1984 romanını okumalısınız. Bakın bakalım bu günlerle bir benzerlik var mı?

    Ruhsuz, ananelerinden yoksun ve göstermelik zihniyete sahip; kazanayım-kazanayım mantalitesindeki bu insanların yönetimi ile, maalesef koyun gibi güdülüyor. ve her defasında da "mee" diyoruz -ki onlar yine yönetime geçiyor.

    On iki yaşımdaki kızım bile "ne kadar saçma baba, alan var, alamanyan var" diyebiliyorsa, varın artık siz gerisiniz düşünün. Yakında tüm Türkiye'de o gün giyilen kıyafetin, ertesi gün giyilmesini yasaklayan ve bunları kontrol etmek için RFID ihalesinde yandaşları olan yönetimle karşılaşmamız da mümkün. Yaşasın "onların demokrasisi" ;)

    YanıtlaSil
  2. Ne kadar da doğru söylemişsiniz...
    ama işin ironikliğine nerde biliyor musunuz; bu ülkede yarın seçim olsa dengelerde bir değişiklik olacağını zannetmiyorum. Ne iktidar değişir, ne de muhalefet...
    İnsanların oy verme kriterleri bağnazca, çok başka şeyleri önemsiyorlar oy verirken...
    Bu yönetmelik nereden bakarsanız bakın yanlıştır; ama bir kesim kesinlikle rahatsız değil bu değişiklikten. Çünkü onlara göre ilkokulda(!) türbanın önünü açacak bu uygulama...
    yani biz gelir düzeylerindeki eşitsizliği, alım gücünü falan tartışaduralım insanlar bambaşka kafadalar...
    "onların demokrasisi" demişsiniz, ne kadar da doğru...
    Çoğunluk demokrasisi denen şey azınlıklara varolma hakkı tanımıyor ne yazık ki... Ne kadar cesur olursanız olun, sesiniz bir şekilde kısılıyor...
    12 yaşındaki kızınızı taktir etmek lazım, bu idrak kapasitesinde olmayan siyasilerin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz...

    YanıtlaSil
  3. Onlar kendi ütopyalarında yaşıyorlar ve bizi de içine çekiyorlar. Hepimizin olması gereken by rüya, tam bir kabusa doru gidiyor. Allah sonumuzu hayır etsin. Şu türban meselesinde de size katılıyorum.

    Kızım ayrıca, Aziz Nesin'den haberi bile yokken; "Baba bence Türkiye'deki insanların %50si aptal" demişti ;) Umarım kızımı hapse atmazlar. Valla ben ona böyle birşey öğretmedim. (Silivri'dekileri hatırlayınca, kıvırma payı bırakmak istedim)

    YanıtlaSil
  4. Aman dikkat edin sonra kızınızı da Silivri'de bulmayalım:) Tabi işin şakası bir yana, bu ülkede düşünmek ve sorgulamak her daim suçtu ve daha uzun müddet öyle olacağa benziyor...
    Sırf Aziz Nesin'i öldürmek uğruna bir otel dolusu insanı yakan, sonrada o oteli kebapçıya çeviren hastalıklı zihniyetli insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz. Bölücülüğün her türlüsünü itinayla yapan, azınlık olan herkese tahammülsüz, sürü psikolojisi güden insanlar bunlar... Sonra da düşünüp sorgulamaya çalışan, toplumun kulağına kar suyu kaçırmaya niyetlenmiş üç beş aydını itinayla fişler, barındırmamak için ellerinden geleni de yaparlar...
    Sonumuz hayır mı olur şer mi bilinmez; ama ben pek aydınlık bir gelecek göremiyorum önümüzde...

    YanıtlaSil
  5. Karambolden yaşıyoruz işte...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI