Aşka Şeytan Karışır-Hande Altaylı || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Hande Altaylı

Yayınevi: Remzi Kitapevi
Kitap Türü:  Dram, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2010
Sayfa Sayısı: 208
ARKA KAPAK


Sıradan insanlar yoldan çıkmaz, en masumlar günahkâr olmaz, iyiler kötülük yapmazdı; eğer aşka şeytan karışmasaydı... Gençliğin verdiği cesaretle zor bir aşkın içine gözü kapalı giriverir Aslı. Toplum kurallarını, ahlakı, vicdanı, ayıbı bir kenara atarak, teyzesinin sevgilisi Ömer'e kaptırır kalbini. Sevgilisinin evli olması bile umurunda değildir ilk başlarda. Ama kıskançlık, sorgulamalar, hayaller ve hayal kırıklıklarının ardından çareyi kaçmakta bulur. Yıllar sonra, artık olgun bir kadın olduğunu sandığında, Ömer tekrar çıkar karşısına.


Yazarla tanışıklığım Kahperengiyle oldu, sonra dedim ki ben bu kadını okumalıyım... Veeee bu kitabın pdf'sine denk geldim şans eseri, hemen bitti...
Nasıl başladım, nasıl bitirdim anlayamadım bile! 

Evet, bu kitabını da beğendim; ama yazarın ilk tecrübesi olduğu anlaşılıyor. Ama öyle göze batan cinsten kusurlar değil bunlar...

Kitap ilişkileri sorgulatıyor insana; sadece aşkı değil, dostluğu ve arkadaşlığı da...
Öyle bir karakterle karşı karşıyasınız ki pek çok kez ona kızarken bulacaksınız kendinizi... Aslı sıradan bir kadın değil çünkü, tıpkı teyzesi Jülide gibi.


Kitabın son sayfasını şaşırarak okudum, ben daha farklı hayal etmiştim; demek ki iyimser bir taraf kalmış içimde...
Ama yazar gerçekçi bakış açısını hiç kaybetmemiş... 
Yasak bir ilişkiyi anlatırken sizi illaki mucizevi bir aşka inandırmak gibi bir gayesi yok;
insan olmanın getirdiği zafiyetleri anımsatmış sadece...

Neleri göze alırsınız aşk için? Bu soruyu sorun kendinize... Zira kitap sorduruyor!
İkinci kadın olmaya, artık zamanlarla idare etmeye, kıskanmaya alışabilir misiniz?
Ve tam da ardımda bıraktım dediğiniz anda aralık duran o kapıdan süzülürse hatanız ne yaparsınız?

Eğer isterseniz yazarın bu kitapla ilgili konuştuğu bir röportajına göz atın güzel kadının iffetli olması!

Kitaba 7 puan veriyorum; okumayı düşünenlere tavsiyemdir :)
Keyifli okumalarınız olsun :)





7 yorum :

  1. Bu romandan hiç haz almadım. Evet çabuk ve bir çırpıda okunuyor. İlginçlikler insanın merakını da arttırıyor. Yirmi beşli yaş kadınların hoşuna gidecek ve tonlarca erkeği asla hiç bir zaman farkedilmemesini sağlayacak bir roman ;) Bu romanı okuyup da, "hayatın realitesi" budur diyen her genç kız, tonla erkeği ıskalayacaktır ömrü boyunca. sonra Facebook'ta garip garip "ya neden böyle oluyor, bu erkekler ne kadar pisler" gibi şeyler paylaşmaya başlayacaktır. Genel itibariyle yeni neslin kadınlarına düşman kesildim, şu sıra. Nerdeeee analarımız gibi kadınlar; vefakar :(

    YanıtlaSil
  2. bu yorumunuzu okurken gülmekten alamadım kendimi, neden diye soracak olursanız; günümüz kadınları hakkındaki saptamanızdan dolayı sanırım:) Yeni neslin kadınlarına düşman kesilmeyin Murat Bey, bu durumda üzerime alınmam lazım:) Bahsettiğiniz tür yok diyemeyeceğim, varlar; hem de bir sürüler... Ama genellemeler bu türün dışında kalanlara haksızlık olur:)
    Sizinle bu neslin erkekleri hakkındaki saptamamı paylaşayım izninizle: Bu tecrübe nerden geliyor diye soracak olursanız erkek popülasyonunun fazla olduğu bir bölümde öğrencilik yaptım, elektrik elektronik mühendisliği pek kadınların tercih ettiği bir meslek değil haliyle... Üniversite hayatının bana kattığı şeylerden biri de erkekleri gözlemlemek oldu, öyle bir sınıfta neler gözlemleyebileceğinize şaşarsınız!
    Hani demişsiniz ya "bu erkekler ne kadar pisler" diye, bu tezinizi çürütecek pek fazla şey göremedim ben ne yazık ki... Belki de bu nesil(!) den kaynaklanan bir sorundur. Bakışaçıları oldukça sığ ve yüzeysel... Hani "ben almayayım, alana da mani olmayayım" diyilebilecek cinsten...
    yorumumda bahsettiğim gerçekçilik buydu işte; şimdiki nesil(ki ben gururla kendimi bu tabirin dışında tutuyorum) aşktan bambaşka şeyler anlıyor, derinliği olmayan, sığ ilişkiler... Yazarın bu konudaki tabiri şu:'sevişecek kadar sevmek'... Gerçekçilikten kastım bu... Kadın-erkek ayrımı yapmadan şunu söyleyebilirim ki zihniyet gün geçtikçe tek bir şeye odaklanıyor, geçmişte aşklarda beklenen o naiflik ve derinlik, sevdiğini gözünden sakınma durumu yok artık. Her iki taraf da ne koparabilirsem kardır zihniyeti güdüyor çünkü... Realiteden kastım bu işte, aşkın geçirdiği dönüşüm... Ki ben bu neslin yaşadığına aşk demiyorum o yüzden...
    Eeee, kurunun yanında yanan yaş otlar yok mudur; vardır elbet...Ama nesil gözünüzü korkuttuysa kendiniz gibi olanları aramak gibi bir gayeniz de olmuyor; geriye ıskalanmış yaşamlar kalıyor...Varsın kalsın, yanlış ilişkiler yaşamaktan iyidir:)

    YanıtlaSil
  3. Elbette belirtmem gerekirdi, istisnalar mutlaka vardır. Belki de benim göremediğim kadarıyla fazla istisna vardır. Veyahut, benim şikayetçi olduklarım birer istisnadır.

    Kim kimin yüzünden böyle beter oluyor, hangi cins hangi cins yüzünden ıstırap çekiyor, bilinmez; hiç çözülemeyecek bir problem gibi. Eh ben erkek tarafın baktığım doğrudam kadınlara sardırdım. Ama gerçekçi olarak bakarsam, sizin tespitlerinizi de asla red etmem. Benim "tü kaka" dediğim ne kadar kadın varsa, en az bir o kadar da erkek var.

    Aslında sizi 30 yaş civarı olarak düşündüm -ki tefrika halinde paylaştığınız öykü sebebiyle öyle düşündüm. Dolayısıyle, sizi kapsamaması için 25 yaş civarı dedim. Eh komşuyu az kayırmak istedim. :)

    Fakat işin gerçeği, TÜM KADINLAR demek isterdim yorumumda. Her neyse, her kör satıcının bir kör alıcısı vardır. Dediğinize benzer gibi söylersem; rezaleti yaşamak yerine, melankoliyi tüttürmek daha keyiflidir ;)

    Bir de şu durum var, gerek kızlar gerekse de erkekler şimdiden küçük yaşlarda bi SEVGİLİ BULMA moduna sokulmaktadırlar. Ben bilmem ki, annem veya babam bana sevgilin var mı desinler. Bu yaşımda bile daha hiç sorulmaz. Evliliğim süresince, misafirliğe gittiğim ailelerleri garip bulmuştum. Hemen hemen hepsi dersem inanın yalan olmaz. Gerek kızı olsun, gerek de oğlu; hepsi de çapkınlıklarını ve peşinde koşturduklarıyla övünüyorlar. Eh haliyle bu durumu gören kızım için de ben de, derin derin vaaz vermek zorunda kalıyorum: Zeka herzaman güzellikten önde olmalıdır...

    YanıtlaSil
  4. Üzülerek belirtiyorum ki özellikle belirttiğiniz yaş grubu içerisindeyim, 23 yaşındayım ben:) Ama rahat olun hiçbirini kendi üzerime almıyorum:)
    Günümüz ilişkileri üzerine kafa patlatıp konuşmaya değecek ilişkiler değiller; o yüzden kim kimin yüzünden böyle oldu, kadınlar mı masum yoksa erkekler mi gibi konulara hiç girmiyorum:) En iyisini Sezen Aksu'yla Meral Okay söylemiş:"masum değiliz hiçbirimiz"...

    Ergenlik dönemine girmiş-girecek olan bir kızınız var... Bu süreçte size başarı ve sabır dilemekten başa ne diyebilirim inanın bilmiyorum. Şimdiki nesil için sevgili(!) olmak kavramı çok olağan, bu durumu körükleyen aileler de var ne yazık ki.

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel...

    Ben 23 yaşımdayken sümüklü sümüklü dolaşıyordum. Oysa size bakınca ne güzel, takdir ettim; kendime ise utandım. Keşke sizin gibi her genç duyarlı olabilse. Kendini yetiştirebilse.

    YanıtlaSil
  6. Estafirullah Murat Bey...
    Kendini yetiştirme süreci sonlu bir süreç değil, attığınız her adım aslında bilmediğiniz ve bilmeniz gereken ne kadar çok şey olduğunu farketmenizi sağlıyor. Ben de bunun dehşetini yaşayanlardanım:)

    YanıtlaSil
  7. Bu dünya akıllı adamın işi değil :) Farkındalık kadar acı veren ne var ki bu dünyada?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI