KIYAFET YÖNETMELİĞİ DEMİŞKEN


Çağdaş ve demokratik ülkemin çağdaş ve demokratik kararları...
Ne mutlu bize özgür(!)leşiyoruz... Evet, canım; özgürüz, hem önlükle okula mı gidilirmiş! Önlük de neymiş! O üniforma ruhumuza vurulan paslı bir zincir(!)...

Bunları söylemek ister miydim; hayır! Söyleyenleri anlar mıydım; yine hayır! Zihniyeti değiştiremedikten sonra üniformalardan kurtulmak kimseye bir fayda sağlamaz., kaldı ki ben işin bu boyutunda falan da değilim...
Alınan bu kararın arkasında ne olursa olsun, ben bu karara onay veren herkesin oturup şunu sorgulamasını beklerdim: Be kardeşim, benim ülkemde açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insan varken, kıyafet bu insancıkların ihtiyaç listelerinde son sıralardayken ben neyin kafasıyla okulda kılık kıyafet serbestliği getiriyorum!

Dünya bu kararı alanların baktığı yerden göründüğü kadar güzel değil malesef... Bu ülkede insanlar aç... Bırakın kırmızı et yiyebilmeyi sofralarına koydukları kuru ekmeğe şükreden insanlar var. Meclis lokantasının güldüren cüzi rakamlarına rastlayamıyorsunuz çarşı pazarda. Ya da insanların ayılıp bayılarak izlediği o programlardaki gibi şatafatlı bir sofranın etrafında, çeşit çeşit yemeklere burun kıvıramıyorsunuz... Bırakın üç çeşit yemeği tek tencereye şükreden insanların ülkesi burası... Kaldı ki konumuz bu değil, ben döneyim esas meseleye...

Kıyafette özgürlük... İyi, güzel de bunun sonrasını oturup düşündünüz mü?
Hafta dediğin 7 gün, kaldı ki bir çocuk 5 gün gidiyor okula... Bu ne demek, bu 5 güne en az 2 takım kıyafet demek! Ayakkabı çeşidini geçtim, çantayı da keza; ama 2 takım pantolon, etek, elbise,gömlek, t-şört artık ne halt giyilecekse ondan giyecek bu çocuk... En az 2 takım... Ayda var 4 hafta... 4 haftanın 4ünde de aynı 2 takımı giydirin bakalım o çocuğa sıkıysa... Giymezler kardeşim! Sayıları az bile olsa, o sınıfta arkadaşları cicili bicili, rengarenk, değişik değişik giyerken sen o çocuğa 'evladım 2 takımla idare et' diyemezsin; desen de çocuk seni dinlemez... Hepimiz çocuk olduk zira... Eee! Sen okulu özgürleştirdin mi şimdi? Önlüğü çıkarttığın çocuğu giydiremedikten sonra getirdiğin özürlüğün bir anlamı var mı! Ben söyleyeyim; YOK! Üstelik sen çocuğu özgürleştirirken ana-babayı çaresizleştiriyorsun farkında değilsin! Karnını zor doyuran adama çocuğuna birkaç takım daha kıyafet al diyorsun! Al da, neyle...

Şimdi diyeniniz olabilir ki; 'abartma canım, sen de'
Emin olun abartmıyorum... Üniversitelerde bile, ki bu insanların bir kısmının yaşı yetişkin kategorisindedir, insanları kılık kıyafete göre sınıflandıran kişiler var; eee, malum, devir ye kürküm ye devri... 'SEN DE HEP AYNI KIYAFETLERİ GİYİYORSUN!' diyen insanlar gördüm ben, ciddiyim gördüm! Bunu üniversiteye gelmiş adamdan bile duyuyorsan küçücük çocuktan hayli hayli duyarsın. Sonra bir bakarsın eğitim yuvanda çocuklar marka yarıştırıyor... Bir köşede garipler de aşağılık komplekslerini besliyor... Diğer köşede ana- babalar da ifşa edilen yoksulluklarından utanıyor...

Eee, bu noktada şunu dersin: 'UTANMASI GEREKEN KİM'

Bugün ilkokulların çoğunda öğretmenler beslenme listesi yaparlar... Hiç oturup düşündünüz mü bunun nedenini? Altında yatan asıl amaç, her çocuk aynı şeyi yesindir! Nefis bu kardeşim, koca adamlar sahip olamıyorlar ki, küçücük çocuktan irade bekleyesin!

Velhasıl-ı kelam... Oturun da bir düşünün: Siz şimdi özgürleştiniz mi? Önlüklerden kurtulunca zincirlerden de kurtuldunuz mu? O zincirlerle beraber yoksulluğunuz da uçup gitti mi?

Eğitimde fırsat eşitliği diye çırpınırken ülkede insanlar, diğer yanda nasıl eşitsizlik sağlanır diye uğraşanlar var hala...
Kimin siyasi düşüncesi ne, beni ilgilendirmez... Karara iktidar mı imza atmış, muhalefet mi onu da sorgulamam ben... Karar yanlış mı; YANLIŞ...kaybedecek olan kim; BİZİM ÇOCUKLARIMIZ...

OTURUN DA BU KEZ SAHİDEN DÜŞÜNÜN! DÜŞÜNÜN AMA; SÜRÜYÜ TAKİP ETMEYİN!

Rachel Gibson- Yazar Arkadaşlar Serisi || Kitap Yorumu

4 kitaplık bu seri okuyanı pişman etmeyecek cinsten...
Rachel gibson romantik komedide zaten rüştünü ispat etmiş bir yazar, ben okuduğum hiçbir kitabından pişmanlık duymadım. 

SERİNİN İLK KİTABI GİZEMLİ OYUN

Lucy esrarengiz romanlar yazan oldukça alımlı ve de güzel esas kızımız... Quinn ise yakışıklı ve gözü pek polis memurumuz ve tabi ki esas oğlan... Bu ikili nasıl mı bir araya geldi; internetten!
Lucy yeni kitabı için araştırma yapmakla meşguldür, kitabının kahramanı internet üzerinden tanıştığı erkekleri öldüren bir kadın seri katil... Ve kızımız da kahramanın ruh haline bürünebilmek için internetten tanıştığı erkeklerle küçük randevularda buluşuyor. Şansa bakın ki o sıralar tam da roman kahramanı gibi bir kadın seri katil ortalarda dolaşmakta ve Lucy bir şekilde polisin şüpheli listesinde... 
Lucy Quinn'in tesisatçı olduğunu zannederken, şüpheli listesinde olduğundan habersiz yalanlarla başlayan tutkulu garip bir ilişkinin içinde buluverir kendini.
Gerisi mi... Gerisi kitapta...
Ama benden söylemesi güzel bir kitap. 5 üzerinden 4'ü hakeder en azından :)



İÇİNDE AŞK VAR

Bu seferki kahramanımız aşk romanlarının talihsiz yazarı Clare... O kadar talihsiz ki erkek arkadaşını başka bir erkekle yakalıyor, üstelik yatakta... Tam da hayatındaki bu tür acı (!) gerçeklerle yüzleştiği dönemde arkadaşı Lucy'nin düğününden sonraki sabah gözlerini tanımadığı bir otel odasında açar. Ve evet, Clare tek gecelik ilişkilerin kadını değildir... Üstüne bir de otel odasındaki yabancının aslında yabancı olmadığı gerçeğiyle başetmesi gerekecektir. Esas oğlan da tam da bu noktada devreye giriyor işte: Sebestian...

Ve kaçınılmaz son: AŞK! Elbette bunu kabullenmeleri bu kadar kolay olmayacak, okuyun da ne demek istediğimi kendiniz görün :)
Bu kitap da benden 4'ü kapar :)


SIRLAR AŞKA ENGEL Mİ?


Bu seferki yazarımız Meddie... 
Yıllar sonra geçmişiyle yüzleşmek için döndüğü kasabada planlamadığı şekilde kendini aşıkken bulacaktır, tıpkı Mick gibi...
Ama tabi aşmaları gereken kocaman bir sır vardır aralarında!
Tahmin edileceği üzere kitabın sonunda bu soruya yanıt 'HAYIR' olacak, keşke gerçekte de herşey bu denli kolay olsa...

5 üzerinden 4 ü hakkıyla alan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim :)



LANETLİ TALİH

Bu kitapta ise Adele ve Zack'in hikayesine tanıklık edeceğiz. 
Hayır tahmin ettiğiniz gibi yeni tanışacak bir çift falan değil onlar; aksine geçmişleri ve kapatılmamış hesapları olan  bir çiftle karşı karşıyayız. 

4 kitabın içinde bu kitabın yeri bende bir başka nedense, sanırım okuduğum serinin okuduğum ilk kitabı olduğu için... O yüzden ufacık bir kıyak yapıp bu kitaba 4.5 veriyorum:) 

KEYİFLİ OKUMALAR:)



Tepeden Tırnağa-Laura Reese || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Laura Reese
Orjinal Adı: Topping From Below
Çeviren: Merve Duygun
Yayınevi: Sonuz Kitap
Kitap Türü: Günümüz Aşk, Yetişkin Okuyucu
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 400
ARKA KAPAK


Tutkunun, aşkın ve ihanetin kalbine doğru karanlık bir yolculuğa çıkacaksınız...


Nora, vahşice öldürülen kardeşi Franny'nin katilini bulmaya kararlıdır. Kardeşinin, adı yalnızca M. olarak geçen gizemli bir müzik profesörüyle yaşadığı gizli sadomazoşist ilişkiyi günlüğünden öğrenince hayrete düşer. Cinayetle ilgili sırları açığa çıkarma umuduyla bu tehlikeli ve acımasız adamı baştan çıkarmak için bir plan yapar. Ama bu plan, gizemli bir adamın karanlık kalbine doğru adım adım cehenneme giden bir yolda kâbusla sona erecektir.
Ve şimdi hayatı gerçekten tehlikededir. Tehlikenin sebebinin, M. mi yoksa kendisine M.'den daha yakın
biri mi olduğunu çok geç anlayacaktır. "Müstehcen bir cinsellik, karmaşık bir aşk ilişkisi...
Cesur, erotik ve gerilim dolu."
San Francisco Chronicle Book Review
"Hikâye tehlikeli bir erotizm girdabıyla hayat buluyor."
Harper's Bazaar
"Ateşli sahnelerle bezenmiş sürükleyici bir hikâye."
Playboy



Bir kitabı korku-gerilim diye alıp bu kadar hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz...
Tek kelimeyle özetleyeceksem: hayal kırıklığı...

Yani hangi birini yazsam bilemedim, o denli kötüydü. 

"Nora, vahşice öldürülen kardeşi Franny’nin katilini bulmaya kararlıdır. Kardeşinin, adı yalnızca M. olarak geçen gizemli bir müzik profesörüyle yaşadığı gizli sadomazoşist ilişkiyi günlüğünden öğrenince hayrete düşer. Cinayetle ilgili sırları açığa çıkarma umuduyla bu tehlikeli ve acımasız adamı baştan çıkarmak için bir plan yapar. Ama bu plan, gizemli bir adamın karanlık kalbine doğru adım adım cehenneme giden bir yolda kâbusla sona erecektir. Ve şimdi hayatı gerçekten tehlikededir. Tehlikenin sebebinin, M. mi yoksa kendisine M.’den daha yakın biri mi olduğunu çok geç anlayacaktır."

pek çok sitede okuyabileceğiniz tanıtım bunları söylüyor. Kitap basit olarak Franny'nin cinayetiyle başlıyor... Ve ablamız Nora'nın katili bulma(!) çabalarıyla devam ediyor. Bu çabalara şüpheliyi ayartmak da dahil...
Tamam, cinsellik tabu değildir dedik ama bu kitaptaki sapkınlıktan öte bir şey... Mide bulandırıcı... Rahatsız edici... 
Kitabı +18 uyarısının farkında olarak aldım; ama bence bu yaş sınırı hafif kalmış.
Elli ton üçlemesiyle dikkat çeken BDSM konusuna değinilmiş bu kitapta da... Ben bu konunun uzmanı falan değilim, ki bu konu hakkındaki bilgim sözlük anlamını bilmekten öteye gitmeye de bilir; ama kitapta bahsi geçen Bay M. 'nin yaptığının BDSM'yle bağdaştırılması da yanlış olur, adamın bağlı olduğu sınırlar ne bileyim güvenli kelime falan yok. Hep daha fazlasına odaklanmış hastalıklı bir zihniyetle karşı karşıyayız. Tabi kitabı okurken Nora'nın zihniyetini de sorgulamadan edemeyeceksiniz...

Diğer yandan kitabı beğenmeyişimin başka bir nedeni de idda edildiği gibi kitabın polisiye falan olmayışıydı. Ben bu kitabı sırf bu yüzden almıştım ve bu konuda daha beter bir fiyaskoyla karşılaştım! Kitap polisiye- gerilim diye falan kategorize edilemez bence, çünkü bu anlamda çok yetersiz.
Birinci gözden anlatıldığı için katil konusunda objektif davranamıyorsunuz, yazarın da bu konuda etkisi var elbette. 
Kitabın sonuna doğru kendinizi salak yerine konmuş hissediyorsunuz... Ki bir polisiye- gerilim kitabında en olmaması gereken şeydir bu! 
Kitap hakkıında söyleyecek daha bir sürü şey bulabilirim; ama inanın yazmak bile istemiyorum. Hayatımda ilk defa bir kitap için OKUMAYIN! diyorum; hem vaktinize hem paranıza yazık...


Kapak mapak hiçbir şey kurtarmaz bu kitabı :/
Bu kitap 1 puanı bile zor alır benden, o da sırf harcadığım vakit için :(

Keyifli okumalarınız olsun...


İlişki Durumu Karmaşık-Rachel Gibson || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Rachel Gibson
Orjinal Adı: Truly Madly Yours
Seri Adı: Truly, Idaho Serisi #1
Çeviren: Aslı Tümerkan
Yayınevi: Nemesis Yayınları
Kitap Türü: Günümüz Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 328
ARKA KAPAK

Delaney yıllar önce terk ettiği Truly'ye üvey babasının cenazesi için geri döner. Fazla kalmak gibi bir niyeti yoktur çünkü bu küçük, dedikoducu kasaba, ona hiç iyi şeyler hatırlatmamaktadır. Üvey babasının vasiyetini de dinledikten sonra kasabadan ayrılacağını zanneden Delaney'in planları, vasiyette yer alan bir madde yüzünden tamamen bozulur. Delaney üvey babasından kalan büyük mirasın payına düşen kısmını alabilmek için bir yıl Truly'de kalmak zorundadır.

Delaney'i bekleyen bir yıllık süre, geçmişinden gelen küçük hesapları kapatmakla uğraşacağı günlere, aşka, tutkuya ve heyecana gebedir. Bir yılın sonunda onu bekleyen sürpriz ise onu büyük bir karar vermeye itecektir.
Bu deli dolu ve romantik kitabı okurken çok eğleneceksiniz.


Rachel Gibson okuyanlar bu kadının farkını elbet bilirler... Evet tahmin edeceğiniz 
üzere kitabımız romantik komedi; ama yazarın bu işi bildiğini garanti ederim.

Kitap Delaney'in yıllar sonra üvey babasının cenazesi için kasabaya dönmesiyle başlıyor. Tahmin edilebileceği gibi kızımızın bu kasabada uzun müddet kalmak gibi planları yoktur. Ta ki üvey babasının miras için koyduğu şartı öğrenene dek... Bu şart Delaney'i bir yıl boyunca kasabada kalmaya zorlamaktadır ve bu da yıllardır kaçmaya çalıştığı pek çok sorunu beraberinde getirir.

Kitabı okurken böyle bir konunun bir romantik komedide değil de dramda karşımıza çıkması durumunu düşünmeden edemedim: neyden mi bahsediyorum... Şöyle ki...

Üvey babamız pek de masum bir adam değil aslında; kendi öz oğlunu kabul etmeyecek kadar katı bir adam, üvey kızına ilgi gösterecek kadar çelişilerle dolu aynı zamanda. Aaa, bir de kontrol manyağı; bunu da atlamamış olayım. Yıllar boyunca mükemmel olmaya zorlanmış genç bir kadını okuyoruz aslında ve hayatının bir yerinde ipleri eline almaya çalışmasına tanıklık ediyoruz.

Ve bir de Nick var tabi ki... Reddedilen öz evlat ve Delaney'in ardında bırakmaya çalıştığı gençlik karmaşası... Ben bu adama üzüldüm ne yalan söyleyeyim... Babası tarafından kabul edilmeyişinin yanı sıra küçücük bir kasabada onun üvey kızına gösterdiği ilgiyi izleyerek büyümüş bir çocuk. Delaney ne kadar imkan sahibiyse Nick bir o kadar sefalet yaşamış... Ama hiçbiri bu iki insanın aşık olmasına engel olamamış...

Aşık olmak başka, kabullenmek bambaşka tabi... Biz de bu süreci okuyoruz işte...


Kitabın yurtdışı görselleri gördüğünüz gibi, yayınevinin yeni bir görsel arayışını yadırgamıyorum bu yüzden :)

Kitaba 8 puanı gönül rahatlığıyla veririm...
Keyifli okumalarınız olsun:)


Şimdi Benimsin- Güneş Demirel || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Güneş Demirel

Yayınevi: Önce Kitap
Kitap Türü:  Dram, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 640
ARKA KAPAK
Hüznün aşka doğru attığı her adım onun kelimelerinden biri...
Her cümlesi acı dolu bir yüreği aşka daha çok yaklaştırıyor.

Güneş Demirel, klavyesinde gezinen parmaklarının yüreğinize dokunduğunu hissedeceğiniz bir yazar.
Şimdi Benimsin
Elifle Fıratın onlardan ummayacağınız aşkının romanı.
Acıyla başlayan her aşk gibi yakıcı onların aşkı da. Çaresizliğin birleştirdiği her çift gibi onlar da aslında yalnız.
Tabii birbirlerinin olana kadar!
Elifin aile özlemine umulmadık şekilde yer açan yeni ailesiyle hissettiği huzurun doğurduğu bir aşk, Fıratın kendini ispat için başladığı ama içten içe kıskanarak büyüttüğü bir aşk onlarınki.
Yalnız kaldıkları her saniye nefretken önce alışkanlığa sonra da vazgeçilemezliğe doğru ilerliyor...
Okumaya başlayın... Sayfaların yetmeyeceğini göreceksiniz!

Bu kitaba internette gezerken denk gelmiştim, biraz oku'dan ilk birkaç sayfasını okuyunca beni o denli etkilemişti ki hemen sipariş vermiştim.
Nitekim çabuk bitti, gerçi bunun benim psikopat gibi aralıksız okumamla da ilgisi var :)
Yazarın ilk kitabı, bu yüzden eleştirirken ılımlı olmaya gayret edeceğim...

Öncelikle etkilenmemin en büyük nedeni toplumda hala yara olan tecavüz konusuna değinmiş olmasıydı
ve karakterin gözünden o psikolojiyi anlatışı beni gerçekten sarsmıştı... Ta ki kitap biraz ilerleyene dek...
Neyi beğenmedin diye sorarsanız...
Bir kere Elif'in hayatını karartan o kararı veren, oğullarına bu konuda baskı uygulayan ailenin yazarın anlattığı kadar iyi ve anlayışlı olabileceği bana inandırıcı gelmedi. Keza, aynı inançsızlığı Elif'in üniversiteye gitmesinde de hissettim. Töre töre diye tutturan bu insanlar evli, üstelik yeni bebeği olmuş bir kadını üniversiteye gönderirler mi düşünmek lazım?

Sonra Fırat'ın aşkı... Evet, bu aşka inandım; karakteri samimi de buldum, uğraşlarını taktir de ettim. Bunlara diyecek sözüm yok... Elif'in bu konudaki tutumu çok katı geldi bana; herkesi affetti, bir tek onu affetmesi yıllarını aldı.
Kitapta zamanda yapılan 4 yıllık atlamayı ayrı gereksiz buldum...
Yani kısacası başlardaki o beğenim son sayfalara doğru silindi gitti.

Yani illa ki mutlu son olmak zorunda değildi, sırf öyle olsun diye bu denli ıkınmanın anlamı yok!
Ki bence daha gerçekçi bir bakış açısıyla olaya yaklaşıp sayfa sayısını azaltıp daha etkileyici bir kitaba imza atabilirmiş yazar... Ama işte ilk kitap, ilk tecrübe...

Bunun dışında kitap bir dünya basım hatasıyla doluydu. Yazarın zaman kalıbı konusunda karışıklık yaşaması okumayı güçleştiriyor... Ayrıyeten kitabın editoryal düzenlemesini yapanlar da buna hiç dikkat etmemişler.

Okumayı düşünüyorsanız okuyun efendim, birşey kaybetmezsiniz. Ben kitaba puanım 6  :)
Keyifli okumalarınız olsun...




Aşka Şeytan Karışır-Hande Altaylı || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Hande Altaylı

Yayınevi: Remzi Kitapevi
Kitap Türü:  Dram, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2010
Sayfa Sayısı: 208
ARKA KAPAK


Sıradan insanlar yoldan çıkmaz, en masumlar günahkâr olmaz, iyiler kötülük yapmazdı; eğer aşka şeytan karışmasaydı... Gençliğin verdiği cesaretle zor bir aşkın içine gözü kapalı giriverir Aslı. Toplum kurallarını, ahlakı, vicdanı, ayıbı bir kenara atarak, teyzesinin sevgilisi Ömer'e kaptırır kalbini. Sevgilisinin evli olması bile umurunda değildir ilk başlarda. Ama kıskançlık, sorgulamalar, hayaller ve hayal kırıklıklarının ardından çareyi kaçmakta bulur. Yıllar sonra, artık olgun bir kadın olduğunu sandığında, Ömer tekrar çıkar karşısına.


Yazarla tanışıklığım Kahperengiyle oldu, sonra dedim ki ben bu kadını okumalıyım... Veeee bu kitabın pdf'sine denk geldim şans eseri, hemen bitti...
Nasıl başladım, nasıl bitirdim anlayamadım bile! 

Evet, bu kitabını da beğendim; ama yazarın ilk tecrübesi olduğu anlaşılıyor. Ama öyle göze batan cinsten kusurlar değil bunlar...

Kitap ilişkileri sorgulatıyor insana; sadece aşkı değil, dostluğu ve arkadaşlığı da...
Öyle bir karakterle karşı karşıyasınız ki pek çok kez ona kızarken bulacaksınız kendinizi... Aslı sıradan bir kadın değil çünkü, tıpkı teyzesi Jülide gibi.


Kitabın son sayfasını şaşırarak okudum, ben daha farklı hayal etmiştim; demek ki iyimser bir taraf kalmış içimde...
Ama yazar gerçekçi bakış açısını hiç kaybetmemiş... 
Yasak bir ilişkiyi anlatırken sizi illaki mucizevi bir aşka inandırmak gibi bir gayesi yok;
insan olmanın getirdiği zafiyetleri anımsatmış sadece...

Neleri göze alırsınız aşk için? Bu soruyu sorun kendinize... Zira kitap sorduruyor!
İkinci kadın olmaya, artık zamanlarla idare etmeye, kıskanmaya alışabilir misiniz?
Ve tam da ardımda bıraktım dediğiniz anda aralık duran o kapıdan süzülürse hatanız ne yaparsınız?

Eğer isterseniz yazarın bu kitapla ilgili konuştuğu bir röportajına göz atın güzel kadının iffetli olması!

Kitaba 7 puan veriyorum; okumayı düşünenlere tavsiyemdir :)
Keyifli okumalarınız olsun :)





Kahperengi- Hande Altaylı || Kitap Yorumu

Kitabın Yazarı: Hande Altaylı

Yayınevi: Doğan Kitap
Kitap Türü:  Dram, Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 324
ARKA KAPAK

Romanları yayımlandığında en çok satanlar listesinden aylarca inmeyen Hande Altaylı'dan yaşamın içinden, samimi ve sarsıcı yeni bir roman.
O sabah yatakta gözlerini açtığında ise kendini iyi hissetmiyordu. Bir gece önce Fırat'ı görmek dengesini altüst etmişti. Geçmişin asla sandığımız kadar uzakta kalmadığı gerçeğiyle yüzleşmek, yeteri kadar uzağa gidemediği kaygısını doğuruyordu. Yoksa yıllar geçtikçe güçleneceğine, zayıflıyor muydu insan? Olgunlaşacağına koflaşıyor, dayanıklılığını yitiriyor muydu? Öğreneceğine unutuyor, bildiklerinden şüpheye mi düşüyordu? Geride bıraktığı onca şeyden ve onca yıldan sonra böyle yaprak gibi titremek, kendini başa dönmüş gibi hissetmesine yol açıyordu. Yürümüş, yürümüş ama hiçbir yere gidememişti. Belki de dünyanın yuvarlak olması, daima başladığın yere, yani kendine döneceğin anlamına geliyordu.
Küçük bir Anadolu kasabasından İstanbul'un ışıklı gecelerine uzanan bir yolculuğun hikâyesi. Sevginin değil, mecburiyetin birlikte tuttuğu bir ailede büyüyen Narin ilk kez âşık olduğunda yolların nihayet daha büyük yollara bağlandığını, o büyük yolların da başka şehirlere, ülkelere kavuştuğunu anlar. Ve biri gittiğinde arkasında bir yol bıraktığını. Ama o yolların nefrete, ihanete de açıldığını anlaması için aradan yılların geçmesi, dostlukların sınanması, kaybedilenlerin bulunması gerekecektir.

Aşka Şeytan Karışır ve Maraz adlı romanları yayımlandığı yıllarda en çok satanlar listesinden aylarca inmeyen Hande Altaylı'dan yaşamın içinden, samimi ve sarsıcı yeni bir roman.


Bu kitapla ilgili söyleyeceğim o kadar çok şey var ki aslında... Nereden başlasam bilemiyorum...
Öncelikle belirteyim yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve çok beğendim.
Dili oldukça sade, arada öyle cümleler var ki kendinizden satırlar okuyorsunuz...
ve yazarın bakış açısı çok gerçekçi; bir şeyleri romantizm maskesi altına gizlememiş, aşkı arkasına saklanılan bir mabet haline getirmemiş. Gerçi kitaptan aklımda son kalan şeylerden biriydi aşk... Çok daha başka sorgulamalara itiyor kitap insanı. 
'Ne gibi' dediğinizi duyar gibiyim, şöyle ki:

Aile olmak ne demek diye durup düşündürüyor...
Aynı çatı altında yaşayıp, aynı çaresizliği paylaşmak aile olmaya yeter mi...
Kitaptaki geçmişe dönüşler en çok etkilendiğim bölümlerdi.
Moskof Recep'le Kara Hatice'nin mutsuz evliliği, aile içi şiddet, yoksulluk, kenar mahallelerin tanıdık çaresizliği... 
Belki çok bilindik şeyler ama gerçek şeyler de aynı zaman da...
Mehmet, Narin ve Şadiye... Üç kardeş... Üç farklı karakter...
Büyüdükçe babasına benzeyen Mehmet; gözyaşı hep hazırda bekleyen kendi gölgesinden bile korkan Şadiye ve etrafındaki tüm olumsuzluklara rağmen kendi gerçeği için savaşan Narin...
Bir de lacivert montlu çocuk var ki, yıllar sonra bir hayalet gibi geçmişin sancısını sürüklüyor ardından.

Ve Deniz... Kardeş olmanın kan bağını şart koşmadığının en güzel örneği...
Kitabı kapattığınızda ya Deniz gibi olan dostunuz gelecek aklınıza, öyle bir dostunuz yoksa da olmasını dileyeceksiniz canı gönülden. 

Geçmiş ayağımızda sürüdüğümüz paslı bir prangadan farksız aslında... Bunu bir kez daha anımsattı bu kitap bana. Ardında bıraktığını sandıkça aynı acının kollarında bulman kendini, bu yüzden belki de. Geçmiş takılı kalıyor bazen, bir yerde; geçemiyor...

<<< Hayat engebeli olmaktan çıkıp engebenin kendisine dönüştüğünde, dönebilmek için dünyayı dolaşmanız gerekir >>>

yazarın kitapla ilgili sorulara verdiği cevapları merak ediyorsanız;

"kahpelik"lerin romanı
ayşe arman'la pöportaj

Kitap 9 puanı gönül rahatlığıyla alıp favorilerim arasında da yer bulur kendine :)
 Kesinlikle okuyun derim... Keyifli okumalarınız olsun :)




Karanlığın Elli Tonu- E. L. James || Kitap Yorumu


Kitabın Yazarı: E. L. James
Orjinal Adı: Fifty Shades Darker
Seri Adı: Elli Ton Üçlemesi #2
Çeviren: Seviç S. Tezcan
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Türü: Yetişkin Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 640

ARKA KAPAK

Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...
Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Ruhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.
Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.
Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır.

Ve bu kararı tek başına vermelidir...

Keşke bu kitap için de ilki kadar beğendiğimi yazabilseydim; ama malesef...

Pek çok nedeni var hangisinden başlasam acaba...

Kitabın yarısına kadar bir Leila gerilimi var ve sonra bir bakıyorsunuz o kadar gereksiz bir gerilim ki ve o kadar klişe ki... Yani bir kadın ayrıldıktan 2,5-3 sene sonra ve hayatına başka birileri dahil olmuşken neden bir erkeği saplantı haline getirsin! Gereksizdi bence...


Kitapta beğendiğim ve devam etmeme neden olan Christian'ın terkedilme korkusu ve Ana'ya olan samimi hisleriydi. Bunu kızımız cephesinden de görmek mümkün... O da karşısındaki adam için çaba harcıyor; ama bence Christian bu konuda daha çok taktiri hak ediyor. 

İlk kitapta 'ben kalpler ve çiçekler adamı değilim' diyen adamın iflah olmaz bir romantik olacağı kimin aklına gelirdi ki :) 

Çift arasındaki e-mail trafiği yine oldukça eğlendiriciydi... Kitapların en sevdiğim yanı diyebilirim.

Christian'ın çocukluğu hakkında daha fazla şey bilmek isterdim sanırım, bu konuda da hayal kırıklığına uğradım. Bu kitaptaki erotik kısımların gereksiz olduğunu düşünenlerdenim, yani bir parça normal kabul edilebilirdi de kadın sırf sayfa sayısını arttırmak için oturup fantazilerini yazmış!


Orjinal kapağı kullanmak ve çevirmeni değiştirmemek son derece isabetli kararlar olsa da bunlar bile kitabı kurtarmaya yetmez...

Bu kitap 6 puan ancak alır benden, o da sırf Christian hatrına :)


Bu arada 3. yü okuyacak mıyım, evet; ama o da sırf malum kişi için. Yoksa eminim o kitap da hayal kırıklığı dolu olacak ve yazar klişelerin dibine vuracak...
Keyifli okumalarınız olsun :)



Grinin Elli Tonu-E. L. James || Kitap Yorumu



Orjinal Adı: Fifty Shades of Grey
Seri Adı: Elli Ton Üçlemesi #1
Çeviren:  Seviç S. Tezcan
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Türü:  Yetişkin Aşk
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 576
ARKA KAPAK

Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...
Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.


Evet evet ben de bu kitabı okuyanlar kervanına katıldım; o kadar çok konuşuldu ki merak ettim çünkü.
Bir de ben bakayım neymiş bu Elli Ton dedim...İyi demiş miyim dememiş miyim tartışılır :)

Efendim öncelikle şunu baştan belirteyim:
Kitabın ismini duyanların ilk tepkisi 'Erotikmiş bu kitap ya' demek oluyor...
Doğrudur öyle sayfalar fazlaca mevcut; ama ben tanıtımında bu uyarı olmadan en az bu kitap kadar cinsellik barındıran kitaplar da gördüm. Nitekim tarihi-aşk romanı okuyanlar ne demek istediğimi anlarlar. Historical diye adlandırdığımız tarzdaki erotizmden daha fazlası yok bence. Ha burada bir de işin içine BDSM ilave edilmiş, ki ben bu kitabı okuyana dek bu kavramdan haberdar değildim. Farklı olarak bir bu durum var...

Gelelim cinsel içeriğin haricinde kitap hakkındaki yorumuma. Açık söyleyeyim ben arka plandaki aşkı sevdim... Özellikle ikili arasındaki e-mailleri gülümseyerek okudum. Aralarındaki etkileşim ve enerji oldukça güzel anlatılmış... İşin cinsellik boyutuna takılmazsanız siz de benim gibi düşünürsünüz zannederim ki. 

Bu kitabı okuyan neredeyse tüm kadınlar gibi ben de Christiancıyım :)
Etkileyici bir karakterdi bence... Öyleki kitabın son sayfasını bitirdiğinizde dahi karakterin geçmişini merak ediyorsunuz. Zaten benim serinin ikinci kitabını alma nedenim buydu (O kitap hakkındaki yorumum da mevcut(: )

Bir de tuhaf olan noktaya dikkat çekmek istiyorum: 
Gerçek hayatta  bir erkekte istemeyeceğimiz özellikleri barındıran roman karakterlerini bu denli benimseyip sevmemiz de ayrı ironi tabi...
Karşınıza bir Christian Grey çıksa; 'hadi oradan sapık' demez misiniz?
Neticede insan psikolojisi kendini koruma üstüne kurulu ve bu tip erkeklerin pek de tekin oldukları söylenemez...


Yayınevi orjinal kapağı tercih ederek çok da iyi yapmış :)

Neyse efendim; kısacası bu kitabı okuyan ve hiçbir işe yaramaz diyenlerin aksine ben kitabı yerden yere vurmuyorum.
Kitaba puanım 7...

Keyifli okumalarınız olsun :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI